VIII) Diger peygamberlerden farkli olarak sirf kendisine özgü olmak üzere gögsünün Tanri tarafindan açtirilarak içine peygamberlik mührünün vuruldugunu söyliyerek övünür (K. 94 Insirâh sûresi, âyet 1):



Kur'ân'in 94.cü sûresi'nin basligi "el-Insirâh"tir, ki "ferah'lik", "açiklik", "genislik", "sevinçlilik" anlamlarina gelir. Sûre'ye bu basligin verilmesinin nedeni, Tanri'nin güyâ Muhammed'i peygamberlige hazirlamak üzere kalbini genisletip ferah'a eristirmis olduguna dâir âyet'leri içermesidir. Gerçekten de sûre'de söyle yazili: "Ey Resûlüm! Senin gögsünü açip genisletmedik mi? ... Senin sânini ve ününü yüceltmedik mi?..." (K. 94 Insirâh sûresi, 1, 3). Daha baska bir deyimle Tanri, sirf Muhammed'in "saadeti" için, onun gögsünü açip nefesine genislik, kalbine ferahlik verdigini bildirmekte. Islâm kaynaklarina göre, âyet'le ilgili hikâye söyle: Muhammed'in henüz küçücük bir çocuk iken ve sütninesi Halime'nin yaninda bulundugu bir sirada Tanri, Karakus türünden iki kus'a emreder1: Muhammed'in yanina gidip kalbini yarmalarini ve içine peygamberlik mührünü vurmalarini ister. Karakus'lar, emir geregince kalkip Muhammed'i bulurlar, gögsünü açip, içinden kalbini çikartirlar ve yararlar. Sonra kalbin içindeki iki damla siyah pihtiyi ayirtip, önce kar suyu ve sonra da ilik su ile gögsünü yikarlar, ve yikadiktan sonra kalbin içine "sekinet" (yâni "iç huzuru") serpistirirler. Bu isi bitirdikten sonra gögsünü dikerler ve nihâyet peygamberlik mührü ile mühürlerler.

Bütün bu islerden sonra gidip Tanri'yi olup bitenlerden haberdar ederler. Ve iste Kur'ân'daki: "Ey Resûlüm! Senin gögsünü açip genisletmedik mi?..." (K. 94 Insirâh 1) seklindeki âyet bunu anlatmak için konmustur.

Buharî, Müslîm, ve Tirmizî gibi kaynaklarda yer alan verilere göre Muhammed söyle konusmus oluyor: "Ben Beyt'in yaninda uyur uyanik arasi bir halde iken, içinde zemzem suyu bir altin tasla bana gelindi de sadrim (gögsüm) suraya ve suraya kadar serh edildi (yarilarak açildi) ... Derken kalbim çikarildi da zemzem suyu ile yikandi, sonra yerine iâde edildi, sonr iyman ve hikmet dolduruldu, sonra burak (Muhammed'in binegi) getirildi, onun üzerine Cibril aleyhisselâm ile beraber gittim, tâ Semai Dünya'ya vardik..." 2

Her ne kadar Islâmcilar, Muhammed'in sözlerine dayali olarak bu olayi mu'cîze diye kabul ederlerse de yalandir. Gerçek sudur ki bütün bunlar, Muhammed'in, "ulu" ve "üstün" görünmek üzere ortaya vurdugu ve inanç seklinde taraftarlarina kabul ettirdigi seylerdir.


*


1 Bazi yorumcular bunun "Karakus" degil fakat "Cibril" oldugunu söylerler. Ömer Riza Dogrul çevirisine bakiniz.

2 Elmalili H. Yazir, age (Cilt VIII, sh. 5914 ve d.)