XI) Bütün peygamberler içerisinde, geçmis ve gelecek bütün günahlari Tanri tarafindan affedilen tek peygamberin kendisi oldugunu söylemekle övünür .
O sinirsiz övünme hirsiyle Muhammed, kendisini, sadece bütün insanlarin degil, fakat ayni zamanda, gelmis geçmis bütün peygamberlerin en "ulu" ve en "yüce"olani ve Tanri indinde en sevileni, en güvenileni vs... seklinde tanitirken, bir de bütün günahlari affedilen (yâni günahsiz olan) tek peygamber oldugunu söylemis, ve bu bakimdan diger bütün peygamberlere üstün olmakla övünmüstür. Bunun böyle oldugunu anlatmak maksadiyle Kur'ân'a koydugu âyet'lerden biri söyle:
"... Ki Allah senin zenb'inden (suç'arindan, günah'larindan) geçmisini ve gelecegini magfiret buyurup üzerindeki ni'metini tamamliyacak ve seni dosdogru bir cadde'ye çikaracak..." (K. 48 Fetih sûresi, âyet, 2).
Daha basa bir deyimle Tanri, Muhammed'in geçmis bütün günahlarini bagisladigini ve gelecek günahlarini bagislayacagini ve ona olan nîmetini tamamlayip onu dogru bir yola iletecegini bildirmekte! Ancak ne var ki Muhammed, hani sanki Tanri'nin bu sözleri yetersiz imis gibi, bir de müslümanlardan, kendisi için duâ etmelerini ve günahlarinin afvedilmesi için Tanri'ya yalvar yakar olmalarini istememistir. Bakiniz nasil:
Buharî'nin Ebû Hüreyre'den rivâyetine göre güyâ diger peygamberlerden her biri hatâ ve kusur islemislerdir, örnegin adam öldürmüsler, ya da yalan söylemisler, ya da genellikle Tanri emirlerini ihlâl etmislerdir, ve bu yüzden günâhkar olmuslardir. Güyâ Adem Cennet meyvesinden birini yedigi için Tanri'nin yasaklarina karsi gelmis ve âsi olmustur. Güyâ Nuh, vaktiyle kendi kavmînin helâk olmasi için duâ etmis ve böylece kötü bir davranista bulunmustur. Güyâ Ibrahîm "peygamber" üç kere yalan söylemis bu yüzden suçlu sayilmistir. Güyâ Mûsâ "peygamber", kendi kavminden birini korumak için adam öldürmüstür. Isâ "peygambere" gelince, güyâ o günâh islemedigi hâlde yine de kendi nefsiyle cebellesmis ve bu yüzden kendisini gühâhkar hissetmistir1.
Ve iste bu örnekleri öne sürerek Muhammed, kendisinin bu yukardakilere benzer hiç bir günâh islemedigini ya da tüm günâhlarinin Tanri tarafindan tamamem afvedilmis oldugunu ve çünkü Tanri'nin: "...Allah, senin geçmis ve gelecek günahini bagislar...." (K. Fetih sûresi, âyet 2) seklinde konustugunu söylemistir. Kur'ân yorumcularinin açiklamalarina göre bu âyet'le anlatilmak istenen sey Muhammed'in, "Peygamber" olmadan önceki (yâni "Cahiliyyet" dönemindeki geçmis) günahlari ile birlikte, "Peygamber" olduktan sonraki günahlarinin afv edilmis oldugudur. al-Kassâf adli yapitin yazari Zemâhserî gibi bazi yorumcular ise, yukardaki âyet'de yer alan "senin geçmis günahlarin" seklindeki deyimin, onun, Marya adindaki cariye ile Hafsa'nin odasinda cinsî münasebette bulunurken Hafsa tarafindan yakalanmasi üzerine, bir daha Mariya ile yatmayacagina dair söz vermesi ve fakat bu sözünü tutmamasindan dogma günah oldugunu söylerler. Ayni âyet'teki "Senin... gelecek günahlarin" deyimin ise, ogullugu Zeyd'in karisi Zeyneb'e asik olup onunla evlenmesi olayindan dogma günahi kapsadigini eklerler. "Gelecek günahlar" deyiminden ne anlasilmak gerekigi hususunda yorumcular tartisirlar. Muhammed'in günah iskeyemeyecegini düsünen Muhyiddîni Arabî gibi yorumcular ise, âyet'teki "gelecek günahlarin" deyimiyle anlatilmak istenen seyin "ümmetin zenbi" (halkin günahlari)" oldugunu söylerler2
Ve iste bütün günahlari bagislanan tek "Peygamber" oldugu içindir ki Muhammed, Kiyâmet gününde bütün insanlara sefâatçi olma yetkisiyle donatilmistir3. Yine güyâ bundan dolayidir ki Kiyâmet günü kendisine "Kevser" denilen büyük nîmet (Cennet irmaklari) ve ayrica da "peygamber sancagi" verilecek ve bütün peygamberler bu sancak altinda toplanacaklardir. Müsned-i Bezzâr gibi kaynaklarda Muhammed'in söyle konustugu yazili: "Geçmis ve gelecek zenbim (günahlarim) magfiret edilmistir (affedilmistir). Bana Kevser verilmistir. Bu sâhibiniz (Nebiyy-i Zi-sâniniz) hiç süphe etmeyiniz ki Kiyâmet gününde Livdu'l-Hamd'in (peygamber sancaginin) sahibidir ki, Adem olsun, Adem'den beriye olsun bütün enbiyâ (peygamberler) o Livâ'nin (sancagin) altindadir"4.
Ancak anlasilamayan bir husus var ki o da su: Geçmis günahlarinin Tanri tarafindan bagislandigini ve ve gelecek günahlarin da bagislanacagini söyleyen Muhammed, sanki Tanri'nin bu sözlerini pek yeterli bulmazmis gibi, bir de muslümanlarin kendisi için söyle duâ etmerini emretmistir: "Yâ Muhammed!... Sen nebîlerin (peygamberlerin) hâtimisin (en sonuncususun). Allah geçmiste ve gelecekte vukûu farzolunan bütün günâhlarini magfiret etmistir. (Tanri'ya) hakkimizda sefâat et; görüyorsun ki elem ve iztirab içindeyiz" 5.
Yâni güyâ insanlar Muhammed'in günâhlarinin bagislanmasi için Tanri'ya duâ edeceklerdir ve bu isi sirf Muhammed kendileri için sefâate bulunsun diye yapacaklardir! Ve güyâ onlarin bu sekildeki duâ'lari üzerine Muhammed, "Ars-i Rahmân"in altina varacak, orada Tanri'ya secdeye kapanacak ve sonra Tanri ona : "Yâ Muhammed! basini kaldir, iste. Dilegin verilecektir, sefâat eyle. Sefâatin kabul edilecektir" diyecektir. Tanri'nin bu sözleri üzerine Muhammed dilediklerine sefaat edecek ve onlari Cennete yerlestirecektir6. Böylece baska peygamberlerin yapma gücünde bulunmadiklari bir isi, kendisi yapmis olacaktir.
"Neden Tanri baska peygamberlerin günahlarini afv etmemistir de sadece Muhammed'inkileri etmistir?" diye sorulacak olursa bunun yanitini Muhammed'in hayal gücünde aramak gerekir. Kendisinden önce gönderildikleri söylenen peygamberlerden daha fazla günaha sahip bulunmasindan mütevellid ruhî bir itisle asiri övgüye yönelme ihtiyacini duymus olmalidir.
*
1 Buharî'nin Ebû Hüreyre'den rivâyeti için bkz. Sahih-i... (Cilt XI, sh. 120, H. no. 1711)
2 Bkz. Elmalili H. Yazir, age (Cilt VI, sh. 4407)
3 Sahih-i... (Cilt XI, sh. 52-53) Enes'in bu dogrultudaki rivâyeti için bkz. Sahih... (Cilt XII, sh. 425, hadîs no 2186, 2187)
4 Sahih-i... (Cilt II, sh. 247)
5 Sahih-i... (Cilt XI. sh. 126). Ayrica Buharî'nin Ebû hüreyre'den rivâyeti için bkz. Sahih-i... (Cilt XI. sh. 120 ve d. Hadîs no. 1711). Buharî'nin Enes Ibn-i Mâlik'ten rivâyeti için bkz. Sahih-i... (Cilt XI, sh. 252 ve d. , Hadîs no. 1786)
6 Sahih-i... (Cilt XI, sh. 12o, ve d. Hadîs no. 1711)