XII) Kendi seytâni'nin dahi müslüman kilindigini, böylece seytanlarin serrinden korundugunu söyler, ve bu bakimdan da, bütün peygamberlere ve bütün insanlara üstün olmakla övünür:


Muhammed'in söylemesine göre seytan (Iblis) denilen kötülük kaynagi bir yaratik vardir ki herkesin pesindedir; ve pesinde bulundugu herkesi mutlaka yaniltmak, günaha sokmak için ugrasir durur. Sahte ve yaldizli sözler fisildiyarak is görür, aldatma yollarini arar. Insanlarin bu seytanlari görmelerine olanak yoktur, çünkü Muhammed'in söylemesine göre bunlar görünmeyen yaratiklardir; fakat buna karsiliik seytanlar insanlari görürler. Ve Tanri bu seytan'lari, inançsiz olanlarin dostu kilmistir. Kur'ân'da söyle yazili: "Ey Ademogullari! Seytan... ve yandaslari, sizin onlari göremeyeceginiz yerden sizi görürler. Süphesiz ki biz seytanlari, inanmayanlarin dostlari kildik" (K. A'raf sûresi, âyet 27) .

Her seyden önce bu âyet'deki su tümceye dikkat edelim: "...Süphesiz ki biz seytanlari, inanmayanlarin dostlari kildik". Evet ama Muhammed'in söylemesine göre insanlari "inanan'lar" (müslüman) , ya da "inanmayan'lar" (kâfir) seklinde yapan yine Tanri'dir. Çünkü Kur'ân'da: "Allah kimi dogru yola iletmek isterse onun kalbini Islâm'a açar; kimi de saptirmak isterse... (onun) kalbini iyice daraltir..." (K. En'âm süresi, âyet125) diye yazili. Su hâle göre Tanri, diledigini "inanmayan"lardan yapmakta ve sonra da seytanlari onlarin dostu kilmakta! Olacak sey midir bu?

Öte yandan Tanri'nin yarattigi bu seytan, sadece insanlara degil, fakat peygamberlere de musallat'tir, hem de öylesine ki, hiç bir peygamber onun serrinden uzak kalmis degildir. Hacc sûre'sinde söyle yazili:"(Ey Muhammed!) Senden önce hiçbir peygamber yoktur ki, seytan onun okuduklari arasina (dilegine) ille de (beserî arzular) katmaya kalkismasin..." (K. 22 Hacc sûresi, âyet 52) .

Yine Muhammed'in söylemesine göre, seytanlari insanlara ve peygamberlere "musallat" eden Tanri'dir. Ve bu seytanlar, insanlari oldugu gibi peygamberleri de kandirmak için ugrasirlar; çünkü Tanri onlari, insanlara ve peygamberlere düsman kilmistir Bunun böyle oldugunu anlatmak üzere Muhammed Kur'ân'a (En'âm sûre'si'ne) su âyet'i koymustur: "Böylece Biz, her peygambere insan ve cin seytanlarini düsman kildik. (Bunlar) aldatmak için birbirlerine yaldizli sözler fisildarlar..." (K. En'âm sûresi, âyet, 112)

Anlasilan o ki seytanlar, bütün bu kötülükleri Tanri'nin istek ve dilegine göre yapmaktadirlar, çünkü ayni âyet'de su yazili: "... Rabbin dileseydi (seytanlar) bunu yapamazlardi..." (K. En'âm sûrtesi, âyet 112).

Her ne kadar Tanri "... seytanin biraktigini bozar (kaldirir), kendi âyetlerini güçlendirir" (K. 22 Hacc sûresi, âyet 52) olmakla beraber, her ne hikmetse bu seytanlari insanlara ve peygamberlere musallat ettigini söylemekten geri kalmaz. Ancak ne var ki bu söylediklerini cerhedercesine söyle konusmaktan geri kalmaz: "(Bu seytanlar sözün sahte ve yaldizlisini bir de su maksatla fisildarlar ki) âhirete inanmayanlarin kalpleri o sözlere meyletsin, onlardan hosnud olsun ve yapacaklari (kötülükleri) yapsinlar" (K. En'âm sûresi, âyet 113).

Görülüyör Muhammed'in söylemesine göre Tanri, hem bir yandan insanlara ve peygamberlere seytanlari musallat ettigini söylemekte, ve hem de diger yandan:"Rabbin dileseydi (seytanlar) bunu yapamazlardi..." (K. En'âm 112) diye eklemektedir..

Neden Tanri böyle yapar, yâni seytanlari insanlara ve peygamberlere musallat kilar? bilinmez; daha dogrusu akilci yoldan bunun yanitini vermek güç. Madem ki insanlarin ve peygamberlerin kaderlerini önceden çizmistir, defterlerine kaydetmistir, örnegin dilediginin gönlünü açip onu müslüman yapmis ve diledigininkini kapatip kâfir kilmistir, o halde "neden seytanlari yaratip bu tür huzursuzluklara vesile olur? Ya da kullarini dogru yola soksun diye gönderdigi peygamberlere neden seytanlari musallat eder ve onlarin kandirilmalarina sebeb olur?" diye sorulacak olursa buna Muhammed kendisi de cevap vermez, veremez.

Ancak ne var ki kendi bakimindan isin kolayini bulmustur; su bakimdan ki, bir kere hiç kimselerin göremedigi bu seytanlari somut biçimde görebildigini ve gerektiginde boyunlarina sarilip onlari bogabilecek güçte oldugunu söyliyerek övünür.

Öte yandan kendi seytani'nin müslümanlikla emrolundugunu ve bu nedenle kendisine yardimci oldugunu, oysa ki diger peygamberlerin böyle bir ayricaliga ve üstünlüge sahip kilinmadiklarini söyliyerek övünür. Söyleki:

Ahmed Ibn Hanbel, Nesei, Ibn Teymiyye gibi kaynaklarin bildirmesine göre Muhammed, büyük bir bedenî güce sahip olarak seytani yakalayip bogdugunu anlatmak üzere söyle konusmustur: "Namaz kilarken seytan geldi. Hemen yakaladim, yere yatirdim, boguyordum onu. O denli ki, onun dilinin soguklugunu elimin üzerinde duydum". Nesei'nin Ayse'den rivâyetine dayali bu sözlere ek diger rivâyetlere göre Muhammed, seytani bogarken onun salyasinin eline bulastigini, ve bunu elinde bunu hissettigini bildirmistir1.

Yine bunun gibi bir kez namaz kilarken seytanin saldirdigini ve namazini bozdurmak istedigini, ve fakat Tanri'nin yardimi ile seytani yakaladigi gibi Mescid'in direklerinden bir direge baglamak istedigini ve fakat bu uygulamanin Süleyman "peygamber"e özgü kalmasini düsündügü için vazgeçtigini söylemistir2 (Anlasilan sirf bu konuda ayricalik gütmemistir)

Seytan ile iliski konusuna gelince, her hususta oldugu gibi bu konuda da Tanri'nin kendisine, hiç kimselere ve hiçbir peygambere layik görmedigi imtiyazlari sagladigini, ve seytani'ni "müslüman" yaptigini öne sürerek söyle demistir: "Benim seytanim kâfir idi. Lâkin Allah ona karsi bana yardim etti de (seytanim) müslim oldu" 3. Bu sözleri su vesile ile söylemistir. Bir gün Ashabi ile konusurken aklina, kadinlari seytanlara benzetmek fikri gelir ve söyle der: "Kadinlar insanin karsisina seytan gibi çikarlar. Bir kadin görüp heves ettiginiz vakit, hemen kendi âilenize mürâcaat edin. Çünkü onda olanin aynisi onda da vardir" 4.

Fakat kadin'in "seytan niteligî"nden dogma tehlikeliligini biraz daha vurgulamak için söyle ekler: "Kocalari hâriçte bulunan kadinlarin yanina girmeyin. Zirâ kan damarda isledigi gibi, seytan (da) , insanin vücûduna isler" . Bunun üzerine Ashab'dan biri dayanamaz, sorar: " Senin de mi yâ Resûlallah?" Onlarin sorusuna Muhammed söyle yanit verir: "Evet benim de. Fakat Allah bana yardim etti ve seytanim müslüman oldu"5.

Simdi de akliniza muhtemelen söyle bir soru gelecektir: "Müslüman olan bir seytan'in seytanligi nerede kaldi?". Söylemege gerek yoktur ki o tarihlerde hiç kimse bu soruyu aklindan geçirmedigi için Muhammed, cevap bulma güçlügü karsisinda kalmamistir. Ancak ne var ki, müslüman oldugunu söyledigi bu kendi seytaninin ona, ara sira bir takim azizliklerde bulundugu, onu kandirdigi anlasilmaktadir. Örnegin bir def'a'sinda bu kendi seytani onu, putperestlerin "Lât", "Uzza" ve "Menât" adindaki putlar lehinde konusturmus ve: "Iste bunlar, yüce turnalardir. Sefaatleri de elbette ki umulur" seklindeki sözleri Kur'ân'a âyet olarak koydurtmaga çalismistir ki bunlar "Seytan âyetleri" diye bilinir. Güyâ Tanri seytanin bu yaptigini bozmus ve Muhammed'e söyle demistir: "(Ey Muhammed!" Seni, sana vahyettigimizden uzaklastirip daha baskasini ileri sürerek bize iftira etmeye sürüklüyorlardi nerdeyse. O zaman seni dost bulacaklardi. Eger seni pekistirmis olmasaydik andolsun ki onlara egilim gösteriyordun, az kalsin. O zaman sana yasami da, ölümü de kat kat azab biçiminde artirirdik. Sonra da bize karsi bir yardimci bulamazdin" (K. 17 Isrâ sûresi, âyet 73-75).

Görülüyor ki Tanri, yanilgiya düsmesin diye Muhammed'i pekistirdigini ve yanilgidan kurtardigini söylemekte. Evet ama bütün bunlari söyleyen bir Tanri, neden acaba sadece Muhammed'in seytanini müslüman kilar? Ve neden müslüman kildigi seytan Muhammed'i kandirmaga kalkar? Ve Neden Muhammed bu seytan'in sözlerine kanip putlar lehine konusur? Ve nihâyet neden Tanri, Muhammed'i seytana ayak uydurmaktan korur da diger peygamberleri ve insanlari seytan'in kötülüklerinden korumaz?

Söylemeye gerek yoktur ki bu tür sorulari ancak akilci egitimden geçmis insanlar sorabilir. Böyle bir egitimden yoksun seriâtçilar ise, bu tür sorularin ancak dinsizler tarafindan sorulacagini söylerler.

Gerçegi yansitmak gerekirse ortada ne "seytan" vardir, ve ne de "seytan âyet'leri" diye bir sey! Var olan sey, Muhammed'in, bir takim dinsel ve siyasal gereksinimler ugruna kendi tutum ve davranislarina çözüm bulmaga çalisma caba'laridir. Bunun böyle oldugunu anlamak için seytan âyet'leri olayini kisaca özetlemek gerekir:

Mekke döneminde iken Muhammed, her ne kadar güçsüz durumda bulunmakla beraber, Kureys'in ileri gelenlerinden biri olan Ebû Tâlib'e güvenerek, Kureyslilere meydan okur, onlarin putlarina küfürler eder dururdu. Onun bu davranislarindan yilmis olarak Kureysliler, günün birinde uzlasma teklifinde bulunurlar. Söyle derler: "Ey Muhammed! sen bizim ilâhlarimiza küfretmekten vazgeç... Bir yil boyunca bizim Lât, Uzza ve Menat adindaki ilâhlarimiza bir yil boyunca ibâdet et, biz de senin ilâhina (Tanri'ya) ibâdet edelim. Senin bizi kabule çagirdigin din, bizim dinimizden hayirli olursa, biz de o din'den hissemizi aliriz; eger bizim dinimiz seninkinden hayirli olursa, sen bizim dinimizden hisseni alirsin" 6.

Teklif Muhammed'e yatkin görünür; onlari bu yoldan kazanacagini düsünerek Lât, Uzza ve Menat adindaki putlari övücü nitelikte olmak üzere Kur'ân'in Necm sûresi'nin 19 ve 20.ci âyet'lerine sunlari koyar: "Gördünüz mü Lât'i, Uzza'yi ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'i? Iste bunlar, yüce turnalardir... Sefâatleri elbette ki umulur".

Buna pek sevinen Kureys'liler: "Muhammed... tanriçalarimizi iyi (sözlerle) andi" diyerek secde ederler. Muhammed de onlarla birlikte secde eder7.

Ancak ne var ki Muhammed'in bu davranisi üzerine, müslümanlar hayal kirikligina ugramis olarak üzüntülerini ortaya vururlar. Onlarin bu tepkisi nedeniyle Muhammed, hatâ ettigini anlar. Taraftarlarini kaybetmektense hatasini düzeltme yolunu seçer. Cebrâil'in gelip kendisine hatasini bildirdigini söyler. Güyâ yukardaki sözleri onun diline âyet olarak sokan seytan'dir, ve seytan daha önceki "peygamberlere" de buna benzer oyunlar oynamistir; bununla beraber Tanri seytan'in bu tür oyunlarini dâima bozdugu gibi, iste simdi Muhammed'le ilgili bu olayda da bozmustur!. Bunun böyle oldugunu anlatmak üzere Muhammed, Tanri'dan vahiy indi diyerek Kur'ân'a su âyet'i koyar: "(Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir Resûl ve Nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulundugunda, seytan onun dilegine ille de (beserî arzular) katmaya kalkismasin. Ne var ki Allah, seytan'in katacagi seyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini saglam olarak yerlestirir. Allah hakkiyle bilendir..." (K. 22 Hac sûresi, âyet 52)

Bu âyet'i koymakla, "peygamberlerin" dahi yanilabileceklerini anlatmak ister; fakat sunu da ekler ki Allah, "peygamberleri" yanilgidan ve seytanin oyunlarindan kurtarir ve böylece "peygamber"lerine , buyruklarini kusursuz bir sekilde insanlara iletme olasiligini saglar.

Güzel ama, "peygamber'lerini seytanin yaniltmalarindan kurtaran bir Tanri, neden acaba bu hayirhay isi kendi kul'lari için yapmazda, onlarin günaha girmelerine vesile olur?". Muhammed'in Kur'ân'a koydugu âyet'lerden anlamaktayiz ki Tanri bu isi, kullarini denemek için yapmistir. Gerçekten de Hac sûresi'nin yukarda zikrettigimiz 52.ci âyet'ini su âyet izlemekte: "(Allah seytanin böyle yapmasina müsaade eder ki) kalplerinde hastalik olanlar ve kalpleri katilasanlar için, seytanin kattigi sey bir deneme (vesilesi) yapsin. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrilik içindedirler" (K. 22 Hac sûresi, âyet 53).

Bu âyet, yine isin içinden çikilmaz bir sorun yaratiyor! Su bakimdan ki Tanri, seytan'in insanlari ve peygambeleri kandirmasina izin veriyor, çünkü onlari denemek istiyor! Pek iyi ama, biraz yukarda dedigimiz gibi kendi kul'larinin kalplerini katilastiran, ve onlari kâfir yapan (ya da kalplerini açip muslüman yapan) yine Tanri degil mi (Örnegin En'âm sûresi, âyet 125)?

Bütün bunlar bir yana, fakat neden acaba Tanri, Muhammed'in seytani'ni müslüman kilmistir'da diger peygamberlerine böyle bir nîmet tanimamistir? Örnegin neden acaba ilk "insan" olarak yarattigi Adem'in seytani'ni (Iblis'i) kâfir yapmis, ve bu seytan'a, Adem'i ve karisini yaniltma firsatini saglamistir? Söylemeye gerek yoktur ki Adem'in seytan tarafindan yaniltilmasiyle ilgili hikâye, Muhammed'in Tevrat'tan esinlenerek Kur'ân'a aldigi bir hikâyedir ki ona: "Benim seytanim kâfir idi. Lâkin Allah (bu seytan'a) karsi bana yardim etti de (seytanim) müslim oldu" seklinde konusup Adem'e üstünlük iddiâsinda bulunma olasiligini saglamistir. Zirâ asagida görecegimiz gibi Muhammed, buna dayarak Adem'in seytani'nin "kâfir" ve karilarinin kendisine günahta yardimci olduklarini söylemistir.

*



1 Ibn Teymiyye'nin Izâhu'd- Delâle fi Umûmi'r-Risale, adli eseri ile Kâmil Miras'in Tecrîd-i Sarih Tercemesi'nde yer alan ve Buharî'nin kosullarini tasir oldugu bildirilen bu hadîs için bkz. Turan Dursun, Tabu Can Çekisiyor. Din Bu, (Kaynak Yayinlari 199I, Cilt 3. 3.baski, sh. 130 ve d.)

2 ibid.

3 Müsned-i Bezzâr'da ki bu hadîs için bkz. Sahih-i... (Cilt II, sh. 247). ayreica bkz. Gazalî, age (1975) Cilt II, sh. 79, 84)

4 Müslim ve Tirmizî'nin rivâyet ettikleri bu hadîs için bkz. Gazalî, age (1975) Cilt II, sh. 78-79

5 Müslim ile Tirmizî'nin rivâyetleri için bkz. Gazalî, age (1975) , C. II. sh. 79)

6 Taberî ve Ibn Ishak, Sûyûtî, Ibn Hâcer gibi en saglam kaynaklarda yer alan bu hususlar için benim "Seriât'tan Kissa'lar" adli kitabima bakiniz (Kaynak yayinlari, Istanbul 1996, sh. 135)

7 Bkz. Turan Dursun, Tabu Can Çekisiyor. Din Bu, (Kaynak yayinlari, Istantanbul 1990, I. Kitap, sh. 106)