XXXI) "Vahiy geliyor" derken bayginliklar geçirmeyi "ilâhîligi"nin isâreti olarak gösterir.
Muhammed'in söylemesine göre Tanri, vahiy göndermek istedigi zaman, gökyüzü titremege baslar. Etrafta kayaya çarpan demir zinciri gibi gelen sesler duyulur. Bu sesleri isiten melekler kanatlarini çirparak secdeye kapanirlar. Onlar gibi, gökyuzünde oturanlar da hep berâber secdeye kapanirlar. Melekler içerisinde ilk kez kendine gelen Cibril olur. Cibril vahyi yüklenipte gökyüzünden gökyüzüne geçerek gönderildigi yere giderken, melekler: "Rabbimiz ne buyurdu?" diye sorarlar. O da onlara: "Tanrimiz hakki buyurdu; O yüce'dir" diye karsilikta bulunarak yoluna devam eder; tâ ki vahyi bildirmek üzere Muhammed'e ulasana kadar. Ulastiginda, alti yüz kanadi ile gökyüzünü kapatarak Tanri'nin vahy'ini Muhammed'e okurdu. Vahy geldiginde Muhammed, ari ugultusuna benzer sesler isitir; gözlerini kapar, titremege baslar, benzi kararir, bayginlasir, boguk boguk soluk alir, sakaklarindan sapir sapir terler akarken basini kapar, üstüne örtü örtülmesini isterdi1. Pek muhtemeldir ki üstünün örtülmesini isterken, eski bir Arap geleneginden yararlanmayi düsünmüstür. Çünkü Araplar, falcilik, büyücülük ve üfürükçülük yapanlara pek inanirlar, onlari bir bakima "kayiptan haber veren" kimseler sayarlar, ve çogu zaman onlarin sözlerine inanarak günlük yasantilarini ayarlarlardi. Falciligi ve üfürükçülügü meslek edinmis bu kisiler, genellikle üstlerine bir örtü örtünmek sûretiyle is görürler, müsterilerine önemli görünürlerdi. Her ne kadar Muhammed, falcilarin ve üfürükçülerin "Tanri habercisi" kimselermis gibi kabul edilmelerini önlemek maksadiyle falciligi ve üfürükçülügü bâtil seyler olarak ilân etmis olmakla beraber, bâtil inanislari ve uygulamalari terketmis degildi. Kâ'be'deki "Hacer-i Esved"e (Kara Tas'a) sayginlik gösterip tapmaktan, ya da Mekke'nin Safâ ve Merve adli tepeleri arasinda kosarak seytanlara tas atmayi Islâmî kural kilmaktan tutunuzda, sag'in sol'a ya da tek sayialrin çift sayilara fazli'na (üstünlügüne), ya da besmele çekerek is görmege, ya da ücret karsiligi üfürükle tedavî usüllerine cevaz vermesine ve hattâ bu tür kazançlardan pay edinmesine, ya da "nefes", "büyü" ve "üfürük" cinsî bâtil seylere yer verir nitelikte olmak üzere Kur'ân'a "Muavvizeteyn sûreleri" adi verilen sûrelerdeki (ki, bunlar Felâk sûresi ile Nâs sûreleridir) âyet'leri koymasina, ve her gece yatacagi sirada (özellikle kendisini iyi hissetmedigi zamanlar) bu sûreleri okuyarak ellerine üfleyip basini, sonra yüzündan baslayip vücûdunu sivamasina, ya da Tanri'nin verdigi sifâ ile sihirlenmekten2 kurtuldugunu söylemesine varincaya kadar "bâtil" denebilecek seylere inanmaktan geri kalmamistir3. Arap gelenekleriyle ilgili bu tür seylere i'tibar eden bir kimsenin, "Tanri'dan vahiy geliyor" derken, eski bir Arap gelenegi geregince üstünü örtürtmek istemesinde sasilacak ne vardir ki?
Fakat her ne olursa olsun, su muhakkak ki Muhammed, yukarda belirttigimiz sekilde, vahiy indigi sirada üstünü örttürüp bayginliklar geçiriyor olmayi ilâhîligi'nin bir isâreti olarak göstermistir. Hattâ bunun böyle oldugunu kanitlamnak maksadiyle Tanri'nin kendisine: "Ey örtünüp bürünen Muhammed..." (Müzzemmil sûresi, âyet 1) diye hitap ettigini bildirmistir.
Muhammed'in bu tür bayginlik hallerini yabanci uzmanlar "sara", ya da "histeri" gibi hastaliklara verirler. Fakat bu tür iddiâ'lar, Islâmcilar tarafindan "küstahlik" ve "bilgisizlik" olarak yadsinir4
1 Muhammed'in bu halleriyle ilgili kaynaklar için benim "Seriât'tan Kissa'lar 2" adli kitabima bakiniz.
2 Bu konudaki hadîs'ler için bkz. Sahih-i... (Cilt IX, sh, 52-54, hadîs no. 1352; Cilt VIII, sh. 471, H. no. 1312). Turan Dursun, Kur'ân Ansiklopedisi (Cilt I, sh. 117-8). Ayrica benim "Islâm'a Göre Diger Dinler" adli kitabima bakiniz..
3 Bu konularda benim "Toplumsal Geriliklerimizin Sorumlulari: Din Adamlari" adli kitabimla "Kur'ân'in Elestirisi" adli kitabima bakiniz.
4 Bu konuda benim "Seriât'tan Kissa'lar 2" adli kitabima bakiniz.