XXV) Kendisi için: "Muhammed Kur'ân'i uyduruyor, Yahudi'lerden ögreniyor", ya da "Peygamber olsaydi Tanri ona hazineler verirdi" seklinde konusanlari susturmak için Tanri'nin kendisine "altlarindan irmaklar akan cennet'ler, ve cennet'lerde kösk'ler" saglayabilecegini söyliyerek övünür (K. Furkan sûresi, âyet 4-8, 10-11).



Kur'ân'in Furkan sûresi'nde yer alan bazi âyet'lere göre inkârcilar (örnegin Kureysli'ler) Muhammed'in Peygamber olmadigini, Kur'ân'i kafasindan uydurdugunu söylerler ve Yahudilerden ögrendigi seyleri Tanri'dan vahiy inmis gibi gösterdigini öne sürerlerdi. Örnegin: "(Bu âyet'ler, Muhammed'in) baskasina yazdirip da kendisine sabah-aksam okunamakta olan, öncekilere ait masallardir" derlerdi (K. Furkan sûresi, âyet 4-5). Ayrica da onu büyüye tutulmus bir kimse olarak tanimlarlar, ve onu peygamber sananlari caydirtmak için : "Siz ancak buyüye tutulmus bir adam uymussunuz" derlerdi (K. Furkan sûresi, âyet 8).

Kuskusuz ki bunlar Muhammed'i pek müskil durumlara düsürmege yeterliydi. Onlarin bu sekildeki konusmalarina karsi Tanri'nin kendisine seslendigini ve söyle dedigini söylerdi: "(Resûlüm! onlara) De ki: -(Kur'ân'i) göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi... " (K. Furkan sûresi, âyet 6).

Yine Kur'ân'in bu Furkan sûresi'nde yazilanlara göre inkârcilar, Muhammed'in peygamber olmadigini yüzüne vururlarken bir de söyle derlerdi: "Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çarsilarda dolasiyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarici olmaliydi! Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (mesakkatsizce geçimini saglayacagi) bir bahçesi olmaliydi..." (K. Furkan sûresi, âyet 7-8).

Daha baska bir deyimle demek isterlerdi ki: "Senin bizden ne farkin var? Sen de bizim gibi çarsilarda dolasiyor, geçimlik ariyorsun! Eger iddiâ ettigin gibi gerçekten peygamber isen, Tanri'ya söyle de sana bir melek göndersin, sana baglar, bostanlar ve altindan gümüsten köskler yapsin da seni çalismadan kurtarsin. Ve iste ancak o vakit senin, Tanri katindaki yerini ve degerini anlariz" . Yâni Muhammed'in degerini, para, mal, vs... gibi maddî seylere kiyasla yaparlardi. Onlarin bu sekildeki konusmalarina karsi Muhammed, Tanri'dan kendisine hitaben su âyet'in geldigini söyler: "(Ey Muhammed!) Öyle yücedir (Tanri) ki, dilerse sana ondan daha hayirlisini verir. Altindan irmaklar akar Cennetler, sana köskler de yapar..." (Furkan sûresi, âyet 10). Yâni güyâ Tanri, övünerek anlatmak istemistir ki, inkârcilarin (kâfirlerin) deger ölçüsü yaptiklari seylerin çok daha fazlasini Muhammed'e saglayabilecek yüceliktedir1.


*


1 Bu konuda Diyânet Vakfi çevirisinde Furkan sûresi'nin 10cu âyeti'nin açiklanmasina bakiniz. Ayrica bkz. Elmalili H. Yazir, age (Cilt V. sh. 3570 ve d.)