V) "Okumasi-yazmasi olmayan peygamber" olarak görünmeyi övünme vesilesi yaparken, Tanri'nin baska peygamberlere okuma ve yazmayi, hattâ kusdili ve karinca dili gibi dilleri dahi ögrettigini belirtmekle çeliskiye düser. (K. Mâide 110; Neml 15-16,28)
Daha önce de belirttigimiz gibi Muhammed, okuma-yazmasi olmayan peygamber seklinde görünmekle övünmüs, "okumasizligini" Tanri'nin kendisine bir lûtf'u ve ilâhîliginin bir isâreti seklinde göstermistir. Ancak ne var ki kendisini okumasiz kilan bu ayni Tanri'nin diger peygamberleri okuma yazma bilir kildigini ve hattâ bazilarina kus dili'nden tutunuz da karinca'larin konustuklari dil'e varincaya kadar hayvanlara ve hasarata özgü dil'leri bile ögrettigini ve bunu onlara "lûtf" olmak üzere yaptigini söylemekten de geri kalmamistir. Örnegin Mâide Sûresi'ne koydugu âyet'lerle Tanri'nin Isa'ya, nîmet olmak üzere okuyup yazmayi, ve bu arada Tevrat ile Incil'i ögrettigini aynen söyle belirtmistir: "Allah o zaman söyle diyecek: -Ey Meryem oglu Isa! ... Sana Kitabi (okuyup yazmayi), hikmeti, Tevrat ve Incil'i ögretmistim..." (Bkz. Mâide sûresi, âyet 110)
Yine bunun gibi Kur'ân'in Neml Sûresi'nde, Süleyman "peygamber"in kus'larin ve karinca'larin dillerinden anlar ve bu dil'leri konusur oldugu, bu dil'lerin kendisine Tanri tarafindan "bir lûtf" olmak üzere belletildigi, bu sûretle mü'minlerin çogundan üstün kilindigini bildirilmistir; âyet söyle: "Davud ile Süleyman'a ilim verdik, ikisi de -'bizi müm'min kullarindan çoguna üstün kilan Allah'a hamdolsun-' dediler. Süleyman, Dâvûd'a vâris oldu: -'Ey insanlar! dedi, bize kuslarin dili ögretildi ve her sey verildi. En asikâr lütf-u inayet budur".." (Bkz. 27 Neml sûresi, âyet 15-16).
Kur'ân'dan ögrenmekteyiz ki Süleyman, kus dilini anlar ve bu dili konusur olmak sayesinde Sebe Melikesi ile haberlesir ve sonunda onu "inananlardan" yapar. Gerçekten de Neml Sûresi'nde Süleyman'in Hüdhüd adindaki kus ile konustugu, örnegin Hüdhüd'ün Süleyman'a: "...Senin bilmedigini ögrendim. Sana sebe'den dosdogru haber getirdim. Orada bir kadinin hükümranlik ettigini gördüm... Kendisini de kavmini de Allah'i birakip günese secde eder gördüm...(vs...)" (K. Neml 22-26) dedigi ve Süleyman'in da Hudhüd adindaki kus'a: "Bakalim dogru mu söylüyorsun? Yoksa yalancilardan misin? Su mektubumu al, onlarin eline ver, sonra onlardan biraz çekil, ne cevap vereceklerini gör..." (Neml sûresi, âyet 28) diye emrettigi, kus'un bu mektubu Sebe melikesi'ne götürdügü ve sonunda da Sebe melikesi'nin "Süleyman ile birlikte bütün âlemleri var eden Allah'a teslim oldum" (Bkz. Neml sûresi, âyet 29-44) dedigi yazilidir. Daha baska bir deyimle Süleyman, kus dilini bilir olmak sayesinde Sebe melikesini ve kavmini "inananlardan" yapabilmistir.
Süleyman sadece kus'larin degil, fakat karincalarin diline de vakiftir; Yine ayni Sûre'den ögrenmekteyiz ki Süleyman'in cin'lerden ve insanlardan ve kuslardan mütesekkil bir ordusu vardir ve bu ordusu ile karincalarin bulundugu bir vâdi'ye geldiginde karincalardan biri telas içerisinde diger karincalara: "Ey karincalar! Yuvalariniza girin, Süleyman'in ordusu farkina varmadan sizi ezmesin" der (Neml sûresi, âyet 17). Süleyman karincalarin dilinden anladigi için, yukardaki konusmayi duyunca "hafifçe güler" ve Tanri'ya sükürler eder: "Rabbim" der "bana, anama, babama ihsan ettigin nimetlere sükretmeyi, hosnut olacagin ... isler islemeyi müyesser kil!..." (Neml 19).
Görülüyor ki Tanri, Muhammed'in söylemesine göre, peygamberlerinden bazilarina, kendi dil'lerinden gayri, bir de sirf "lûtf" olsun için baska diller ögretmistir, ama sevgili peygamberi Muhammed'i "okumasiz" kilmistir. Çünkü güyâ, okur-yazar kilmis olsa imis, her kes onun baska kitaplardan (Tevrat'tan, Incil'den vs...) asirmalar yaptigi kanisinda olurlarmis!
Evet ama eger bu gerekçe geçerli olmus olsaydi, Tanri'nin diger peygamberleri de okumasiz kilmasi gerekmez miydi? Örnegin Tevrat'dan asirma yapar diyerek Isa'yi okumasiz kilmasi dogru olmaz miydi?
Öte yandan bir de su var ki, okumasiz olmak, kitaplarda yazili olan seylerden habersiz kalmak degildir! Okuma yazma bilenler araciligi ile bu kitaplarda yazili olanlar hakkinda pek âlâ bilgi edinmek mümkündür. Nitekim Muhammed Tevrat'i ve Incil'i bilenlerden yararlanmis, Kur'ân'i bu kitaplardan aldigi hükümlerle doldurmustur.