IX) Muhammed'in söylemesine göre Tanri, yeminler ederek "sevgili peygamberini" yücelten ve onun ölümünden sonra ilk namazini kilacak olan bir Tanri'dir.


Söylemeye gerek yoktur ki Muhammed'e "salavât" getiren bir Tanri'nin (Bkz. Ahzâb sûresi, âyet 56) ona her türlü sayginligi göstermesi dogaldir. Nitekim Muhammed'in söylemesine göre Tanri, her hangi bir seyin dogru oldugunu anlatmak için sevgili peygamberi adina yeminler etmekten tutunuz da, onun ilk namazini kilmaga varincaya kadar her türlü saygi gösterisinde bulunmaktan geri kalmamistir. Örnegin Hicr sûresi'nde Tanri'nin söyle konustugu yazili: "Resûlüm üzerine kasem olsun ki hakikaten onlar serhosluklari içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardi... Derhal sehirlerinin üstünü altina getirdik..." (Bkz. 15, Hicr sûresi, âyet 72-4). Bu âyet'i su sekilde okuyanlar da var: "(Resûlüm!) Hayatin hakki için onlar, sarhosluklari içinde bocaliyorlardi... Böylece ülkelerinin üstünü altina getirdik..." . Yâni Tanri, "Ey Muhammed! senin ömrüne, varligina, yasamina andolsun ki" seklinde konusarak günahkâr bir kavmi helâk ettigini kanitlamaga çalismaktadir.

Yine bunun gibi Tanri, Muhammed'le ilgili hususlari yeminler ederek bildirmekte, böylece onu sereflendirdigini belli etmektedir. Verilebilecek örneklerden biri, Beled sûresi'nin su âyeti: "Yu... Kasem ederim bu beldeye. Sen hill iken bu beldede..." (Bkz. 90, Beled sûresi, âyet 1-2). Bu âyet'lerin bir baska okunusu söle: "Bu, Mekke sehrine yemîn ederim; -ki (Ey Muhammed!)_ sen bu sehirde oturmussun..." 1 . Görülüyor ki Tanri, Muhammed'in Mekke kent'inde oturmus olmasini bile yeminler ederek bir seref vesilesi yaptigini söyle belirtmektedir. Daha baska bir deyimle, nasil ki kendi kul'larinin kendisine and içerek is görmelerini istiyor ve bunu kendisine karsi bir saygi alâmeti sayiyor ise, ayni seyi bizzat kendisi Muhammed'e karsi yapmakla ona saygisini açiklamis olmaktadir. Beyzevî gibi kaynaklarin yorumlarina göre bu yukardaki âyet ile Tanri, Muhammed'e: "Sen bu topraklar üzerinde diledigini yapabilirsin" demek istemis ve böylece ona Mekke'yi fethetme hakkini tanimistir2. Kuskusuz ki Tanri'yi bu sekilde konusurmus gibi tanimlayan Muhammed'tir. Yukardaki âyet'i Kur'ân'a koyarken hem kendisini Tanri'nin sayginligina layik gibi göstermis ve hem de Kureys ile daha önce yapmis oldugu Hüdaybiye andlasmasini bozup Mekke'yi ele geçirme firsatini yaratmistir.

Öte yandan Islâm kaynaklarinin bildirmesine göre Muhammed, ölüm döseginde son günlerini yasadigi bir sirada, ölümünden sonra ilk namazinin Tanri tarafindan kilinacagini söylemis, söyle konusmustur: "(Ölümümden sonra) Beni yikayip kefenlediginiz vakit, evimdeki bu yatagimda, mezarimin kenarinda beni birakin. Bir saat kadar yanimdan uzaklasin. Ilk namazimi kilacak (olan) Allahu Tealâ'dir...".

Görülüyor ki Muhammed, övünmüs olmak için Tanri'yi, kendisi için namaz kilar duruma sokmustur. Bunu yaparken bir de Kur'ân'in biraz önce belirttigimiz: "...Allah ve melekleri, o Yüce Nebî Muhammed'e salât ederler. Ey mü'minler, siz de hep ona salat ediniz ve hulûs ile selâm veriniz" (K. 33 Ahzâb 56) seklindeki âyet'ini tekrarlayarak sunlari eklemistir: "Kur'ân'da : -'Allah ve melekleri peygamberi överler-' diye buyurulmustur. Sonra meleklere izin verilecek ve yaratiklardan ilk namazimi kilacak(lar) sirasiyle Cebrâil, Mikail, Israfil ve sonra de ölüm melegidir... Daha sonra da posta posta namazimi kilar, salat'u selâm edersiniz... Önce sizden imam ve yakin Ehl-i Beyt'im gelsin. erkeklerden sonra da kadinlar ve sonra çocuklar gelsin..."3

Dikkat edilecegi gibi Muhammed, ölümünden sonra yaninda bulunan kisilerin odayi terkedip bir saat kadar disarda beklemelerini isterken ilk namazinin Tanri tarafindan kilinacagini, daha sonra sirasiyle meleklerin, ve sonra yakinlari arasinda bulunan erkeklerin ve nihayet kadinlarin odaya girip namaz kilacaklarini belirterek yasaminin son övünmesini yapmis olmaktadir.

*

1 Bu çevirilerden ilki Elmalili H. Yazir'in, ikincisi ise Diyânet Isleri Baskanligi'nindir.

2 Bu âyet'lerin yorumu oldukça tartismalidir. Su bakimdan ki kimi yorumcular, âyet'teki "hill" sözcügünün "haram", "harem", "ihram kars?iligi olarak halâl" gibi çesitli anlamlara geldigini, ve bu çesitli anlamlara göre Tanri'nin: "Ya Muhammed! Bu beldede kital ancak sana bir an için helâl olacak, fakat senden baskasina degil", ya da "Ey Muhammed! Bu Mekke'de senin hakkina hürmet edilmiyor... Sen bu kötülüklere gögüs ger" ya da buna benzer bir seyler söylemek istedigi belirtiliyor. Bkz. Elmalili H. Yazir, age (Cilt VII, sh. 5825).

3 Muhammed b. Ömer'in Vakidî 'den rivâyet ettigi bu hadîs'ler için Ibn-i Sa'd'in Tabakat adli kitabina bakiniz. Ayrica bkz. Gazalî, age (1975) (Cilt IV, sh. 841- 2)