X) Ücret karsiliginda is görmedigini söyliyerek övünmekle beraber, çapulculuk yapip ganimet alma imtiyazinin sadece kendisine helâl kilindigini, baska peygamberlere böyle bir hak'kin taninmadigini söylemekle övünür (K. Enfâl sûresi, âyet 41-42; Hasr sûresi, âyet 6-7):



Kendisini insanlik ugruna is gören "idealist" ve "hidâyet" sahibi1 bir kimse olarak göstermek maksadiyle Muhammed, Tanri tarafindan "müjdeleyici" ve "uyarici" olarak gönderildigini söylerken bu isleri para karsiginda yapmadigini, ve insanlardan ücret (ecir) istemedigini bildirirdi. Bu anlatmak için Kur'ân'a koydugu âyet'lerden biri söyle:"(Ey Muhammed!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarici olarak gönderdik. De ki: -Buna karsilik sizden, Rabbine dogru bir yol tutmayi dileyen kimseler (olmaniz) disinda her hangi bir ücret istemiyorum" ( 25 Furkan sûresi, hayet 56-57). Kendisi gibi, daha önceki peygamberlerin de ücret karsiliginda is görmediklerini eklerdi (örnegin bkz. Yasin sûresi, âyet 21). Ancak ne var ki yaptigi isler için taraftarlarindan ücret istemedigini söylerken, çete'ler gönderip zengi kervanlari ele geçirmek, ya da varlikli kavimlere (özellikle Yahudi kavimlerine) karsi saldiriya geçip onlardan edindigi mal, arazi ve para seklindeki ganimetin büyük bir kismina konmak sûretiyle maddî çikarlar saglamakta kusur etmemistir: hem de bu sekilde çikar saglamanin Tanri tarafindan sadece kendisine taninmis bir imtiyaz oldugunu söyliyerek.

Gerçekten de, Muhammed'in söylemesine göre Tanri, daha önce göndermis oldugu peygamberlerden bir kismina savas yapma izni vermis, bir kismina ise vermemistir. Savas izni verdiklerine de savas sonucu ele geçirilen "ganâim'den" (ganimet'lerden) yararlanma hakki tanimamistir; bu hakki, baslibasina bir "imtiyaz" olmak üzere, ilk kez ve sadece Muhammed'e tanimistir. Daha baska bir deyimle Tanri, diger bütün peygamberlerden farkli olarak Muhammed'e, hem savas izni vermis ve hem de savas'ta ele geçirecegi gaimetlerin "helâl" sayilacagini bildirmistir. Bunun böyle oldugunu Muhammed söyle belirtmekte: "Benden evvel hiç kimseye verilmedik bes sey (hep birden) bana verilmistir... Ganâim bana helâl edildi; halbuki benden evvel kimseye helâl edilmemistir... " 2

Hemen ekleyelim ki Tanri, yine Muhammed'in söylemesine göre, ganimet edinme'yi yukardaki sekilde sadece Muhammed'e helâl sayarken, Muhammed'le birlikte kendisine de pay ayrilmasini istemistir. Gerçekten de Kur'ân'da, bu hususla ilgili olarak Tanri'nin söyle konustugu yazili: "... Bilesiniz ki, ganimet olarak ne elde etmisseniz, beste biri, Tanri'nin, Peygamberi'nin, Peygamber'in yakinlarinin, öksüzlerin, yoksullarin, yolcunundur..." (Enfâl sûresi, âyet 41-42). Yâni savasta elde edilen ganimet'in beste biri, Tanri'ya ve Muhammed'e ve onun yakinlarina ayrildiktan sonra, geri kalan kisim savasa katilanlar arasinda paylastirilir.

Bu vesileyle deginmek gerekir ki ganimet'lerin paylasilmasi sadece vurusmali sekildeki savas yolu ile ele geçirilmis olan mallar ve esirler bakimindan söz konusudur. Savassiz sekilde elde edilmis ganimet'ler paylasilmaz; bunlarin tümü Muhammed'e âid'tir. Bunun böyle oldugunu anlatmak için Muhammed, Tanri'nin söyle konustugunu bildirmistir: "Allah'in, onlardan (mallarindan) Peygamberine verdigi ganimetler için siz at ve deve kosturmus degilsiniz. Fakat Allah peygamberlerini diledigi kimselere karsi üstün kilar. Allah her seye kadirdir..." (K. 59, Hasr sûresi, âyet 6-7).

Bu âyet'i Muhammed, Medine'ye iki mil uzaklikta bulunan Benî Nadîr yahudileri'ne karsi giristigi saldiri sonucu olmak üzere koymustur. Mesafe yakin oldugu için bu saldiriya "piyade" olarak gidilmistir; yâni at ya da deve cinsi binek hayvanlara binilmis olarak degil fakat yaya olarak sefere çikilmistir. Sadece Muhammed Lif yularli bir merkebe binmistir. Güyâ Allah, Yahudilerin gönüllerine öylesine bir korku düsürmüstür ki, müslümanlarin basit bir kusatmasi sonucu adamlar yurtlarini ve mallarini terkederek gitmege razi olmuslardir. Ve iste güyâ Tanri: "Ey müslümanlar siz ne at oynattiniz, ne deve kosturdunuz. Bu basariyi Allah'in dilegi üzerine vurusmasiz olarak sagladiniz. Bu nedenle Yahudilerden ele geçirilen mallar Muhammed'indir" seklinde konusmus olmaktadir. Kaynaklarin bildirmesine göre Muhammed, "fey" olarak kondugu bu mallari hem kendisi için ve hem ailesinin bir yillik geçimini saglamak için kullanmis ve ayrica da ashab'dan bazilarina bir miktar vermistir. Buna benzer bir baska olay Fedek arazisi vesilesiyle ortaya çikmistir. Vurusmasiz olarak ele geçirilen bu araziyi de Muhammed, "tarafi ilâhî"dendir diyerek kendisine alikomustur. Konuyu "Muhammned'in Ganimet Siyâseti" basligi altinda ayrica inceledigimiz için burada fazla durmayacagiz. Fakat sadece sunu ekleyelim ki ganimet (ya da fey) alma hak'kinin Tanri tarafindan sadece kendisine helâl edildigini, ve baska hiçbir peygambere böyle bir hak'kin verilmedigini söyleyerek övünmenin Muhammed bakimindan ne yarar sagladigini sormak gerekir. Köy'ler, kent'ler, ve kervanlar üzerine saldirip çapulculuk etmenin, yagma ve talan yolu ile mallar, hayvanlar, esirler ele geçirmenin, bunlari paylasmanin, satmanin "fazilet sayilabilecek bir yönü olabilir mi?" diye sormak gerekir. Bu tür isleri övünme vesilesi yapmanin bile aslinda yüceltici degil fakat küçültücü bir sey oldugunuj düsünmek dogal sayilmaz mi?.

*

1 "Hidâyet" sözcügu "Dogru yolu gösterici" karsiligindadir.

2 Buharî'nin Câbir b. Abdu'llâ'dan rivâyeti için bkz. Sahih-i... (Cilt II, sh. 245, Hadîs no. 223)