III) Geçmisteki bütün peygamberler Muhammed'in gelecegini müjdelemisler, ona uymak ve yardimci olmak hususunda Tanri'ya söz vermisler. Muhammed de, gelmis geçmis bütün peygamberlerin tasdik edicisi olmus, onlar lehine sâhid'lik etmis (Bkz. Ali Imrân sûresi, âyet 81-82; Nisâ sûresi, âyet 41).


Kendisini, geçmisteki bütün peygamberlere üstün göstermek üzere Muhammed, hem bir yandan bütün peygamberlerin kendisinin gelecegini müjdelediklerini, kendisine yardimci olmak hususunda Tanri'ya söz verdiklerini söyler, ve hem de onlarin peygamberliklerinin tasdik edicisi oldugunu eklerdi. Bu maksatla Kur'ân'a (Al-i Imrân sûresi'ne) yerlestirdigi âyet'lerden ikisi söyle: "Allah peygamberlerden ahid almisti: -And olsun ki size Kitap, hikmet verdim; sizde olani tasdik eden bir peygamber gelecek; ona mutlaka inanacaksiniz ve ona mutlaka yardim edeceksiniz; ikrar edip bu ahdi kabul ettiniz mi?- demisti. (Onlar) -Ikrar ettik- demislerdi de: -Sahid olun, Ben de sizinle berâber sahidlerdenim- demisti..." (Bkz. Al-i Imrân sûresi, âyet 81-82).

Görülüyor ki Tanri, daha önceki peygamberlerden her birine "Kitab" ve "hikmet" verirken, onlardan Muhammed'in gelecegini müjdelemek üzere söz almistir. Onlara demistir ki: "Size vermis oldugum Kitabi (ki bunlar Tevrat ile Incil'dir) ve hikmeti tasdik edecek olan bir peygamber gelecektir; ona inanmak ve yardimda bulunmak üzere bana söz veriyor musunuz?". Tanri'nin bu sorusu üzerine peygamberler: "Evet söz veriyoruz!" demisler ve Tanri da onlara: "Sahit olun, Ben de sizinle beraber sahidlerdenim" demistir.

Ve iste Islâmci'larin açiklamalarina göre bu âyet'ler, su iki bakimdan Muhammed'i dünya peygamberleri arasinda essiz bir mevkie sahip kilmistir: Bir kere geçmisteki bütün Peygamberler Muhammed'in gelecegini müjdelemek, ona inanmak ve yardimda bulunmak üzere Tanri ile ahitlesmislerdir, yâni O'na söz vermislerdir. Ve bu sözü kendi ümmetleri adina vermis olduklari için, bu ümmetler (ki Yahudi'ler ve Hiristiyan'lar'dir) Muhammed'e inanmali, onun buyruklarina boyun egmeli ve baskaca bir dine yönelmemelidirler. Çünkü Muhammed'in dini Tanri'nin dinidir: "Artik bundan sonra her kim dönerse iste onlar yoldan çikmislarin ta kendileridir" (Bkz. Al-i Imrân sûresi, âyet 82). Ve iste yorumculara göre Muhammed, bir kere bu bakimdan diger bütün peygamberlere üstün oluyor.

Öte yandan Muhammed, yukardaki âyet'lere göre bütün peygamberlerin tasdik edicisi rolünü üstlenmis olmakta, ve bu bakimindan da kendisini, bütün dünya peygamberleri arasinda en yüce bir mevkie sahip kilmis bulunmaktadir1. Çünkü bu peygamberlerin hepsi, kendilerini tasdik eden Muhamed'e iman eden ve ona yardimci olmak hususunda söz veren kimselerdir. Onlarin peygamberligini tasdik etmek sûretiyle Muhammed, onlara nazaran kendisini üstün bir duruma çikarmis olmaktadir. Hattâ sadece peygamberlere karsi degil, fakat ayni zamanda Tanri'ya karsi da üstünlügünü vurgulamis olmaktadir. Su bakimdan ki peygamberleri tayin eden Tanri olmakla beraber, Tanri'nin seçtigi bu peygamberlerin "peygamberliklerini" tasdik eden Muhammed'tir. Söylemeye gerek yoktur ki tasdik yetkisine sahip olmak, bir üstünlük ifâdesidir. Tanri'nin seçtigi peygamberleri tasdik etmek sûretiyle Muhammed, bu seçim ameliyesine âdeta "mesruiyet" kazandirmis durumundadür. Hani sanki Tanri'nin yaptigi isleri tasdik eden Muhammed'tir.

Yine bunun gibi güyâ Muhammed, bütün peygamberler lehine sahid'lik etmek gibi bir üstünlüge sahip oldugunu anlatmak maksadiyle Kur'ân'a su tür âyet'ler koymustur: "... Her bir ümmetten bir sahid getirdigimiz ve seni de onlara sahit olarak gösterdigimiz zaman halleri ne olacak?..." (Nisâ sûresi, âyet 41). Burada geçen "Her ümmetten bir sahid" deyiminin her ümmet'e gönderilen "Peygamberler" anlamina gelmekte ve Muhammed'in de bu gönderilmis olan peygamberlere sahit olarak seçildigi bildirilmekte! Yâni güyâ Tanri: "Ey Muhammed! bilir misin ki her ümmetten bir sahid getirdigimiz, ve seni de o sâhidler üzerine sâhid getirdigimiz vakit ..." seklinde konusmustur2. Daha baska bir deyimle Tanri, Muhammed'in diger peygamberlere sâhid'lik edecegini bildirmekle, onlarin Muhammed tarafindan tasdik edilmis olacaklarini bir kez daha belirtmis olmaktadir.


*

1 Bu konudaki yorumalr ve açiklamalar için bkz. Elmalili H. Yazir, age (Cilt II, sh. 1140-1; Ö. R. Dogrul, Tanri Buyrugu, Inkilâp Kitab evi, Istanbul 1980, sh. 98; Diyânet Vakfi'nin Kur'ân çevirisi , sh. 59).

2 Yorumlar için bkz. Elmalili H. Yazir, age (Cilt II, sh. 1355-6). Ayrica Diyânet Vakfi'nin Kur'ân çevirisi'nde, Nisâ sûresi'nin 41ci âyeti'nin yorumuna bakiniz.