B) Muhammed'in söylemesine göre insanlar, kabirlerinde iken sinava çekileceklerdir. Bu sinav sirasinda kendisini "Peygamber" olarak yücelten ve yad'edenler rahata kavusacaklardir.
Her vesile ile övünme hevesini giderme ihtiyaci içerisinde bulundugu anlasilan Muhammed, müslüman kisilerin kendisini, sadece yasadiklari sürece degil, fakat öldükten ve kabirlerine girdikten sonra da yüceltip yad etmeleri için "kabir sinavi" diyebilecegimiz bir yol bulmustu. Güyâ insanlar, ölüpte kabre konulduklarinda Muhammed'in peygamberligi konusunda sinava çekileceklerdir. Onun peygamberligini içtenlikle kabul etmis olanlar, sinavdan basarili çikip Cennet'lere kavusacaklar; kabul etmeyenler ise Cehennemlik olacaklardir. Bunun böyle oldugunu Islâm kaynaklari, Ebû Bekir'in iki kizi'nin (yâni Ayse ile Esmâ binti Ebû Bekr'in) tanik olduklari su olaya dayali olarak anlatirlar:
Gerek günes tutulmasini (yâni "Küsûf"u) ve gerek ay tutulmasini (yâni "Husûf"u) Muhammed, "Kiyâmet" isâreti olarak kabul ettigi için, bu olaylar sirasinda namaz kilinmasini Islâmî bir kural haline getirmisti 1. Kaynaklara göre bu konuyla ilgili olaylar söyle:
Günlerden bir gün günes tutuldugunda Muhammed, Tanri'dan âyet indi diyerek derhal halki namaza çagirir. O sirada eslerinden Esmâ binti Ebî bekr, evden çikip Ayse'nin odasina gider ve onu namaz kilar halde bulunca: "Acaba ne oluyoruz? Ahir dünyânin mektûm (gizli) olan mîâdi mi hulul etti? Su gördügümüz âyet onun alâmeti midir?" seklinde konusur. Ayse basiyle "Evet" diye isâret edince Esmâ namaza durur. Namazdan sonra Muhammed "Kiyâmet", "Cennet" ve "Cehennem" konularinda konusmaya, Tanri'ya "hamd-ü senâ" etmeye baslar. Fakat konusmasini o kadar uzatir ki Esmâ'ya bayginliklar gelir; yaninda duran kirba'dan basina su dökmege baslar. Bu arada Muhammed'in söylediklerini dinlemektedir. Konusmasi sirasinda Muhammed, Cennet ve Cehennem'e kadar her seyin Tanri tarafindan kendisine gösterilmis oldugunu, ölümlerinden sonra kabirlerine girmis olan müslümanlarin "Münker" ve "Nekîr" adindaki iki melek tarafindan sinava çekileceklerini ve sinav sirasinda kendilerine "Resûlu'llâh hakkinda ne biliyorsun?" diye soru sorulacagini, bu soruya mü'slüman kisinin: "O Zât-i serif Muhammed'dir. O Zât-i serif Allah'in peygamberi'dir. Bize kanitlanmis âyet'lerle dogru yolu getirdi. Biz de çagirisini kabul ettik ve gösterdigi yola uyduk" diyecegini ve bu söylediklerini üç kez tekrar edecegini, ve ondan sonra o kimseye: "Öyle ise yat da rahâtina bak. O Zât-i Serif'in peygamber olduguna inandiginda kusku kalmadi!" denilecegini söyler. Sunu da eklemekten geri kalmaz ki, kendisinin peygamberligine içtenlikle inanmamis olan kimseler, yâni "münafik"lar bu yukardaki soruya (yâni "Muhammed hakkinda bildigin nedir?" seklindeki soruya) : "Ben ne bileyim? isittim, öteki beriki bir seyler söylüyorlardi. Ben de söyledim" seklinde yanit verecekler ve dolayisiyle Cehennem'e gideceklerdir.
Görülüyor ki Muhammed, övünme ihtiyaci yüzünden insanlari kabirlerinde bile sorguya çekileceklermis gibi göstermekten geri kalmamis, ve kendisini "Peygamber" olarak kabul edip yüceltenlerin, kabir'de yatarlarken rahat edeceklerini, söylemek sûretiyle kendisini rahatlatmistir2.
*
1 Bu konudaki âyet'ler (örnegin Kiyâmet Sûresi, âyet 9, ve A'raf Sûresi, âyet 187-188) ve hadîs'ler icin Bkz. Sahih-i.... (Cilt I, sh. 85 ve d.)
2 Buharî'nin Esmâ'dan rivâyetine göre Muhammed söyle diyor: "Cennet ve Cehennem'e kadar (evvelce) bana gösterilmemis hiçbir sey kalmadi ki, bu makamda görmüs olmayayim. Bana vahyolundu ki, siz kabirlerinizde Mesîh-i Deccâl (yüzünden çekilecek) imtihanlara benzer, yâhud ona kârib bir imtihan geçireceksiniz. (Kabre girmis kimseye) -'Bu adam (Yâni Resûlu'llâh...) hakkindaki ilmin nedir?-' diye sorulacak. mü'min, yâhud sahib-i yakîn olan kimse: -'O (Zât-i Serîf) Muhammed'dir. O (Zât-i Serîf) Allâh'in Resûlüdür. Bize (Ayat-i) beyyinât ile hidâyet getirdi. Biz de dâ'vetine icâbet ve (isrine) mütâbeat ettik. O (Zât-i Serîf) Muhammed...dir-' diyecek. (Ve bu söz) üç kere (tekrar olunacak). Ondan sonra (o kimseye): -'(Öyle ise) yat da rahatina bak. O (Zât-i Serîf'in nübüvvetine) yakînin oldugunda süphe kalmadi-' denilecek. (Yok eger) münafik ise veyâhud kalbinde sek varsa (o suâle karsi): -'Ben ne bileyim? isittim, öteki beriki bir seyler söylüyorlardi. Ben de söyledim-' cevabini verecek". Bkz. Sahih-i..., (Cilt I, sh. 85, Hadîs no. 77)