XIX) "Bana cinsî münasebette kirk erkek gücü verildi" ve "Bu dünya metaindan kadinlar, güzel kokular bana sevdirilmistir..." diyerek sehvetinin çoklugu ile övünür.
Muhammed, sadece neseb, fazilet, ahlâk, karakter, bilgi vs... bakimindan kendisini, diger bütün insanlara üstün, ve "mükemmeliyet" bakimindan emsali olmayan bir kimse seklinde gösterip övünmekle kalmamis, fakat bir de cinsellik (sehvet gücü) bakimindan da öyle saymistir. Cinsî münasebet gücü (sehevilik) hususunda Tanri'nin kendisini bütün insanlardan ve gelmis geçmis bütün peygamberlerden üstün yarattigini söylemis ve söyle demistir: "Cebrâil bana bir çömlek getirdi de ben ondan içtim ve bunun üzerine bana cinsî münasebette kirk erkek gücü verildi" 1. Kadinlara düskün olusunu, Tanri vergisi seklinde anlatmak maksadiyle de söyle eklerdi: "Bu dünya metaindan kadinlar ve güzel kokular bana sevdirilmistir..." 2
Sehvet gücü bakimindan (yâni "recûliyette") bütün insanlara ve bütün peygamberlere üstün bulunmayi kendi ilâhî'liginin bir isâreti yapmisti. Buharî'nin Enes b. Mâlik'ten rivâyetine göre gecenin ya da gündüzün her hangi bir vaktinde, bütün kadinlarini teker teker siradan ziyâret eder, her biriyle cinsî münasebette bulunur ve sonra "Bana kirk erkek gücü verildi" diye övünürdü. Her def'asinda ziyâret ettigi kadinlarinin sayisinin en azindan 9 ya da 11 oldugu düsünülecek olursa3 onu bu övünmesinde hakli bulmak gerekir.
Hemen isâret edelim ki, Hatice ile evli bulundugu Mekke döneminde bu tür bir övünme yoluna basvurmus degildir. Bu gelenegi, Hatice'nin ölümünden sonra, ve daha dogrusu Medîne'ye geçipte iki düzineye yakin kadinla evli bulundugu dönemde edinmistir. Çünkü Hatice ile evli bulundugu süre boyunca baska kadinlarla iliski kurmayi, ya da evlenmeyi ya da cariye edinmeyi, aklindan geçirmemistir: son derece kuvvetli bir karaktere sahibi olan Hatice'den çekindigi ve esasen her bakimdan ona muhtaç bulundugu için böyle bir sey yapmayi düsünemezdi. Bu itibarla Hatice ile evli iken sehvetinin bollugu ile övünme yolunu seçmemis olmasi dogaldir. Fakat Hatice'nin ölümünden sonra, hem de aradan iki ay bile geçmeden ardi ardina birbirinden güzel kadinlarla evlenmis, bir o kadar cariye edinmis ve sayilari iki düzineyi bulan bu kadinlarla sehvet ihtiyacini giderirken kendisini Tanri tarafindan özel olarak sehvet gücü ile donatilmis gibi göstermistir. Bundan dolayidir ki bir gecede, hattâ günde iki kez olmak üzere bütün kadinlariyle cinsî münasebette bulundugu görülmüstür. O kada ki Sahabî'lerin söylemesine göre kendisini ölüme götürecek olan hastaligin agirlastigi bir zamanda dahi, kadinlarinin hepsini teker teker ziyâret etmekten geri kalmamistir. Son günlerini çok sevdigi Ayse'si ile cinsî münsebette bulunarak geçirebilmek için diger kadinlarina nöbetlerini Ayse lehine terketmelerini istemistir. Ayse söyle der: "Resûlullâh... gününün geç kaldigindan sikâyet eder: -'Ben bugün kimin nöbetindeyim? Yarin kimin nöbetinde olacagim?-' der (ve benim günümü özlediginden dolayi) diger ümmühât-i mü'minîne beyân-i itizâr eylerdi (diger kadinlarindan hos görülmesini isterdi)"4.
Sunu belirtelim ki Muhammed, kadinlariyle olan iliskilerini sadece sehvet ölçegine göre degerlendirirdi; daha baska bir deyimle kadinlarina karsi sehvet disinda bir duygu beslemezdi. Bunun böyle oldugunu yine Ayse'den ögrenmekteyiz. Su bakimdan ki Ayse, her ne kadar Muhammed'in kendisini diger kadinlarindan üstün tuttugunu, diger kadinlardan çok fazla sevdigini bilmekle beraber, bu za'f ve sevginin hiçte öyle samimî ve derin olmadigini ve esasen kadinlarindan hiç birine karsi gerçekten bagli bulunmadigini bilirdi. Bundan dolayidir ki bir gün Muhammed kendisine: "(Ey Ayse) sen benden önce ölsen de ben seni gasletsem, kefenlesem, namazini kilsam, sonra da defnetsem sana ne ziyân?". dediginde ona su cevabi vermistir: "Bana öyle geliyor ki bu islerin hepsini yaptiktan (ve beni defnettikten) sonra benim odama dönüp, kadinlarindan biri ile sabahlayacaksindir" 5
*
"Ihyâu 'ulûmi'd-dîn" adli yapitinda Imâm Gazalî, sehvete düskünlük ve sehvet bollugu i'tibariyle Arap'larin özel bir yaratilista olduklarina, ve bunu bir övünme vesilesi saydiklarina deginir. Bu görüsü dogrulayan bir örnek olmak üzere Muhammed, biraz önce dedigimiz gibi, cinsel gücü'nün (sehveti'nin) bollugu ile övünmeyi, "fazilet" ve "erkeklik" isi bilmis, Tanri'nin kendisine cinsî münesebette kirk erkek gücü verdigini söylemistir. Bunu Arap bedevisi'nin sapli bulundugu ahlâk anlayisindan dolayi mi, yoksa cinsî kudret ile zekâ seviyesi arasinda oranti bulundugunu sanmasindan mi yaptigi tartisilabilir! Bununla beraber, Muhammed'i her yönü ile körü körüne savunmayi ma'rifet bilen Islâmci'lar, cinsiyet guddeleri güçlü olan kimselerin zekâ üstünlügü bakimindan (yâni "deha" ve "yaraticilikta") çok basarili olduklarini iddiâ ederler. hattâ yabanci yazarlarin görüslerine sarilarak ve örnegin Carrel'den alintilar yaparak: "Eger Dante Beatris'i sevmeseydi, kim bilir belki de Ilâhî Komedya dogmayacakti" diye bilgiçlik taslarlar. Bunu yaparlarken "sehevî ask" ile "platonik ask"i birbirine karistirdiklarini hesap etmezler. Muhammed'in cinsel gücü'nün "sehevî ask"a dayali bulundugunu, oysa ki kiyaslama yapmak üzere örnek verdikleri Dante'nin Beatris'e karsi "platonik" bir ask ile bagli olup bunun sehvet gücü ile ilgisi bulunmadigini düsünemezler.
Öte yandan "zekâ" ve "deha" ile "sehvet gücü" arasinda oranti kurmanin Muhammed'in lehine degil, aleyhine sonuç verebilecegini de hesap etmezler. Düsünmezler ki Muhammed'ten önce gönderildigi söylenen "Peygamberler" arasinda Dâvûd ve Süleyman gibileri vardir ki haremlerinde 300 ya da 700 kadar kadin ve cariye bulundurmuslar, ömürlerini bu sayidaki kadinlarla seviserek geçirmislerdir. Ve eger bizim Islâmci'larimizin kendilerine dayanak yaptiklari oranti geçerli olacak olursa, bu taktirde zekâ ve deha bakimindan Muhammed'in, bu diger peygamberlere nazaran çok gerilerde yer almasi gerekecektir, çünkü onun birlikte yasadigi kadinlarinin sayisi, toplam olarak iki düzineyi geçmemistir; ayni zamanda bulustugu kadinlarin sayisinin da 9 ya da 11 oldugu kabul edilir. Daha baska bir deyimle 300 kadinla yasayan Davud'un, ya da 700 kadinla yasadigi söylenen Süleyman'in "zekâ" ve "sehvet gücü" bakimindan Muhammed'ten üstün olmalarinin kabulu gerekecektir.
Ve nihâyet dikkat nazarina almadiklari bir husus daha vardir ki o da tarih boyunca fikir ve düsünce alaninda en büyük deha'larin, sehvet gücü normal ya da hattâ az olanlar arasindan çiktigidir ki, verilecek örneklerin basinda Aristo, Sokrat vs... gibi kimseler vardir.
*
1 Ibn Sa'din et-Tabakatu'l- Kübra (Beyrut 1960-1965) (Sh. 374) kitabinda yer alan bu Hadîs-i serif için bkz. Öztürk, age (sh. 59)
2 Bu sözlerine bir de sunu eklerdi: "...Namaz ise, gözümün nurudur, en çok sevdigim seydir" . Bkz. Ahmed b. Hanbal, Musnad, III, 128, 285. hadîs için bkz. Islâm Ansiklopedisi'nin 10.cu cild'inde "Salât" sozcügüne bakiniz (sh. 121). Ayrica benim "Seriât ve Kadin" adli kitabima bakiniz.
3 "Tahyîr" âyeti diye bilinen Ahzâb Sûresi'nin 28 ve 29 âyet'lerini yerlestirdigi tarihlerde (ki karilariyle küsüsüp bir ay onlardan uzak kaldigi ve fakat dayanamayip bir ayin sonunda bir araya gelmek üzere koydugu âyetlerdir bunlar) nikahi altinda dokuz kadini oldugu kabul edilir. Bkz. Sahih-i... (Cilt XI. sh. 152) Ayni zamanda evli bulundugu karilarinin sayisinin 11 'i buldugu da söylenir. Bkz. Sahih-i... (Cilt I, sh. 209, hadîs no. 192)
4 Bu konudaki hadîs'ler için bkz. Sahih-i... (Cilt IV, sh. 601 , Hadîs no. 683; ayrica bkz. Sahih-i... (Cilt II, sh. 630)
5 Bu hadîs için bkz. Sahih-i... (Cilt II, sh. 630)