XVII) Diger peygamberlerden farkli olarak kendisinin, Tanri tarafindan bütün insanlara elçi diye gönderileceginin önceden Tevrat ve Incil'de müjdelendigîni ve hattâ adi'nin Incil'de "Ahmed" olarak açiklandigini söyleyerek övünür (Bkz. Bakara sûresi, âyet 129, 157; A'raf sûresi, âyet 157; Saff sûresi, âyet 6)


Muhammed'in söylemesine göre Tanri, Adem ile esini yeyüzüne gönderdikten sonra insanlarla bir "ahid" (sözlesme) yapmistir. Ve insanlar, bu sözlesme geregince sunu kabul etmislerdir ki, Tanri'nin herhangi bir zamanda gönderecegi dogru yolu göstericiye ("sebebi hidayet'e") ve daha dogrusu "hatemülenbiya'ya" (son peygamber'e) uyacaklar ve iman edeceklerdir. Bu verdikleri sözü hatirlatmak maksadiyle Tanri, Musa araciligiyle Yahudilere Tevrat'i ve Isâ araciligiyle de Hiristiyanlara Incil'i vermistir. Verirken de onlardan yeminli olarak yeniden söz almistir ki Musa'nin ve Isa'nin haber verdikleri son peygamber Muhammed'e iman edeceklerdir, onun getirdigi Kur'ân'a uyacaklardir. Daha sonralari Tanri, Muhammed'i gönderirken onlara, asagi yukari söyle demistir: "Benimle yapmis oldugunuz ahdi, Resûlum Muhammed'e bas egerek yerine getiriniz. Yaninizdaki Kitab'i (Tevrat'i, Incil'i) tasdik etmek üzere gönderdigim Kur'ân'a iman ediniz ve bütün eylemlerinizi buna uydurunuz"1. Daha baska bir deyimle güyâ Tanri, her ümmete kendi içlerinden peygamberler seçmis ve fakat Muhammed'i, bütün bu ümmet'lere, yâni bütün insanliga en son peygamber olmak üzere göndermis, one ve onun getirdigi Kur'ân'a uyulmasini emrermistir. Bunu anlatmak maksadiyle Muhammed'in Kur'ân'a koydugu pek çok âyet vardir ki bunlardan biri söyle: "Ey insanlar! bâkin size rabbinizdan bürhan geldi, size açik bir nur indirdik..." (K. Nisâ sûresi, âyet 174). Burada gecen "bürhan" sözcügü "Kesin delil" karsiligi olarak "Muhammed" anlamina geliyor; "nur" sözcügü ise "Kur'ân" karsiligi oluyor.

Konuyu diger yayinlarimizda ele almis olmakla beraber2, kisaca özetleyelim ki Muhammed, kendisinin "en son" ve "en yüce" peygamber olarak gönderileceginin Tevrat ve Incil ile haber verildigini bildirmis ve bununla övünmüstür; bu maksatla Kur'ân'a koydugu âyet'lerden biri söyle: "Yanlarindaki Tevrat ve Incil'de yazili bulduklari o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), iste o Peygamber onlara iyiligi emreder..." (Bakara sûresi, âyet 157). Buradaki "ümmî peygamber" deyimiyle, kendisinin Tanri tarafindan, güyâ "okumasi-yazmasi olmayan" bir "peygamber" olarak tanimlandigini anlatmak istemistir.

Yine güyâ Tanri, Tevrat'in birinci satirinda Muhammed'in niteliklerini belirtmis ve: "Muhammed (benim) Resûlüm ve tercih ettigim kulumdur" demistir3. Ya da Incil'de onun "Ahmed" adiyle çagirilacagini haber vermistir. Oysa ne Tevrat'da, ve ne de Incil'de Muhammed'ten söz edilmemistir. Fakat Muhammed, Yahudilerin Tevrat ya da Zebur ve Talmud gibi kitaplarini ve Hiristiyanlarin Incil'ini bilenlerden ögrendiklerini kendi isine gelir sekilde degistirerek, kendisinin Peygamber olarak gönderileceginin Tanri tarafindan önceden bu kitaplarla haber verildigi kanisini yerlestirmek istemistir. Bunu yapmakla kendisini, hem bir yandan Yahudilere ve Hiristiyanlara ve hem de diger yandan Arap'lara peygamber olarak kabul ettirmekte kolaylik sglayacagini düsünmüstür. Kur'ân'a koydugu âyet'ler bu taktikten dogmustur. Örnegin Bakara sûresi'ne koydugu yukardaki 157ci âyet, bunun örneklerinden biridir. Yine Bakara sûresi'ne koydugu bir baska âyet'le, kendisinin Peygamber olarak gönderilmesinin Ibrahim Peygamber ile oglu Ismâil tarafindan Tanri'dan istendigini bildirmistir. Ayet söyle: "Bir zamanlar Ibrahim, Ismail ile beraber Beytullah'in temellerini yükseltiyor (söyle diyorlardi) (...): -Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti ögretecek, onlari temizleyecek bir peygamber gönder..." (Bakara sûresi, âyet, 129). Burada geçen "Kitap" sözcügü "Kur'ân" karsiligi olarak kulanilmistir; "peygamber" sözcügü de "Muhammed" anlaminadir; "onlara" sözcügü ise, Muhammed'in ümmeti'dir ki, Ismail'in zürriyeti olarak bilinir. Nitekim Muhammed, bunun böyle oldugunu anlatmak maksadiyle söyle derdi: "Ben babam Ibrahim'in duâ'si, ve kardesim Isa'nin müjdesi ve validemin rüyâsiyim" demistir4.

Görülüyor ki yukardaki âyet'e göre Ibrahim, kendi zürriyetinden bir müslüman ümmet çikarmasi ve onlar içinden "sanli" bir Peygamber seçmesi için Tanri'dan istekte bulunmaktadir. Ve iste güyâ Tanri, onun bu istegini yerine getirmek üzere "sanli" bir elçi olmak üzere Muhammed'i seçmistir. Hani sanki Tanri, kimlere ve ne sekilde Peygamber gönderilmek gerektigini akil edemezmis de Ibrahim ve Ismail'in tavsiyesine muhtaçmis gibi bir durumda kilinmistir bu âyet'lerle!


*

Kendisinin peygamber olarak gönderileceginin Tevrat'da ve Incil'de yazili bulundugunu anlatma fikrine Muhammed, bu kitaplari iyi bilenlerden ögrendigi bilgiler sayesinde yönelmistir. Gerçekten de Ahd-i Atiyk'in Isaya adli kitabinda Tanri'nin söyle dedigi yazili: "Ben Rab! seni dogrulukla çagiracagim ve elini tutacagim ve seni koruyacagim ve kör gözleri açasin, mahpuslari zindandan ve karanlikta oturanlari hapishaneden çikarasin diye seni kavma ahit, Milletlere isik olarak verecegim..." (Ahd-i Atiyk/Isaya, Bap, 42: 6-8). Tevrat'in Tekvin Kitab'inda su var: "Ve milletlerin itaati ona olacaktir" (Tevrat, Tekvin, Bap: 49: 10). Ve yine Tevrat'in Zekerya kitabinda su yazili: "Ey Sion kizi, büyük sevinçle cos; ey Yerusalim kizi, bagir; iste Kiralin âdildir ve kurtaricidir... ve bir esek yavrusu sipa üzerine binmis sana geliyor" (Ahd-i Atiyk, Zekeriya, Bap 9: 9).

Görülüyor ki bu Kitap'larda, bazi "peygamber"lerin geleceklerinin önceden haber verildigi anlatilmakta. Bununla beraber sözü edilen kimselerin Muhammed'le ilgisi yoktur; bunlar Yahudi kavimlerinden ve Yahudiler arasindan kisilerdir. Fakat buna ragmen Muhammed, Yahudi kaynaklarinda buldugu bu malzemeyi, kendisinin peygamber olarak gönderilecegine kanit saymistir.

Fakat asil Kur'ân'in Saff sûresi'ne koydugu bir âyet iledir ki Muhammed, kendisinin Isa tarafindan ad zikredilmek sûretiyle peygamber olarak gönderileceginin bildirildigini söylemistir. Gerçekten de Kur'ân'in Saff Sûresi'nde, Isâ'nin, Israiogullari'na hitaben konusarak Ahmed adinda bir peygamberin gelecegini haber verdigi yazili: "Meryem oglu Isâ: -'Ey Israilogullari! Dogrusu ben, benden önce gelmis olan Tevrat'i dogrulayan, benden sonra gelecek ve adi Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah'in size gönderilmis peygamberiyim-'..." (K. 61 Saff sûresi, âyet 6).

Yâni Muhammed'in söylemesine göre Isâ, kendisinden sonra "Ahmed" adinda bir peygamberin gelecegini müjdelemistir5. Oysa ki Incil'de "Ahmed" diye bir ad geçmez, ve Isa'nin böyle bir haber verdigi de bilinmez. Incil'de geçen sözcük "tesellici" (rahatlatici) anlaminda olmak üzere "Paracletos" 'dur ki Yunanca kökenlidir. Yuhanna'ya göre Incil'de Isâ: "Benim gitmem sizin için hayirlidir, çünkü gitmezsem tesellici (Paraclet) gelmez. Fakat gidersem onu size gönderirim" demis ve gönderecegi seyin "gerçekleri belirtecek RUH" (daha dogrusu "Ruhulkudûs) oldugunu belirtmistir (Bk. Yuhanna'ya göre Incil, Bap 16: 5 ve d.).

Ve yine ayni Incil'de söyle yazilidir: "Benim ismimle Babanin gönderecegi tesellici, ki Ruhulkudûs'dür, o size her seyi ögretecek ve size söyledigim her seyi hatiriniza getirecektir" (Bkz. Yuhanna'ya göre Incil, Bap 14: 26).

Incil'de geçen "Paracletos" sözcügü (ki "tesellici" demektir) Arapça'ya "Faraklit" olarak çevrilmistir. Hemen belirtelim ki "Parakletos" sözcügü, yine Yunanca bir sözcük olan "Periklytos" (ya da "Priklitos") ile söylesim (telaffuz) benzerligi arzeder; "Priklitos" ise"Çok övülen kimse" anlamindadir ki Arapca karsiligi "Ahmed" dir6. Çünkü Arapça'da "Ahmed" sözcügü "Hamd" kökünden gelmedir ve "Tanri'ya çok sükreden" , ya da, "Tanri'yi en çok yücelten" demek olup ayni zamanda "Her kesten fazla övülen" anlamina gelir.

Ve iste Muhammed'e Incil hakkinda bilgi verenler, Muhammed'in övülmekten hoslandigini bildikleri için, pek muhtemelen "Faraklit" çevirisini "Pareckletos" sözcügünün karsiligi olarak öne sürmüsler, ve Muhammed de bundan mülhem olarak Isa'nin "Ahmed" adini telaffuz ettigi kanisini yaratmis ve Kur'ân'a yukardaki âyet'i koymustur 7. Böylece kendisinin "peygamber" olarak geleceginin Isa tarafindan önceden bildirildigini öne sürmüstür. Sürerken de kendisinin, diger peygamberlerden farkli olmak üzere, bütün insanlara gönderildigini bildirmistir.

Hatirlatalim ki kendisinin peygamber olarak gönderileceginin Incil'de haber verildigini söylerken Muhammed, bir bakima Isa ile ilgili Incil hükümlerini taklid etmekten baska bir sey yapmamaktaydi. Çünkü Incil'i hazirlayanlar, Isa'nin geleceginin daha önce Isaya adli "kutsal" kitapta bildirildigini öne sürerler ve Isaya'nin Israilogullarina hitaben söyledigi su sözleri örnek verirler: "...Rab kendisi size bir alâmet verecek; iste, kiz gebe kalacak, ve bir ogul doguracak ve onun adini Immanuel koyacak" (Ahd-i Atiyk, Isaya, Bap 7: 14).

Burada gecen "Immanuel" adi "Allah bizim ile" anlamindadir. Ve iste Isaya'daki bu sözlere dayanarak Matta, Isa'nin bakire bir kiz olan Meryem'den dogacagini belirten söyle bir hükmü Incil'e koymustur: "Rabbin melegi rüyada 0na (Yusuf'a) görünüp dedi: -'Sen, Davud oglu Yusuf, Meryemi kendine kari olarak almaktan korkma; çünkü kendisinde dogmus olan Ruhülkudüstendir. Ve bir ogul doguracaktir; ve onun adini Isa koyacaksin, çünkü kavmini günahlarindan kurtaracak odur'-. Imdi, peygamber vasitasiyle Rab tarafindan söylenen: - 'Iste , kiz gebe kalacak, ve bir ogul doguracak; Ve onun adini Immanuel koyacaklar'- sözü yerine gelsin diye, hep bunlar vaki oldu- ..." (Matta'ya göre Incil, Bap 1: 18-23).

Daha baska bir deyimle Isa, "Tesellici gelecektir" derken, bununla Muhammed'i kastetmis degildir, sadece "Ruhu'l Kudüs" ü kastetmistir. "Ruhu'l- Kudûs" ise Tanri'nin Isa'ya bahsettigi ruh'tur, ki . Nitekim Muhammed bile, Tanri'nin Isa'ya "Rûhu'l-Kudüs" ile destek olduguna, ona kendinden bir ruh ulastirdigina dâir kur'ân'a âyet'ler koymustur. "Rûhu'l-Kudûs"ü de "Cebrâil" seklinde ya da Allah'in Meryem'e ulastirdigi "kün" (yâni "ol") sözcügünün eseri seklinde tanimlamistir (Bkz. Bakara 87, 253; Nisa 171; Mâide 110)

Öte yandan, Hiristiyanligin gelisinden sonra da bazi kimseler, kendilerini uhrevî kilikta göstermek için, kendilerinin "peygamber" olarak gönderileceklerinin Tanri tarafindan önceden haber verildigini söylemislerdir. Örnegin Milâd'in üçüncü yüzyilinda Iran'da, Mani adinda biri, Hiristiyanlari kendi pesinden sürükleyebilmek için, peygamber olarak gönderileceginin Incil'de bildirildigini öne sürmüstür. Görülüyor ki ayni isi Muhammed, ondan üçyüz yil sonra yeniden denemis olmaktadir. Pek muhtemeldir ki Muhammed'e bu fikri ve bu örnekleri verenlerden biri Selman-i Farisî 'dir. Çünkü bilindigi gibi Selman-i Fârisî, Iran asilli bir Hiristiyan bilgini olup köle olarak Arap'larin eline geçmis ve Hatice tarafindan satin alinmis Muhammed'e hediye edilmistir. Ahd-i Atiyk'i, Tevrat'i ve Incil'i çok iyi bildigi için din konularinda Muhammed'e çok yardimci oldugu inkâr edilemeyecek bir gerçektir.

*

1 Bakara sûresi'nin 44cü âyeti'nin yorumu ile ilgili olarak bkz. Elmalili H. Yazir, age (Cilt I. sh. 334 ve d.)

2 Özellikle "Islâm'a Göre Dige Dinler" ile "Kur'ân'in Elestirisi" adli kitablarimiza bakiniz

3 Bkz. Imâm Gazalî, age (Cilt II, sh. 879)

4 Bu konudaki yorumlar için bkz. Elmalili H. Yazir, age (Cilt I, sh. 496 ve d.)

5 Islâmci'lara göre Incil'de (daha dogrusu Yuhanna Incili'nde) Isâ'nin kendisinden sonra "Feraklid" adli ve kendisi gibi kurtarici nitelikte bir kardes peygamberin gelecegini bildirilmistir ve "Feraklid" adi güyâ "Ahmed" adi'nin karsiligi olan bir ad'tir. Oysa ki bu Muhammed'in kendi hayalinden ortaya vurdugu bir seydir. Konuyu "Islâm'a Göre Diger Dinler" adli kitabimizda inceledigimiz için burada fazla durmuyoruz.

6 Bu konudaki tartismalar için bkz. Turan Dursun, Kur'an Ansiklopedisi, (Kaynak Yayinlari, Istanbul 1994; Cilt I, sh. 260 ve d.)

7 Hintli din bilgini Rahmetullah gibi bazi yorumcular Incil'de geçen sözcügün "Priklitos" yazilisinda oldugunu iddiâ ederler. Bkz. Dursun, age, (Cilt I. sh. 261)