B) Isâ'yi Tanri'nin oglu olarak kabul etmedigi gibi Hiristiyanlarin "Teslis" (Tanri-Isâ-Rûhul-kudüs) inanisini da red'eder: sirf Isâ'yi kendisinden daha üstün durumda göstermemek için.


Kendinden daha üstün, daha imtiyazli peygamber olmadigi kanisini pekistirmek üzere Muhammed'in basvurdugu yollardan biri de Hiristiyanlarin Isâ hakkindaki inanislarini red'etmekti. Bilindigi gibi Incil'de Meryem oglu Isâ, Tanri'nin oglu olarak tanimlanmistir; ayrica "Teslis" akidesi yer almistir ki "Tanri, Isâ ve Rûhül-kudüs" üçlüsünü kapsar ve Isâ'yi âdeta Tanri ile ayniyet haline sokar.

Söylemeye gerek yoktur ki Isâ'yi bu nitelikler içerisinde kabul etmek demek, onu erisilmez bir kerteye getirmek demektir. Oysa ki Muhammed kendisini peygamberlerin en üstünü ve en sonuncusu olarak göstermek hevesindeydi. Kendisi Abdullah adinda "putperest" birinin oglu oldugu için, eger Isâ'yi Tanri'nin oglu seklinde kabul edecek olursa, bu taktirde Isâ'ya nazaran dûn durumda kalmis olacakti.

Iste bundan dolayidir ki Kur'ân'a yerlestirdigi âyet'lerle, her seyden önce Tanri'nin evli olmadigini, zevcesi bulunmadigini, çocuk sahibi olmadigini açiklar; Tanri'nin oglu oldugunu söylemenin kafirlik sayilacagini anlatir. En'âm Sûresi'ne sunu koyar: "... Kafirler Allah'a ortak kostular. Korü körüne O'na ogullar ve kizlar uydurdular. Hâsâ , O onlarin vasiflandirmalarindan yücedir... O(nun) zevcesi olmadan nasil çocugu olabilir? ..." (K. 6 En'âm sûresi, âyet 100-101).

Öte yandan Isâ'yi, Tanri'nin oglu degil (K. 4 Nisâ 171) fakat sadece bir "peygamberi" olarak (K. 5 Mâide 75) göstermis, ve Tanri'yi "üçten bir" olarak kabul etmenin kafirlik olacagini (K. 5 Mâide 73) bildirmistir1.

Daha baska bir deyimle Isâ'yi Tanri'nin oglu olarak kabul etmemesinin nedeni, sadece Tanri'nin bir'ligine inanmisligindan ve Tanri fikrini yüceltme amacindan degildir. Asil neden Isâ'yi kendisinden daha üstün mevkide birakmak istemeyisindendir. Çünkü Isa'yi Tanri'nin oglu olarak tanimlamis olsa, bu takdirde kendisini, Abdullah'in oglu olmak i'tibariyle, Isa'ya nazaran daha asagi durumda birakmis olacakti.

Ancak ne var ki Isâ'yi Tanri'nin oglu olarak tanimlamaktan kaçinirken, örnegin "(Tanri'nin) zevcesi olmadan nasil çocugu olabilir?" seklinde âyet'ler koyarken (K. En'âm 100-101) bu kez Tanri fikrini zedeleyici bir sonuca yönelmistir. Çünkü kendi söylemesine göre Tanri her seyi yoktan yaratabilen ve "ol" dedigi zaman her seyi oldurabilen güçte bir yaratan'dir. O halde zevcesi olmadan da çocugu olabilir demektir. Su durumda "O(nun) zevcesi olmadan nasil çocugu olabilir?" diye sormak abes olmaz mi? Böyle bir soru sormus olsak bizlere: "Tanri'yi âciz durumda birakiyorsun" diyerek "kâfirlik" damgasi vurmazlar mi?

Tanri'nin çocugu olmadigini söylemek sûretiyle Muhammed, bir de "putperest" diye damgaladigi Arap'larin inançlarini baltalayip kendisine boyun egdirtmek düsüncesindeydi. Çünkü Arap'lar, kutsal diye bildikleri ve taptiklari bazi ilâhlari (örnegin Lât, Menât, Uzza, vs... gibi ilâhlari) Tanri'nin kizlari diye bilirlerdi. Ve iste Muhammed Kur'ân'a "Tanri'nin çocuklari yoktur, O'na kizlar ve ogullar uydurmak kafirliktir" (K. En'âm 100-101) seklinde ya da "Ey inkârcilar! Simdi Lât, Uzzâ, ve bundan baska üçuncüleri olan Menât'in ne oldugunu söyler misiniz? Demek erkekler sizin disiler Tanri'nin mi?... Bunlar sizin babalarinizin taktigi adlardan baska bir sey degildir" (K. 53 Necm 19-23) diye âyet'ler koymak sûretiyle, putperest Arap'lari inançlarinda sarsip kendisine baglama yolunu aramistir.

1 Muhammed'in bu konuda Kur'ân'a koydugu âyet'ler söyle: "Ey Kitab ehli... Allah'a ve peygamberine inanin, -'üçtür-' demeyinm... Allah ancak bir tek Tanri'dir, çocugu olmaktan münezzehtir..." (K. 4 Nisâ 171); "...-' Allah üçten biridir-' diyenler kâfir olmustur... Meryem oglu Mesîh sadece peygamberdir..." (K. Mâide 73,75)