XV) Tanri'nin kendisi'ni "Sabâ" adindaki rüzgar ile güçlendirdigini ve böylece müslümanlari zafere eristirdigini, oysa ki daha önceki peygamberlerin kavimlerini "azâb" rüzgarlariyle yok ettigini söyliyerek övünür.
Bedir ve onu izleyen Uhud savaslarindan sonra Kureysli'ler (ve onlarla birlikte diger bazi kavimler, örnegin Yahudi'ler), Muhammed'in giderek güçlendigini ve bir gün gelip baslarina büyük bir belâ olabilecegini düsünürler ve is isten geçmeden önce onu yok etmek isterler. Bu maksatla Hicret'in 5. yilinda yirmi dört bin kisilik büyükçe bir ordu ile Medîne üzerine yürürler.
Diger kavimlerden bazilarinin da katildigi Kureys ordusu'nun1 gelmekte oldugunu ögrenen Muhammed, daha önceki Uhud savasi'nda ugradigi yenilginin meydan savasi vermek yüzünden oldugunu düsünerek, savas taktigi konusunda bilgi sahibi bulunan Selman-i Farisî ile görüsür. Selman-i Farisî ona, meydan savasi yerine savunma savasi verilmesini ve bunun için Medîne'nin etrafina hendekler kazilmasini tavsiye eder. Mevsimin kis oldugunu, ve eger kazilan hendeklere siginilarak savunma taktigi uygulanacak olursa, düsmanin basarisiz kalip muhasarayi kaldiraracagini söyler. Bu tavsiye üzerine Muhammed, her on kisiye kirk arsin olmak üzere hendek'ler kazdirtir ve üç bin kisilik ordusunu bu hendeklere yerlestirir. Ve bir aylik bir direnmeden sonra, savunma savasi sayesinde düsmana karsi basari saglar. Çünkü kis mevsimine özgü hava muhalefeti (örnegin siddetli ruzgar) yüzünden muhasara uzamis ve bu yüzden Kureys ile Yahudi'ler arasinda anlasmazlik çikmis, ve bu da muhasaranin kaldirilmasina sebeb olmustur. Kuskusuz ki Muhammed'in elde ettigi bu basari, esas i'tibariyle Selman-i Farisî'nin tavsiyesi üzerine uygulanan savas taktigi sayesinde elde edilmistir. Ancak ne var ki Muhammed, Tanri'nin kendisi araciligiyle müslümanlara yardimda bulundugunu söyliyerek yeni bir övünme vesilesi yaratir: güyâ Tanri, sevgili "Peygamberini" zafere ulastirmak için, gözle görünmeyen ordular ve siddetli esen bir rüzgâr göndermis, ve zaferin müslümanlar tarafindan saglanmasina vesile yaratmistir. Bunun böyle oldugunu anlatmak üzere Muhammed, Tanri'nin söyle konustugunu söyler: "Ey inananlar! Allah'in size olan nîmetini anin; üzerinize ordular gelmisti. Biz de onlarin üzerine (siddetli bir) rüzgâr ve (sizin gözünüze görünmeyen) ordular göndermistik..." (Bkz. 33 Ahzâb sûresi, âyet 9)
Fakat bunu yeterli bulmaz, bir de savasin kazanilmasinda asil rol oynayan seyin, kendisine Tanri tarafindan özel olarak "Sabâ" adindaki rüzgârin verilmis oldugunu söyler. Övünmesini biraz daha pekistirmek maksadiyle bu rüzgar'in Tanri tarafindna sadece kendisine, ve kendisi araciligiyle müslümanlara nasib kilindigini bildirir. Daha önceki peygamberlerin kavimlerine (örnegin Ad adindaki peygamberin kavmine) felâket niteliginde olmak üzere rüzgar verildigini belirtir ve Imâm-i Sâfiî'in rivâyetine göre söyle der: "Ben Sabâ (rüzgari) ile mansûr oldum, halbuki bu rüzgâr bizden evvelkiler hakkinda azâb idi" . Abdullah Ibn-i Abbâs'in rivâyetine göre de söyle ekler: "Ben (bâd-i) sabâ (Sabâ rüzgâri)ile mansûr oldum (güçlendirildim). (Kavm-i) Ad ise bati rüzgariyle ihlâk olundular (yok edildiler)..."2
Arapça'da "Sabâ" adi Dogu'dan esen bir rüzgâr'in adi'dir. Bu i'tibarla: "Ben sabâ (rüzgâri) ile güçlendirildim" seklinde konusurken Muhammed, biraz yukarda belirttigimiz âyet'de söz konusu rüzgâr'in, "Sabâ" oldugunu anlatmak istemistir. Güyâ kisin soguk bir zamaninda cereyan eden bu savas sirasinda Tanri, bir gece Dogu tarafindan son derece siddetli bir rüzgâr estirmis ve Küreysli'lerin "ordugâhini darma dagin etmis, kendilerini barinamayacak bir hâle koymustur" 3 .
Kendisini daha önceki peygamberlerden üstün göstermek için, yukarda belirttigimiz gibi:"Ben Sabâ rüzgâri ile güçlendirildim, halbuki bu rüzgâr evvelkiler hakkinda azâb idi" seklinde konusmustur. Bu arada da Ad kavmi'nin yok olmasina Bati rüzgâri'nin (ki "Debur" diye bilinir") neden olduguna deginerek, Kur'ân'da bu kavmin helâk olmasiyle ilgili olaylari hatirlatmak üzere: "Ben (Sabâ rüzgâri)ile (güçlendirildim). (Kavm-i) Ad ise bati rüzgariyle (yok) olundular" demistir. Hemen ekleyelim ki Kur'ân'in Ahkâf, Hâkke, Hûd, Kâmer ve Zâriyât Sûreleri'nde, Hûd peygamber'e ve dolayisiyle Tanri'ya karsi geldikleri için yok edilen Ad kavmi'nden söz edilir. Güyâ bu yüzden Tanri, Ad kavmi'ni yok etmek üzere "Her seyi yok edici bir gücü ve aci veren bir azâbi içinde tasiyan" bir rüzgâr yollamistir4.
Daha baska bir deyimle Muhammed, Tanri'nin kendisine savaslar sirasinda yardimci rüzgarlar verdigini ve bu sayede savaslari kazandirttigini, oysaki bu ayni rüzgarlarin daha önceki dönemlerde Ad gibi kavimlerin yok edilmesi için gönderildigini söylemek sûretiyle, övünme gelenegini devam ettirmis olmaktadir.
*
1 Kureys ile birlikte Kinane ve Tihame ve Gatafan ve Nadîr ve Kureyza kabilelerinin de "Ahzâb ordusu" adi saldiriya geçtikleri söyleniyor.
2 Sahih-i ... (Cilt II, sh. 302 Hadîs no. 544)
3 Sahih-i... (Cilt III, sh. 303)
4 Bu konuda bkz. Turan Dursun, Kur'ân Ansiklopedisi (Kaynak Yayinlari, Cilt I. sh. 117 ve d. ).