XXIV) Erkek çocugu olamamasina karsilik Tanri'nin kendisine, en büyük teselli mükafaati olmak üzere, Cennet'te "Kevser'i" verdigini söyleyerek ve "(Ey Müslümanlar) Ben sizin Kevser havuzuna ilk eriseniniz olacagim" diyerek övünür (Kevser sûresi, âyet 1-3; :
Bilindigî gibi Muhammed'in erkek çocugu olmamistir. Ilk karisi Hatice'den dört kizi ve dört oglu olmus ve fakat ogullari çok küçük yasda ölmüslerdir1. Onlarin ölümünden sonra, oglan çocuguna sahib olmak için Tanri'ya çok yalvarmis ve fakat her ne hikmetse Tanri ona oglan çocuk vermemis, verdiklerini de geri almistir. Nitekim Medîne döneminde Mariya adindaki cariyesinden Ibrahim adinda bir oglu olunca fevkalade sevinmis, ve fakat ne var ki Ibrahim 18 aylik iken ölmüstür. Onun ölumüne son derece üzülen Muhammed: "Eger Ibrahim ölmeseydi, benden sonra peygamber olacakti" demistir.
Oglan çocugundan yoksun kalmak Muhammed için, sadece üzüntü nedeni degil ve fakat ayni zamanda utanç nedeni olmustur. Su bakimdan ki, daha Mekke döneminde ogullarinin küçücük yaslarda ölmesi yüzünden Muhammed'i "ebter" (yâni "nesli kesik olan", ya da "erkek çocugu olmayan kisi") diye çagiranlar olmustur, ki bunlardan biri El-As b. Vail'dir. Ibn Ishak'in Siyer' inden ögrenmek mümkündür ki El-As b. Vail, her ne zaman Muhammed'ten söz edildigini duysa onun "ebter" oldugun söyler ve: "Birakin onu, nesli kesik, oglu olmayan bir adam. Ölse, adi sani anilmayacak. Rahata ereceksiniz" derdi.
Yine bundan dolayidir ki Muhammed ona, ve onun gibi kendisiyle bu sekilde alay edenlere karsi büyük bir kin beslerdi. Onlarin alaylarini karsilamak maksadiyle buldugu çarelerden biri, Tanri'nin kendisine, erkek çocuk yerine, ondan çok daha hayirli ve en büyük nîmetlerden biri olmak üzere Kevser'i verecegini söylemek olmustur, ki bunu Kur'ân'a yerlestirdigi Kevser Sûresi ile su sekilde belirtmistir:
"Ey Muhammed! Süphe yok ki Biziz sana kevseri veren. Artik namaz kil ve kurban kes sen. Süphesiz sana ("Ebter" diyerek) bugzeden yok mu, odur nesli kesilen" (K. 108 Kevser sûresi, âyet, 1-3) 2.
"Kevser" sözcügünü Muhammed Cennet'teki bir havuz olarak tanimlamis ve bu havuz'un büyüklügünü "Eyle" ile "Cuhfe" arasindaki mesafeye benzetmistir. Kendisine âid bu havuza ilk erisecek olanin kendisi olacagini söylemekle övünmüs, söyle demistir: "Ben, sizin Kevser havuzu'na ilk eriseniniz ve sizi orada karsilayaniniz olacagim. Kevser havuzu'nun arzi, Eyle ile Cuhfe arasindaki mesafeye benzer..."3
"Eyle" dedigi yer Bahriahmer'in, Akabe körfezinin ucundaki bir kasaba'dir. "Cuhfe" ise Mekke ile Medine arasinda, ve Mekke'ye 82 mil uzaklikta bulunan bir köydür; ve iste Muhammed'in söylemesine göre Kevser böylesine buyük bir havuzdur4.
Buharî'nin Ukbe Ibn-i Amir'den rivâyetine göre Muhammed, Kevser ile birlikte kendisine "arzin" anahtarlarinin dahi verildigini söyliyerek biraz daha övünür olmustur. Konusmasi söyle: "Ben sizin Kevser havuzuna ilk eriseniniz olacagim. Sizin Hak yolundaki hizmetlerinize sehâdet edecegim. Vallâhi ben, su anda (Cennetteki) havuzumu görüyorum. Ve emin olunuz yine su anda bana hazâini arzin yâhud arzin (yeryüzü hazinelerinin) anahtarlari verildi..." 5
Bununla beraber Kevser sözcügü'nün Cennet'te bir nehir, ya da iki yanindan inci'den kap'lar bulunan bir irmak, ya da Cennet'e girmeden önce içinden su içilecek olan bir havuz, ya da "kesilmez soy, sop" anlamina geldigini söyleyenler de vardir6. Beyzevî ve Celâleddin gibi yorumculara göre Kevser öyle bir nehirdir ki suyu bal'dan daha tatli, süt'ten daha beyaz, kar'dan daha soguk olup yaninda gümüsten kaplar bulunan ve suyundan içenlere artik bir daha susuzlukluk duyurtmayan bir nehirdir. Her ne kadar "Kevser" sözcügünün "Islâm" anlamina geldigini ve bu sekliyle Islâm'in "çöl dini" degil fakat "feyiz ve bereket dini oldugunu" söyleyenler varsa da bunun gayretkeslikten ileri geçen bir yönü yoktur. Çünkü gerek Ibn Ishak gibi kaynaklarin bildirmesinden ve gerek yukardaki Sûre'nin içeriginden anlasilan sey açikca sudur ki Muhammed bizzat kendisi, erkek çocuk edinememis olmanin karsiligi olmak üzere Kevser'in kendisine verildigini söylemistir. Nitekim Ibn Ishak'in Siyer'inde aynen söyle yazilidir: "El-As Vail es-Sehmi, Rasullullah anildigi zaman: -'Birakin onu, nesli kesik, oglu olmayan bir adam. Ölse, adi sani anilmayacak. Rahata ereceksiniz-' dedi. Bunun üzerine Cenab-i Hak -'Süphesiz biz, sana ey Habibim, Kevser'i (Senin için dünyadan ve dünyadakilerden daha hayirlisini, büyük seyi) verdik. O halde Rabbin için namaz kil ve kurban kes. Süphesiz seni elestiren (el-As b. Vail) nesli kesiktir" 7
Böylece Muhammed, yukardaki "Kevser Sûre'si"ni Kur'ân'a eklemekle ve Tanri'nin kendisine "Kevser" nîmetini verdigini söylemekle hem bir yandan "ebter" diyerek kendisiyle alay edenlere cevap vermis oluyor, ve hem de kendisini yüceltmis bulunuyordu. Kevser'in kendisine layik görülmesini, büyük bir övünme vesilesi yapmis olmaktaydi. Ancak ne var ki, daha sonralari Kur'ân'a koydugu âyet'lerle, Tanri'nin diger peygamberlere, örnegin Zekeriya'ya (Zekeriya'nin yalvar yakar olmasi üzerine) erkek çocuk verdigini söylemistir. Gerçekten de Imrân sûresi'nde, Zekeriya'nin Tanri'ya duâ ederek: "Rbbim! Bana tarafindan hayirli bir nesil bagisla; süphesiz sen duâ'yi hakkiyla isitensin" dedigi, ve bunun üzerine meleklerin gelip Zekeriya'ya, duâ'sinin Tanri tarafindan kabul olundugu haberini müjdeledikleri, ve Zekeriya'nin da Tanri'ya: "Rabbim! Bana ihtiyarlik gelip çattigina, üstelik karim da kisir olduguna göre, benim nasil oglum olabilir?" diye sordugu ve Tanri'nin da kendisine: "Iste böyledir; Allah diledigini yapar" dedigi yazilidir (K. Imrân sûresi, âyet 38-40. Hiç kimseler kalkipta kendisine: "Pek güzel ama, neden Tanri baska peygamberlere oglan çocuk ihsan eder de sana etmez? Neden oglan çocuk edinmek isteyen peygamberlerin duâ'larini kabul eder de senin duâ'ni kabul etmez? Neden senin bu kadar büyük bir hevesle oglan çocuk istedigini görür de yine de seni oglan çocuk edinme mutlulugundan yoksun birakir?" seklinde bir soru sormamistir. Böyle bir soru soracak olanin akibeti kuskusuz ki pek parlak olamazdi. Nitekim Medîne döneminde Muhamme'din eslerinden Senbâ: "Eger Muhammed sahiden peygamber olsaydi, en sevdigi oglu (Ibrahim) ölmezdi" diye konustu diye solugu sokakta bulmustur. Zirâ onun bu sekilde konustugunu duyan Muhammed, derhal onu bosamistir8.
Her ne kadar yorumcular, Muhammed'in son peygamber olarak gönderildigini, ve bu nedenle Tanri'nin Muhammed'e oglan çocuk vermedigini söylerlerse pek inandirici olamazlar. Çünkü bir kere Muhammed kendisi bile: "Eger Ibrahim yasamis olsaydi peygamber olurdu" demistir. Kendisini her dâim Tanri ile iliski halinde buldugunu, ve her seyi Tanri'dan ögrendigini bildiren bir kimsenin soyleyecegi seyler degildir bu!. Öte yandan eger Tanri, Muhammed'te sonra peygamber göndermemeye karar verdi ise, neden kalsin da Muhammed'e erkek çouklar versin ve verdiklerini daha küçüçük yaslarda öldürsün! Neden onu halkin önünde küçük düsürtsün, ve kisilere: "Muhammed ebter'in biridir, nesli kesik, oglu olmayan bir kimsedir..." seklinde konusma firsati versin?.
*
1 Sahih-i... (Cilt VI. sh. 431)
2 Gölpinarli çevirisi'nden. Parantez içerisinde ekleme bizimdir)
3 Sahih-i... (Cilt IV, sh. 513 hadîs no. 661). Müslim'in rivâyeti için bkz. Sahih-i... (Cilt IV. sh. 515). Ayrica bkz.
4 Yorumcularin açiklamalari-na göre "Kevser", cennet'teki bütün irmaklarin kaynagi'dir. Bu konuda bkz. Turan Dursun, Kur'ân Ansiklopedisi, (Cilt VII, sh. 72). Ayrica bkz. Elmalili H. Yazir, age (Cilt VIII, sh. 6180)
5 Sahih-i... (Cilt IV, sh. 513, Hadîs no. 661)
6 Bkz. Ibn Ishak, Siyer (Akabe yayinlari, Istanbul 1988; Sh. 330); Gölpinarli, age. (Cilt II, sh. CXXVIII).
7 Ibn Ishak, age (sh. 329-330)
8 Taberî, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi (Milli Egitim Bakanligi yayinalri, 1966, Cilt II, sh. 844) . Ayrica benim Seriât Ve Kadin adli kitabima bakiniz.