IX) Vücûdundan ayrilan her seyin (örnegin kesilmis saçlarinin) kutsalligi ile övünür: basini tiras ettirdigi vakit saçlarinin halka dagitilmasini emreder.

Saç kestirmeyi ya da basi tiras ettirmeyi "rahmet" isi sayan Muhammed: "Yâ Rab! baslarini tiras edenlere rahmet eyle, saçlarini kestirenlere de rahmet eyle" diye duâ ederdi1. Basini tiras ettirecegi zaman önce basinin sag tarafini ve sonra da sol tarafini tiras ettirirdi. Sonra da kesilen saçlarinin halka dagitilmasini emrederdi2.

Basini tiras edenlere, bunun onlar için bir "seref" ve "bahtiyarlik" isi oldugunu anlatmaktan geri kalmazdi. Bunun böyle oldugunu anlamak için, "Haccetü'l-Vedâ" (Vedâ hacci) sirasinda onun basini tiras eden Ma'mer Ibn-i Abdullah'in su anisini kendi agzindan dinleyelim:

"Vedâ Hacci'nda ben, Resûlullâh'i tiras etmege memur idim. Kurban bayraminin ilk günü Resûl-i Ekrem tiras olmak üzere oturdu. Ve basini kaldirip yüzüme bakarak: -Ey Ma'mer! Elinde usturan oldugu halde Resûlullâh sallâhu aleyhi ve sellem kulaginin yumusagini senin yed-i kifâyet ve hazâkatine teslîm ediyor- buyurdu. Ben: -Yâ Resûla'llâh! Nâil oldugum bu saâdet , Allah'in bana en büyük fadl ü keremidir- dedim. Resûl-i Ekrem: --Evet öyledir- buyurdu. Sonra resûlullâh'i tiras ettim" 3.

Görülüyor ki Muhamned, basini tiras edecek olan Ma'mer'in, bu isi kutsal bir görev bilerek: "Yâ Resûla'llâh! Nâil oldugum bu saâdet , Allah'in bana en büyük fadl ü keremidir" demesini: "Evet öyledir" diyerek onaylamis oluyor.

Müslim ve Tirmizî gibi kaynaklardan ögrenmeteyiz ki Muhammed, tiras olmak üzere Ma'mer'in önüne oturdugunda, basinin sag tarafina isâret ederek: "Burayi al!" demis, sonra da sol tarfinin tiras edilmesini emretmistir. Böyle yapmasinin sebebi sag'in sol'a üstün olduguna inanmis bulunmasindandir. Hatirlatalim ki her ise sag taraftan baslamayi, kendisi için oldugu gibi bütün müslümanlar için de dinsel kural haline getirmisti!

Basinin sag tarafini tiras ettirdikten sonra, bu saçlarini Ebû Talha'ya verdigi, sol tarafini tiras ettirdikten sonra bu saçlarinin halka dagitilmasini emrettigi anlasilmaktadir. Bununla beraber bazi rivâyetlere göre basinin sag tarafindan çikan saçlari halka dagittirmistir4.

Su hususu tekrarda yarar vardir ki, Muhammed'in saçlari, ya da hattâ vücûdundan çikan tüyleri, tipki tükürügü ve abdest aldigi suyu gibi, müslümanlar için kutsal nitelikte seyler olarak kabul edilmistir. Islâm kaynaklari bunun örnekleriyle dolu., Örnegin Ubeydetü's-Selmânî'nin söylemesi söyle: "Resûl-i Kibriyâ'nin vücûd-i mukaddesinden ayrilan bir tüyü, benim nazarimda, yer yüzünde meksûf olan ve yer altinda medfun bulunan bütün altin ve gümüs hazînelerinden daha kiymetlidir ve daha sevimlidir" 5. Kisaca türkçelestirecek olursak bu sözler söyle oluyor: "Yüce peygamberin kutsal vücûdundan ayrilan bir tüy bile, benim nazarimda, yeryüzünün altinda ve üstünde bulunan altin ve gümüs hazînelerinden daha degerli ve daha sevimlidir".

Yine bunun gibi Muhammed'in ünlü kumandanlarindan Halid Ibn-i Velîd, sefere çiktigi zamanlar giydigi serpusuna, Muhammed'in saçindan bir kaç tane koyar, bunu ugur sayarmis. Bu saçlardaki "ugur" nedeniyle savaslarda zaferler elde ettigine inanirmis. Bundan dolayidir ki Muhammed'in bir tüyü'ne ya da ona âid herhangi bir sey'e sahip olmak ugruna: "Anam, babam ve bütün varligim ve hayâtim fedâ olsun" diyerek saygi ve baglilik gösterisinde bulunurmus6.

Bu sayginlik ve baglilik bugün dahi ayniyle sürüp gitmektedir. Her ne kadar sümügünden ta da tükrügünden bir seyler kalmis degilse de, onun hirkasi ya da saçi bugün hâlâ ziyârete açilip öptürülür

1 Buharî'nin Ibn-i Ömer'den rivâyeti için bkz. Sahih-i... (Cilt VI, sh. 158, H. no. 832).

2 Sahih-i... (Cilt VI, sh. 158-9)

3 Buharî'nin Tarîh-i Kebîr' inden ve ve ayrica Sahih-i'nden naklen bkz. Sahih-i Buharî Muhtasari... (Cilt VI. sh. 161)

4 Müslim ve Buharî gibi kaynaklarda yer alan rivâyetler için bkz. Sahih-i... (Cilt VI, sh. 159).

5 Ahmed Ibn-i Hanbel'in Müsned adli yapitindan naklen Bkz. Sahih-i... (Cilt VI. sh. 160).

6 Bu konuda Islâm kaynaklarinda pek çok bilgi oldugu anlasilmakta. Bkz. Sahih-i... (Cilt VI, sh. 160)