VI) Diger peygamberlere üstünlük iddiâsinda bulunurken kendi kusurlarini görmezlikten gelir:


Daha önce de belirttigimiz gibi Muhammed, her vesile ve firsatta Tanri'yi kendisine hayranlik içerisinde tanimlamistir. Güyâ Tanri, kendisini Arap'lar arasindan seçmis, peygamberlerin en sonuncusu ve en yücesi bilmis, âdeta basina taç etmistir; hem de öylesine ki melekleriyle kendisine "salat ve salevat" getirmistir (Ahzab sûresi, âyet 56).

"Nedir Tanri'nin Muhammed'e karsi olan bu hayranliginin nedeni, ve neden bu kadar insan dururken, Muhammed'i kendisine böylesine yüce ve ulu bir elçi olarak seçmistir?" diye sorulacak olursa, bunun cevabini Muhammed'in Tanri anlayisinda aramak gerekir. Çünkü Muhammed'in tanimladigi kadariyle Tanri her bakimdan keyfî bir Tanri'dir, ve keyfî oldugu için bu isi de, keyfîlik esasina göre yapmistir.

Bu vesileyle belirtmek yerinde olacaktir ki Muhammed, diger peygamberleri kendisine oranla günâhkar, yalanci, asagi vs... kiliklarda tanimlarken gerçekleri saptirmistir. Çünkü gerçek o'dur ki yasami boyunca giristigi davranislar onu, bu konularda digerlerinden farkli durumda kilmamistir. Örnegin Islâm'i yayma bahanesiyle saldiri ve savaslara girismesi, çoluk çocuk, kadin erkek vs... gibi mâsum kisilerin yasadiklari köyleri basmasi, kan akitmasi, ganîmetler ele geçirip paylasmasi, köleligi dogal kilmasi, köle alip köle satmasi, sehvetinin çoklugu ile övünmesi ve haremini iki düzineye yakin genç ve güzel kadinlarla süslemesi. ya da buna benzer daha nice tutum ve davranislar onu, baska insanlardan, ve baska peygamberlerden üstün kilmis degildir. Sadece ogullugu Zeyd'in esi Zeyneb'e asik olup onunla evlenmesi, ya da bir günün gecesinde 900 savas esirinin kellelerini kestirtmesi, ya da kocasini ve babasini öldürttügü Safiye ile cinâyet gecesi zifaf etmesi, ya da Müslüman îmâninda ölmedi diye anasina ve babawsina "magfiret" dilemekten kaçinmasi ve bütün bunlari Tanri emriyle yaptigini söylemesi bile onu, her hangi bir üstünlük iddiâsinda bulunma hakkindan uzak kilmaga yeterlidir.

Her ne kadar Yahudi "peygamber'ler" arasinda da, yasantilari elestiri konusu yapilmak gerekenler çok ise de, bunlardan hiç birini Muhammed örnegiyle kiyaslamak mümkün degildir. Örnegin Dâvûd kendi yakin arkadaslarindan birinin karisina, Betsabe'ye, asik olmus, onunla cinsî münasebette bulunmus ve sonra kadin'in kocasini savas cephelerinden birine gönderip ölmesine vesile olmustur. Bunu yapmakla kuskusuz ki vicdan sizlatici bir davranista bulunmustur. Ancak ne var ki her seye ragmen sonunda bütün bu yaptiklarinin "günâh" oldugunu itiraf'la Tanri'dan afv dilemistir. Oysa ki Muhammed (örnegin Zeynep olayinda) suçunu itiraf ve afv dilemek söyle dursun fakat Tanri'yi bile bu olumsuz davranisina araç kilmistir. Kur'ân'a koydugu âyet'lerle bütün eylemlerinin hep Tanri emrine dayali bulundugunu söylemistir.