XXII) Tanri'nin kendisini her hususta sereflendirmek istedigini, bu nedenle ölüm meleginin izinsiz olarak yanina girmesine ve ondan izin almadan ruhunu çikarmasina razi olmadigini söyler. Ve bu seref'in kendisinden baska hiç bir kul'a ya da peygamber'e verilmedigini ekler.
Daha önce de belirttigimiz gibi Muhammed'in bildirmesine göre Tanri'nin en büyük zevki, en son ve en sevgili elçisini her hususta ve her vesileyle sereflendirmektir; bunu âdeta kendisine görev edinmistir. Bundan dolayidir ki bir çok hallerde onun iznini saglamadan is görmez: örnegin ölüm melegini onun izni olmadan yanina sokmaz; yine onun izni olmadan ölüm melegine ruhunu alma olasiligini tanimaz. Bunun böyle oldugunu söyleyen bizzat Muhammed'tir. Ancak ne var ki bunu söylerken, kendi kendisini Tanri'nin da üstünde bir kerteye çikarmistir. Bakiniz nasil:
Kendisini ölüme götürecek olan hastaligi sirasinda Muhammed, basi Ayse'nin kucaginda olarak yatarken bir gün birden bire dogrulur ve dizleri üzerine oturur: güyâ Tanri'nin meleklerinden birinin geldigini hissetmistir. Bunu gören Ayse kenara çekilir. Fakat gelen melek Cebrâil degil, baska bir melektir. Muhammed, bir süre onunla konusur ve sonra Ayse'yi çagirir ve yine basini onun kucagina dayatir. Ancak Ayse, isin farkina varmis gibi, Muhammed'e söyle der: "Bu melek Cebrâil'e ... benzemiyordu". Ayse'nin bu merakini gidermek üzere Muhammed, bu gelen melegin "ölüm melegi" oldugunu söyler ve söyle der: "Evet yâ Ayse! Bu ölüm melegi idi; bana geldi ve dedi ki -Tanri beni sana gönderdi ve iznin olmadan yanina girmememi emretti. Izin vermezsen geri dönerim, izin verirsen girerim. Ve yine sen izin vermeden ruhunu kabzetmememi (almamami) bana emretti. Emrin nedir?- ..." 1.
Öyle anlasiliyor ki Muhammed, ölüm meleginin söylediklerine pek inanmamistir. Muhtemelen Cebrâil gelecek olursa, gerçegin ne oldugunu ondan ögrenecek ve merakini giderebilecektir. Bu nedenle ölüm melegine söyle der: "Cebrâil gelinceye kadar benden uzaklas". Bu emir üzerine ölüm melegi oradan uzaklasir ve Muhammed de Cebrâil'i beklemege baslar. Derken Cebrâil gelir ve Tanri'nin selâmini getirdigini söyler ve söyle der: " (Ey Muhammed! Tanri'nin) sana selâmi vardir, kendini nasil buldugunu sana soruyor. O, senin nasil oldugunu daha iyi bilir. Allah senin kerem ve serefini arttirmagi... kastetmistir". Cebrâil'in bu söylediklerini dinleyen Muhammed, ölüm meleginin geldigini ve yanina girmek için izin istedigini kendisine bildirir. Cebrâil bunun nedenlerini söyle açiklar: "Yâ Resûlallah, Rabbin sana müstaktir (Tanri seni özlemistir), senden baska hiç kimseden böyle bir müsade istememis ve istemeyecektir. (Tanri) böylece senin serefini tamamlamak istiyor" 2.
Görülüyor ki Tanri, diger hiç bir peygamberine ve hiç bir kuluna göstermedigi mazhariyeti Muhammed'e göstermek istemis ve ondan izin almadan ölüm melegini onun yanina sokmadigi gibi ruhunu da onun izni olmadan alma yoluna gitmemistir. Güyâ ölüm döseginde iken Tanri ona, yeryüzü hazineleri ile cennet arasinda tercih yapmasini bildirmis ve o da güyâ cennet'i tercih ettigini söylemistir 3.
Daha baska bir deyimle Tanri, bütün bu önemli konularda güyâ Muhammed'ten izin alma geregini duymustur; çünkü bu sûretle Muhammed'i biraz daha sereflendirmis olacagini düsünmüstür.
Söylemeye gerek yoktur ki bütün bunlar Muhammed'in övünme hevesiyle kendi hayalinden yarattigi seyler olup Tanri'yi fikrini zedelemekten baska bir sonuç yaratmaz. Üstelik de halk yiginlarini fikren gelismezlik içerisinde kilmak için en etkili bir malzeme niteliginde seylerdir.
*
1 Bu hadîs'ler için bkz. Gazalî, age (1975), (Cilt IV, sh. 844-5)
2 Bu hadîs için bkz. Gazalî, age (1975), (Cilt IV. sh. 845)
3 Bu konudaki hadîs'ler için bkz. Sahih-i... (Cilt XI, sh. 8, hadîs no. 1662)