XIII) Insanlari "koyun sürüsü" ve kendisini de bu sürü'nün "güdücüsü" (çobani) olarak tanimlayarak övünür:
Islâm kaynaklarinin bildirmesine göre Muhammed, gençlik yillarinda, daha dogrusu yirmi yaslarinda iken, Mekke'nin Karârît1 denen mevkide koyun güdermis; her bir koyun basina "bir kirat" ücret alirmis. Buharî'nin Ebû Hüreyre'den rivâyetine göre bir kere ashabiyle konusurken söyle demis: "Allah hiç bir Peygamber göndermemistir, muhakkak o Peygamber koyun gütmüstür" . Kendisini dinleyenler sorarlar: "(Yâ Resûla'llâh!) Sende mi?". Muhammed cevap verir: "Evet, ben de ehl-i Mekke'nin Karârit (mevki)inde koyun güderdim" 2.
Bu sözleriyle anlatmak isterdi ki, koyun sahibi ve "çoban" olmanin ilâhî nitelik tasiyan bir yönü vardir. "Sükûnet" ve "tevazû" gibi meziyetlerin koyun sahiplerinde oldugunu söylerdi. Buna karsilik deve sahiplerinin "iftihar" (övünç), "kibir" ve "azâmet" gibi olumsuz niteliklere sahip bulunduklarini belirtirdi3
Islâmci'larin bu sözlerden çikardiklari anlam sudur ki, güyâ Tanri, her biri bir "ümetin" güdücüsü olacak olan peygamberleri, yönetim (idâre) ve itâat ettirme isinde tecrübeli ve yetkili olsunlar diye koyun güdücülügü isiyle görevlendirir. Çünkü bu hayvanin diger hayvanlara nazaran daha mûnis (insan'dan kaçmayan, kani sicak vs) , daha çabuk itaat eden (boyun egen), yaradilistan zayif ve korunmaya muhtaç yönleri vardir. Üstelik etinden, sütünden, derisinden yararlanma olasiligini verdigi için bereketi çok bir hayvan sayilir ve bu nedenle Cennet hayvanlarindan addolunur. Bununla beraber, muhtemelen aklinin eksikligi nedeniyle, ve çayirlik yerdeki yasami itibariyle, diger hayvanlara nazaran, daginik yasamaya egilimlidir. Su bakimdan ki, bir koyun sürüsü çayira saliverildigi zaman, koyunlardan her biri bir tarafa çeker ve basa çikilmaz bir hal alir. Bu itibarla koyun sürüsünü bir arada tutup toplu olarak çayira yaymak, basli basina bir "mehâret", bir beceriklilik isidir ki, bu da ancak usta bir çoban'in elinden gelir. Bundan dolayidir ki her kes çobanlik edemez. Usta bir çoban, sesinin tonu ve ahengi sayesinde koyunlari itaatkâr kilarak bir arada otlatip sürmege muktedirdir. Ve iste "Peygamberler", ilerde kendi ümmetlerini yönetmekle, güdüp gözetmekle görevli olacaklari için, Tanri tarafindan, daha önceden çobanlik isiyle görevlendirilmislerdir4.
Bu mantiktan çikan sonuç sudur ki "ümmet'ler"den her biri, "sagilmak" ve kendilerinden "yararlanilmak" bakimindan bereketli birer koyun sürüsüdür, ve "Peygamber'ler" de bu sürünün güdücüsüdürler! Bundan dolayidir ki Muhammed: ""Allah hiç bir Peygamber göndermemistir, muhakkak o Peygamber koyun gütmüstür" diye konusurken, koyun güdücülügü isini yapmis olmanin gururlulugu içerisindeydi; övünme nedenlerinden biri de buydu. Nitekim kendisini "Peygamber" olarak ilân ettigi tarihten ölünceye kadar, yâni yirmi yillik bir süre boyunca, "usta bir çoban" gibi, Arap'lari gözü kapali bir sekilde kendisine boyun egdirtmis, Tanri'ya ve kendisine teslimiyet içerisinde tutabilmis, diledigi gibi yönetmis, 45 kadar çete saldirisina ve 29 savasa sürükleyebilmis, kendisi için duâ'lar ettirtmis, ve genel olarak mutlak yetkilere sahip bir hükümdar gibi onlar üzerinde saltanat sürebilmistir.
*
1 Ibn-i Mâce, Ibrahîm Harbî, Ibn-i Cevzî, Ebû Ishâk-i Harbî gibi sarihler "Karârit" sözcügünün Mekke civarinda bir yerin adi oldugunu söylerler. Buna karsilik Hâfiz Ibn-i Hacer gibi sarihler Mekke civarinda Karârit nâmiyle bir yer bulunmadigini, bu deyimin "nakid" para anlamina geldigini bildirmistir. Bir kani'ya göre bu yer, "Kirat" adini tasiyan bir para'yi kullanan bir yeri ifâde etmektedir, ki bunun Misir oldugu söylenir. Bu itibarla "Karârit'in nakid mânâsina degil, mahall-i ra'y (otlatma yeri) mânâsina hamli daha dogrudur" denir. Bu konuda bkz. Sahih-i... (Cilt VII, sh. 28-29)
2 Sahih-i... (Cilt VII, sh. 28, Hadîs no. 1028)
3 Buharî'nin Ebû Hüreyre'den rivâyeti için bkz. Sahih-i... (Cilt X, sh. 387, Hadîs no. 1652).
4 Sahih-i... (Cilt VII, sh. 30)