VII) Tanri'yi kendisine dost ve yardimci, ve her türlü tehlikeden uzak kilici, hattâ sehvet sorunlari bakimindan koruyucu ve güçlendirici imis gibi göstererek övünür:


Tanri'yi kendisine dost ve yardimci, ve her hususta koruyucu imis gibi göstermek sûretiyle de Muhammed'in övündügünü görmekteyiz. Her ne kadar Tanri'yi "inanirlarin" dostu olarak gösterip (K. Imrân 68; A'raf 196)) ayrica Kur'ân'a: "Tanri, kendisine karsi gelmekten korkup sakinanlarin dostudur" (K. Câsiye 19) seklinde genel hükümler koymakla beraber, bu dostluga herkesten önce kendisini lâyik görmüstür. Hem de Tanri öylesine bir dost'tur ki Muhammed'i hosnud etmek için her seyi yapar, ya da onun her diledigini yerine getirmekten geri kalmaz. Nice örnekten bir ikisini hatirlatmak gerekirse: kullarina dört kadinla evlenme olasiligini tanirken Muhammed'i diledigi kadar kadin almakta serbest birakir; kullarina evlenirken mehir verme zorunlugunu yüklerken Muhammed'i bundan muaf kilar (Ahzâb sûresi, âyet 50); Mekke'de kital etmeyi (vurusmayi) yasak ederken, sirf Mekke'yi fethedebilsin diye Muhammed'e kital hakki tanir (Beled sûresi, âyet, 1-2); Kible yönünü Mescid-i Haram'dan (Mekke'deki Kâ'be'den) Mescid-i Aksa'ya (Kudüs'e) çevirmisken, sirf Muhammed hosnud olsun diye tekrar Mekke'ye dönüstürür (Bakara sûresi, âyet 144), vs...

Öte yandan "Kâfirler"e karsi kendisini Tanri'nin dostu imis gösterip övünmek sûretiyle de güçlü görünme yolunu seçmistir. Bu maksatla Kur'ân'a koydugu âyet'lerden biri söyle:"(Ey Muhammed! de ki): Süphesiz ki, benim dostum, kitab'i (Kur'ân'i) indiren Tannri'dir. O, bütün (salihleri) dost edinir" (A'raf sûresi, âyet 196). Bu konuda verilebilecek âyetlerden bir digeri söyle: "Ey Peygamber! ... Allah seni insanlardan korur" (K. 5 Mâide 67). Bir baska âyet de söyle:"Hani bir topluluk size tecâvüze kalkismisti da Allah onlara mani olmustu" (K. 5 Mâide 11). Bu âyet'de geçen "size" sözcügünün esas itibariyle "Muhammed" anlamina geldigi, ve çünkü mü'minlerin "cani ve hayati" derecesinde oldugu için Tanri'nin ona bu sekilde hitap ettigi söylenir. Güyâ "müsrik'lerin" ve "münafik'larin" kiskirtmasi ile Muhammed'i öldürmeye yeltenen bir adami Tanri al-asagi etmis ve Muhammed'i muhakkak bir ölümden kurtarmistir 1.

Beyzâvî ve Abulfida gibi Kur'ân yorumcularina göre bu yukardaki âyet'ler, Tanri'nin Muhammed'i korumak maksadiyle indirdigi âyet'lerdendir ve Tanri güyâ Muhammed'i, onun haberi olmadigi zamanlarda dahi korumustur. Beyzavî'nin verdigi bir örnek söyle: "Bir gün Muhammed, kilicini belinden çikarip bir agacin altina uzandi, dinlenmek üzere bir süre orada kaldi. Bu sirada çöl bedevîlerinden biri gizlice Muhammed'e yaklasti ve onun kilicini kaparak ona dogrulttu ve: -'Seni öldürmekten beni kim alikoyabilir?-' diye sordu. Muhammed ona -'Tanri alikor-' diye karsilik verdi. Bunun üzerine Cebrâil, bedevî'nin elinden kilici kaptigi gibi Muhammed'e uzatti. Muhammed bedevî'ye sordu: -'Seni öldürmekten beni kim alikoyabilir?'- . Bedevî'nin bu soruya karsi yaniti su oldu -'Hiç kimse alikoyamaz!'-. Tanri'nin Muhammed'e bu sekilde yardimci oldugunu gören bedevî Islâm'i kabul etti".

Tanri'yi kendisine dost ve yardimci imis gibi göstermek öne sürülen bu hikâye, kuskusuz ki Muhammed'in buluslarindan baska bir sey degildir.


*

Söylemeye gerek yoktur ki, haremini iki düzineye yakin kadinla dolduran Muhammed gibi bir kimsenin, "dost ve yardimci" diye tanimladigi bu ayni Tanri'yi, cinsel ihtiyaç sorunlari bakimindan da kendisine yardimci olarak göstermesi dogaldir. Nitekim çok sevdigi Ayse'si ile koyun koyuna yatarken Tanri'dan vahy geldigini söylemekle kalmamis ve fakat "edeb" yeri'nin korunmasindan tutunuz da cinsî münasebet sirasinda "zâfiyet" hissettigi durumlara varincaya kadar her hususta Tanri'nin yardimindan ve koruyuculugundan yararlandigini belirtmekten, ve Tanri'nin kendisine çok bol miktarda sehvet gücu verdigini tekrar etmekten geri kalmamistir. Örnegin, Beyhâkî'nin Ümm-ü Seleme'den rivâyetine göre "Allah'im kalbimi temizlemeni ve edeb yerimi korumani senden dilerim" 2 diyerek Tanri'ya yalvar yakar olmustur. Ezdî'nin Ebû Hüreyre'den rivâyet ettigine göre, yeteri kadar cinsî münasebet yapamadigi için: "Cebrâil'e cinsî münasebetteki za'fiyetimden sikâyet ettim. Cebrâil bana keskek (herise) yemeyi tavsiye etti" diyerek sizlanmis 3, ya da sehvetinin heyecanina kapildigi zamanlar: "Allah'im kulagimin ve kalbimin kötülügü ile sehvetimin heyecanindan sana siginirim" diye duâ'lara kalkismistir. Ya da ogullugu Zeyd'in karisi Zeyneb'i, yari çiplak vaziyette gördügü zaman asik olup "Kalbleri degistiren Tanri kutludur" diyerek bu askini ona duyurmaga çalismistir (Bkz. Ahzâb 37 vs..). Daha baska bir deyimle kendisinin Tanri tarafindan Zeyneb'e asik kilindigini anlatmak istemistir. Yine bunun gibi, Tanri'nin kendisine kirk erkege denk sehvet güçu verdigini söylemistir ki, bütün bunlar verilebilecek nice örneklerden bir kaçidir.

Bu dogrultudaki bir baska olay, Mariya ile Hafsa'nin odasinda sevisirken Hafsa tarafindan yakalanmasi vesilesiyle ortaya çikmistir. Bu olay vesilesiyle de Muhammed, Tanri'yi kendisinin dostu ve yardimcisi olarak göstermis, ve bu olumsuz davranisina çözüm yolu bulmustur. Olay Arap kaynaklarin bildirmesine göre kisaca söyle: Uhud savasindan az sonra Muhammed, o tarihlerde yirmi yasini yeni dolduran Hafsa ile evlenir. Ömer b. Hattab'in kizi olan Hafsa, daha önce Humays b. Huzafa ile evli iken kocasi 'nin Bedir savasindan sonra ölmesi sonucu dul kalmistir. Muhammed onu hem tazeligi ve güzelligi nedeniyle ve hem de Ömer'i kendisine baglamak amaciyle almis ve, tipki Ayse gibi, diger eslerinden üstün tutmustur. Günlerden bir gün Hafsa'nin odasinda, ve onun evde bulunmadigi bir sirada cariyesi Mariya'yla cinsî münasebette bulunur. Tam bu sirada Hafsa çika gelir; Muhammed'i Mariya ile birlikte kendi yataginda görünce fena halde bozulur ve üzüntüsünü belirtir. Onu yatistirmak maksadiyle Muhammed, bundan böyle bir daha Mariya ile yatmayacagina dâir yeminler eder ve bu olayi gizli tutmasini, hiç kimseye bir sey söylememesini tenbih eder. Onu biraz daha hosnud kilmak maksadiyle, kendisinin ölümünden sonra hilâfete sirasiyle Ebû Bekir'in ve sonra Ömer'in gelecegini haber verir ve bu haberi de sir olarak saklamasini Hafsa'dan ister. Ancak ne var ki Hafsa, kendisine çok yakin bildigi Ayse'ye olan bitenleri anlatir. Ayse'nin tutum ve davranisindan Muhammed anlar ki Hafsa kendisine her seyi anlatmistir. Bu nedenle Hafsa'ya çatar ve onu bosamakla korkutur. Hafsa'da kendisine: "Bunu sana kim bildirdi?" diye sorar. Muhammed, haberin Tanri'dan geldigini ve çünkü Tanri'nin kendisi için bir dost ve yardimci oldugunu söyler. Kur'ân'a da Tanri'dan vahy geldi diyerek su âyeti koyar: "Peygamber, eslerinden birine gizlice bir söz söylemisti. Fakat esi o sözü baskalarina haber verip Allah da bunu Peygambere açiklayinca, peygamber bir kismini bildirmis, bir kismindan da vazgeçmisti,. Peygamber bunu ona haber verince esi: -'Bunu sana kim bildirdi?-' dedi. Peygamber: -'Bilen ve her seyden haberdar olan Allah bana haber verdi-' dedi" (Bkz. 66 Tahrîm sûresi, âyet 3)

Hafsa ile Ayse'nin, bu olay dolayisiyle kendisine ortak bir cephe kuracaklarini düsünerek her ikisini de korkutmak maksadiyle Tanri'nin onlara hitaben söyle konustuguna dair Kur'ân'a âyet koyar:"Eger ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmistir. Ve eger Peygambere karsi birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardimcisi Allah, Cebrail ve müminleridir. Bunlarin ardindan melekler de (ona) yardimcidir" (K. 66 Tahrîm 4)

Görülüyor ki Muhammed, asil suçlu kendisi oldugu halde, aleyhlerinde olumsuz davranista bulundugu eslerini suçlu durumda imis gibi kilip Tanri'nin agziyle onlari azarlamaktadir. Fakat bununla da yetinmez bir de onlari bosama tehdidinde bulunur. Tanri'nin kendisine onlardan daha iyi kadinlar verecegine söyler. Bu maksatla Kur'ân'a âyet koyarak Tanri'nin, Hafsa ile Ayse'ye hitaben: "Eger (Muhammed) sizi bosarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah'a veren, inanan... dul ve bâkire esler verebilir" (Bkz. Tahrîm sûresi, âyet 5) konustugunu söyler.

Daha baska bir deyimle Muhammed, kendisine dost ve yardimci göstermekle övündügü Tanri'yi, her hususta oldugu gibi bir de kadinlariyle olan cinsî iliskilerine çözüm saglayan, ya da kendisine güzel kadinlar bulan bir dost ve yardimci olarak tanimlamis, ve bunu bir övünme vesilesi yapmistir. O kadar ki Ayse bir gün söyle demekten kendisini alamamistir: "(Tanri elçisi) güzel bir kadin görmüs olmasin, hemen dilegine uygun bir âyet iniverir".

Bu vesileyle bir kez daha isâret edelim ki Muhammed, irâde gücüne bagli olarak yapilmak (ya da yapilmamak) gereken hususularda dahi hep Tanri'nin dostlugundan ve yardimciligindan medet umar görünmüstür

Bütün bunlardan gayri Muhammed, bir de Tanri'yi, biraz asagida görecegimiz gibi, kendi isteklerini yerine getirmekle ve kendisine seref verir göstermekle övünmüstür.


1 Mâide sûresi'nin 11. âyeti'nin Diyânet Vakfi tarafindan açiklanmasina bakiniz.

2 Bu hadîs için bkz. Gazali, age (1975), (Cilt II, sh. 78). Ayrica bkz. Elmalili H. yazir, , age (Cilt V. sh. 3923)

3 Imâm Gazali, age (Cilt II, sh. 82)