A) Kendisine "salavat" edenlerin, kendisini öven ve yüceltenlerin, bütün günahlardan siyrilmis olarak cennet'e alinacaklarini müjdeler:

Yukarda anlattiklarimizdan da anlasilacagi gibi Muhammed'in olusturdugu insan tip'i, Tanri'yi ve peygamberini ölçüsüz sekilde öven, yücelten ve bu görevi gece gündüz her an yerine getiren bir tip'tir. Bu tip'i yaratabilmek için Muhammed, insanlari sinirsiz sekilde Tanri'ya tapar kilmis, Tanri'yi da kendisine "salat ve salavât" getirir sekilde tanimlamistir. Ayrica da kendisine "salavât" eden mü'min'lere büyük mükâfatlar va'd etmistir.

Daha önce de belirttigimiz gibi, insanlari Tanri'ya taptirtabilmek için uyguladigi usûllerden biri, onlara bir takim çikarlar saglamaktir: örnegin günahlardan kurtulup sevaba gireceklerini anlatmaktir. Bir kez söyle demistir: "Her kim günde yüz kere...-<Allah'tan baska ilâh yoktur... mülk O'nundur... O her seye kâdir'dir>- derse ona yüz hasene (sevab) yazilir, yüz müsibet de ondan mahvolunur... " 1

Bundan gayri bir de sunu bildirmistir ki Tanri'yi (ve dolayisiyle kendisini) sinirsiz sekilde yüceltenlerin bu yer yüzünde isledikleri suçlarin tümü unutulacak ve bu kisiler cennete alinacaklardir.

Tanri'ya "salât" etmenin müslümanlar için dinsel bir görev oldugunu söyleyen Muhammed, biraz yukarda gordügümüz gibi Tanri'yi da kendisine salât eder sekle sokmus ve bütün bunlardan gayri müslümanlarin da kendisine salât getirmeleri istemistir. Bunu saglamak üzere Ahzâb Sûresi'nin biraz yukarda inceledigimiz 56ci âyet'ininin son tümcesini ayarlamistir. Gerçekten de bu âyet'e göre Tanri, melekleriyle birlikte Muhammed'e salât ettigini söylerken müslümanlari da kendisi gibi yapmaga ve Muhammed'e "salât" edip "hulûs ile selâm" vermege çagirmakta, söyle demektedir: "Ey mü'minler, siz de hep ona salat ediniz ve hulûs ile selâm veriniz" (Bkz. Ahzâb sûresi, âyet 56).

Fakat ne var ki Muhammed, müslümanlarin kendisine salât getirmelerini sadece bu âyet'le ayarlamamis, ayrica da bir takim câzib va'dlerle bunu saglama baglamistir. Bu va'd'lerin basinda kendisine salât edenlerin, melekler tarafindan "salât ve selâm" edilecekleri ve ayrica günâhlarinin af edilip cennete alinacaklari hususu ile ilgili olanlari vardir ki bunlardan biri söyle: "Kim bana bir yazi içinde salât ve selâm ederse (bunu yazarsa), adim o yazida durdugu sürece melekler onu yazana salât ve selâm ederler"2.

Öte yandan kendisine salavât okuyanlarin günahlarinin af olunacagi konusunda da söyle demistir:"Bugün benim üzerime seksen salavât okuyanin, seksen senelik günâhi avfedilir" 3. Kendisine: "(Ey peygamber!) senin üzerine nasil salâvat okuyalim?" diye soranlara da salâvat'in seklini açiklamis ve "Tanri'ya salâvat ettiginiz sekilde bana da aynen salâvat edin" seklinde bir yanit vermistir 4. Ve bu isin özellikle cum'a gün'leri ve cum'a geceleri, hem de çok sekilde olmak üzere yapilmasini emretmis, söyle demistir: "Ashâbim! Bana cum'a günü ve cum'a gecesi çok salavat ediniz. sizin getirdiginiz Salavât-i serîfe bana arzolunur" 5. Bununla anlatmak istedigi sey, ölümünden sonra kendisine edilecek salavât'in muhtemelen melekler tarafindan kendisine iletilecegidir. Fakat onu dinleyenler, ölü bir vucûda "salavât"in nasil iletilebilecegini bilmedikleri için sorarlar: "Yâ Resûlullâh! Selâmimiz, Hücre-i Saâdetine nasil arzolunur? Siz kabrinizde çürümüs bulunuyorsunuz!". Onlarin bu sorusunu Muhammed, peygamber cesedlerinin çürümeyecegini belirtmek sûretiyle cevaplandirir; böylece kendisine yeni bir övünme firsati bulmuscasina söyle der: "Cenâb-i Hak, enbiyâ cesedlerini yemeyi bu topraga harâm kilmistir" (ki bu sözler söyle de anlasilmaktadir: "Süphesiz Allah yere, peygamberlerin cesetlerini yemesini haram kilmistir" 6.

Bütün bunlardan dolayidir ki müslümanlar, Muhammed'e "salât ve selâm" getirmeyi, günahlardan kurtulus yolu sayar olmuslardir. Ve muhtemelen bu kurtulusu saglam bir güvenceye baglayabilmek için, Tanri'yi bile Muhammed'e "salât ve selâm" getirmege çagirmaktan geri kalmazlar. Aralarinda su sekilde Tanri'ya hitap edenleri bulunur: "Allahim! Varliklarin en seçkini Peygamberimiz Efendimize, bütün varliklar adedince salât ve selâm et!" .

Ne saskinlik verecek bir seydir ki bu sekilde duâ edenler, sadece halktan cahil kimseler degildir; okumus geçinen Üniversite mollalari da bu duâcilar arasinda yer alip halki bu sekilde duâ'ya çagirirlar

*

1 Bu tûr hadîs'ler için bkz. Sahih-i... (Cilt XII, sh. 350, hadîs no. 2157; ve sh. 351 Hadîs no. 2158)

2 Ismâil b. Muhammed Aclûnî'nin Kesfu'l-Hafâ ve Muzilü'l-Ilbâs adli yapitindan alinma bu hadîs'e dayali olarak ilâhiyatçilar, bu buyruk geregince duâ etmenin Muhammed'i yüceltmek anlamina geldigini söylerler ve"Peygambere hürmet böyle olur" derler (Örnegin bkz. Y, N. Öztürk, Kendi Dilinden Son Peygamber , Istanbul 1984 , sh. 176),

Bunu derken "hürmet" etmenin ne demek oldugundan habersizliklerini sergilemis olurlar.Bu konudaki hadîs'ler icin ayrica bkz. Sahih-i... (Cilt IV, sh. 190 ve d.)

3 Bu hadîs için bkz. Gazalî, Kimya-yi Saadet Istanbul 1979; sh. 110)

4 Bu hususta bkz. Gazalî, age (1979) (sh. 110)

5 Sahih-i..., (Cilt IV, sh. 190). Bu konularda Ibn-i Teymiyye'nin Menâsik adli yapitina bakiniz.

6 Sahih-i..., (Cilt IV, sh. 190); Ayrica bkz. Muhammed b. Ali es-Sevkanî, Neylu'l-evtâr (Kahire 1952, Cilt III. sh 262); Ayrica bkz. Diyânet Dergisi, (Cilt XII, sayi 4, sh. 213, 218). Müslim, Eb^ü Dâvûd, Nesâî ve Tirmizi'den rivâyetler için bu yukardaki kaynaklara bakiniz.