Önceki peygamberlere üstünlügü ile övünmesine ragmen, böyle bir üstünlüge sahip bulunmadigini kendi eylemleriyle ortaya vurur:


Her ne kadar kendisini Allah'in "sevgilisi" ve geçmisteki bütün peygamberlerin en yücesi, en güçlüsü, en sehvetlisi, en hosgörülüsü, en imtiyazlisi, en ahlâklisi vs... seklinde tanimlayip bu yönleriyle övünmekle beraber Muhammed, tüm yasantilari i'tibariyle bu söylediklerinin dogrulugunu kanitlayamamis, hattâ gerçegi söylemek gerekirse baskalarindan bir hayli gerilerde kalmistir. Hattâ denilebilir ki "peygamber" diye bilinen kimseler arasinda en olumsuz olanlarin basinda gelmistir. Ve hiç kusku edilemez ki, diger peygamberleri kendisine nazaran daha asagi durumlarda göstermege matuf yukardaki hikâyeleri, sirf kendisini biraz daha övebilmek için kendi kafasindan uydurmustur. Ancak ne var ki uydururken Tanri fikrini bir kez daha zedelemistir. Çünkü, biraz ilerde belirtecegimiz gibi, Tanri'yi, âdeta kendi emrinde ve her istedigini yerine getirmege âmade bir sekilde tanimlamis, yücelik ve güçlülük bakimindan kendisini Tanri'nin üstüne çikarmis gibidir. Fakat bunu yaparken Tanri'yi, keyfilikler içerisinde, ne yaptigini bilmez duruma düsürdügü gibi kendisini de, farkinda olmadan, diger peygamberlere nispetle daha az "erdemli" durumlarda kilmistir. Örnegin, kendi söylemesine göre Tanri diger peygamberlerin bir çok dileklerini yerine getirirken Muhammed'in ayni dogrultudaki isteklerini (erkek çocuk edinme istegini) geri çevirmistir. "Eger Tanri Muhammed'in her diledigini, sefâ'at dileklerini bile, karsilimaga hazir idiyse, neden dolayi erkek çocuk edinme konusundaki dileklerini yerine getirmesin?" diye sormak gerekmez mi? Neden dolayi baska peygamberlere, örnegin Ibrahim ile Sara'ya, ya da Imran ile Hanna'ya, onlarin arzularini yerine getirmek üzere erkek çocuk edinme mutlulugunu vermistir de (Bkz. 3 Imrân 34) Muhammed'i bundan mahrum etmis ve verdiklerini dahi (örnegin Ibrahim ile Kasim adindaki ogullarini) çok küçük yaslarda iken geri almis ve Muhammed'i üzüntüler içerisinde kivrandirmistir? Ya da neden dolayi baska peygamberlerin ana ve babalarini ve yakinlarini "inananlardan" yapmistir'da böyle bir nîmeti Muhammed bakimindan düsünmemis, örnegin onun ana ve babasini ve kendisine babalik eden amucasini putperestlikten kurtarmamistir? Hatirlatalim ki Kur'ân'da Tanri'nin, Süleyman "peygamber"in ana ve babasina nîmetler verdigi, onlari müslüman yaptigi yazilidir (Bkz. 27 Neml 19). Yine ayni sekilde Tanri güyâ Süleyman'in gönlünü öylesine pekistirmistir ki Süleyman bu sayede Sebe Melikesi Belkis'i bile müslüman yapabilmistir (Bkz. 27 Neml 29-44). Yine bunun gibi Kur'ân'da Tanri'nin, Meryem'e, daha Isa'yi dogurmadan önce büyük nîmetler verdigi, örnegin rûhundan üfledigi, onu her türlü sâibe'den korudugu, yine onu ve oglunu "âlemler için mûcize" kildigi (Bkz. 21 Enbiyâ 91), Isâ'yi daha besikte iken konusur yaptigi (Bkz. 19 Meryem 30-33) vs... yazilidir.

Ama bu ayni Tanri, yine Muhammed'in söylemesine göre, Emine'ye ve Adullah'a, yâni "son ve en sevgili peygamberi"nin anasina ve babasina hiç bir iltifatta bulunmamis, onlarin adini agzina alip Kur'ân'a koymamis, onlari müslüman yapmaga dahi yanasmamistir; müslüman yapmadigi için Muhammed'e, anasi için magfiret dileme iznini dahi vermemistir.

Bu örnekleri çogaltmak mümkün. Anlatmak istedigimiz su ki Muhammed, baska peygamberlere üstünlük iddiâsinda bulunarak övünürken, farkinda olmadan onlarin kendisinden daha üstün imtiyazlarla donatilmis oldugunu ortaya vurmustur. Böylece bir takim çeliskilere saplanip kendi kendisini güç durumlarda birakmistir.

Öte yandan kendi sözlerine dayali eylemler ve nitelikler bakimindan da kendisini, yine farkinda olmadan, diger "peygamber"lere nazaran daha asagi durumlarda tutmustur. Bir iki örnek verelim: