C) Bedîr savasi sirasinda Tanri'yi, yardim va'di'ni yerine getirmesi hususunda ikâz ederken: "Eger (mü'minlerin helâkini) diliyorsan , bu günden sonra sana ibâdet eden bulunmayacaktir" diyerek tehdit altinda tutar gibidir.


Medîne'ye hicret ettikten sonra Muhammed, Mekke kervanlarina karsi silahli saldirilara geçer. Bunu, hem Mekke'lilerden hinç çikarmak, ve hem de ganimet ve esirler alip varlik saglamak bakimindan yararli bir siyâset sayar. Ancak ne var ki bu saldirilar Mekkeli'leri zarara ugratmaya basladigi an Mekkeli'ler karsilik verme yolunu seçmislerdir. Nitekim Ebû Süfyân'in baskanliginda Sam'dan Mekke'ye dönmekte olan büyük bir ticâret kervanina karsi Muhammed'in saldiri hazirligina giristiginin anlasilmasi üzerine Mekkeli'ler, savas karari alirlar ve Ebû Cehl kumandasindaki bir ordu'yu Medîne üzerine yollarlar. Gelen ordu bin kisilik ve güçlü oldugu için Muhammed ne yapacagini sasirir. Savas taktigi olarak önce kervan üzerine mi yürümek mi? yoksa böyle yapmayip dogruca Ebû Cehl kumandasindaki ordu'ya karsi çikmak mi? daha uygundur bilemez. Ashabindan bazilari, her seyden önce kervan üzerine gidilmesini ve çünkü bu sekilde daha kolay bir basari saglanacagini söylerler.

Fakat Muhammed, bunun bir çözüm olmayacagini düsünür ve taraftarlarini Mekke ordusuna karsi yürütmek için Tanri'nin kendisine büyük bir "zafer" va'd ettigini ve melekleriyle yardim edecegini söyler. Güyâ Tanri, esasen ezelden beri peygamberlerine sunu va'd etmistir ki onlari bütün savaslarda zafere ulastiracaktir! Bu konuda Saffat Sûresi'ne koydugu âyeti söyle: "Muhakkak ki peygamber olarak gönderilen kullarimiz hakkinda (ezelde) su va'dimiz sebk etmistir: -Onlar, evet muhakkak o peygamberler, elbette muzaffer olacaklardir-..." (Bkz. Saffat sûresi, âyet 171-173). Ayrica da Enfâl Sûresi'ne koydugu su âyet'le bu hususu açikliga kavusturur: "Allah bu iki tâife'den birini size va'd etmisti. Siz kuvvetsiz olanin size düsmesini istiyordunuz. Oysa ki... Allah sözleriyle hakki ortaya koymak ve inkarcilarin kökünü kesmek istiyordu. Rabbinizin yardimina siginiyordunuz. O : -<Ben size birbiri pesinden, bir melekle yardim ederim>- diye cevap vermisti..." (K. 8 Enfâl sûresi, âyet, 7-9). Burada sözü geçen "iki tâife" den maksat, Ebû Sûyân'in baskanligindaki kervan ile Ebû Cehl'in kumandasindaki bin kisilik ordu'dur 1

Tanri'dan geldigini söyledigi bu âyet'lerle taraftarlarini iknâ ederek Mekke ordusuna karsi savasa çikilmasini saglar. Fakat ne var ki Bedîr günü, savasi kaybetme tehlikesiyle karsi karsiya kalir. Isin kötüye gittigini anlayinca Tanri'ya "zafer" va'd'ini hatirlatir; hatirlatirkende âdeta çatarcasina söyle der: "Ey Rabbim! Kureys toplayabildigi bütün adamlariyle gelmistir; onlar sana karsi düsman kesilmisler, senin elçini yalanliyorlar. Yâ Rab! Ahdini ve va'dini (yerine getirmeni) senden isterim. Eger (mü'minlerin helâkini) dileyorsan, bu günden sonra sana ibâdet eden bulunmayacaktir" 2

Dikkat edilecek olursa bu konusmada hem "emir" ve hem de tehdit yatmaktadir. Çünkü Tanri'ya, zafer saglayacagina dâir olan ahd'ini ve va'd'ini hatirlatirken "Bunlari senden isterim" diye âdeta emir sigâsiyle konusmaktadir. Söz konusu "ahid" ve "va'd", biraz yukarda isâret ettigimiz gibi Tanri'nin: "Ben size birbiri pesinden, bir melekle yardim ederim... " seklindeki sözleridir, ki, hiç kuskusuz Muhammed'in bulusu olarak is görmüstür.

Bu âyet'lere göre güyâ Tanri, biraz yukarda belirttigimiz gibi, peygamberlerine genel olarak "muzaffer" olacaklarina dair söz vermistir. Ayrica da müslüman kul'larina Kureys'e karsi zafer saglayacaklarini ve onlara yardimci olacagini bildirmistir. Ve iste Muhammed, kendi kafasindan Tanri'ya yamadigi bu sözlerin yerine getirilmesi için: "Bunlari senden isterim" diye emir verir durumdadir.

Öte yandan Tanri'ya hitaben:"Eger (mü'minlerin helâkini) dileyorsan, bu günden sonra sana ibâdet eden bulunmayacaktir" derken, hani sanki Tanri bunu düsünemezmis, bu sonuçtan habersizmis de O'na bunu hatirlatmak gerekirmis gibi bir davranis içerisindedir: hem de Tanri'yi tehdit eder bir dil ile! Ve yine sanki Tanri, Muhammed'in bu ikazi üzerine müslümanlara Bedir'de yardimda bulunmus gibi, bir kani yaratmak, ve böylece yeni bir övünme vesilesi yaratmak durumundadir!

1 Bkz. Sahih-i... (Cilt VIII, sh. 335 ve d.)

2 Bu konuda bkz. Taberî, age (1966) (Cilt II, sh. 260, 401. Ayrica Ibn-i Abbâs'in rivhayetine dayali hadîs için bkz. Sahih-i... (Cilt VIII. sh. 334, Hadîs no. 1228)