A) Tanri'dan istekte bulunmak sûretiyle Kisileri varlikli kilabilecegini söyler; bunun karsiliginin sadaka seklinde ödenmesini ister:
Daha önce de belirttigimiz gibi Muhammed, her diledigi seyin Tanri tarafindan mutlaka yerine getirilecegini anlatmak üzere Tanri'nin kendisine söyle dedigini söylerdi:"Ey Muhammed! ne istersen söyle, sözün dinlenecektir. Benden ne dilersen dile, yeterki iste, mutlaka verilecektir, sefâ'at et, sefâ'atin de mutlaka kabûl olunacaktir" . Ve iste Tanri nezdinde sahip bulundugu bu sinirsiz yetkisini övünme vesilesi yaparak Muhammed, kendi taraftarlarina sunu anlatirdi ki ister bu yeryüzü dünyasinda, ve ister gelecek dünyada olsun, kisiler hakkinda Tanri'dan isteyecegi her sey Tanri tarafindan mutlaka kabul olunacaktir. Özellikle "rizik" konusunda Tanri'yi iknâ edebilecek etkiye sahip bulundugunu, ve diledigi kimseleri varlikli kilabilecegini anlatirdi. Bundan dolayidir ki bazi kisiler kendisine basvurarak varlik edinmek istediklerini ve kendileri için Tanri'dan duâ'ci olmasini isterlerdi. Bu konuda verilebilecek örneklerden biri söyle:
Salebe Ibn-i Hatîb adinda biri, Muhammed'ten bir gün su istekte bulunur :"(Madem ki Tanri diledigi gibi rizik dagitiyor ve mademki sen onun peygamberisin, o halde) Tanri'ya söyle de beni varlikli yapsin". Ve eger varlik sahibi olacak olursa Muhammed'e sadaka verecegini bildirir. Bu teklifi muhtemelen câzib bulmus olmali ki Muhammed, Salebe'nin rizki'nin arttirilmasi hususunda Tanri'dan istekte bulunur. Aradan zaman geçer, ve bu süre içerisinde Salebe, geceli gündüzlü çalismalari sayesinde mal-mülk edinip varlik sahibi olur. Bunu haber alan Muhammed, kendisinden va'd'ini yerine getirmesini, yâni sadaka vermesini ister. Fakat Salebe onun istegini geri çevirir; çevirirken de bütün varligini kendi alin teri ile, kendi cabalariyle edinmis oldugunu, ve Muhammed'in Tanri'ya duâ etmis olmasinin kendisine hir kazanç saglamadigini bildirir. Kendisinden istenilen seyin sadaka degil fakat haraç oldugunu ekler. Salebe'nin bu tutumundan öfkelenen Muhammed, derhal Kur'ân'a su âyet'leri koyar: "Aralarinda: -'Allah bize bol nîmetinden verecek olursa and olsun ki sadaka verecegiz...-' diye O'na and verenler vardir. Allah onlara bol nîmetinden verince cimrilik ettiler, yüz çevirdiler. Zaten dönektirler. Alah'a verdikleri sözden caydiklari ve yalanci olduklari için O'nunla karsilasacaklari güne kadar Allah kalblerine nifâk soktu..." (Bkz. Tevbe sûresi, âyet 75-77) 1. Yâni bu âyet'e göre Tanri, Muhammed'in istegi üzerine Salebe'yi varlik sahibi yapmistir. Yaparken de Salebe'nin Muhammed'e sadaka vermek hususundaki sözünü göz önünde tutmustur. Daha baska bir deyimle Tanri, her insanin içinden geçen seyleri bildigini söylerken, Salebe'nin niyetlerini kesfedemeyip onu varlik sahibi etmistir. Bu yanilgisinin acisini da Salebe'nin kalbine nifak sokmakla çikarmak istemistir.
Görülüyor ki Muhammed, sadaka vermeyip cimrilik etti diye Salebe'yi, Tanri'nin gazabina ugramis gibi gösterirken, ayni zamanda Tanri'yi, sanki Salebe'nin kalbine nifâk yerine cömertlik sokamazmis gibi, yâni kötü niyetli imis gibi kilmistir. Daha baska bir deyimle: "Tanri benim her istedigimi mutlaka yerine getirir" seklindeki övünmeleri yolu ile Tanri'yi bu durumlarda kilici sonuçlara olasilik yaratmistir.
1 Bu konudaki bilgi hadîsleri, Beyzevî'nin Tevbe Sûresi'nin 75-77 âyetleriyle ilgili yorumlarinda bulmak mümkündür.