II) Kain ve Habil'den, köleligin kurucusu sayilan Nuh'a...
Ahd-i Atiyk, daha ilk sayfalardan itibaren haksizlik ve adâletsizlik örnekleriyle süslenmistir. Nitekim yukarda özetledigimiz Adem ve Havva masalini Kâin ve Habil masali ile Nuh ve Ibrahim masallari izler ki, her ne kadar disnel ahlâka yatkin olmakla beraber, akilciliga ve akilci ahlâk esaslarina ters düser.
Kain, Adem'in Havva'dan olan ilk ogludur. Habil daha sonra dogmustur. Bu iki kardesten Kain çiftçi ve Habil ise çoban olurlar. Kain topragi sürüp semeresinden Tanriya takdimeler getirir. Habil de güttügü sürünün ilk doganlarindan ve yaglarindan Tanri'ya takdimelerde bulunur. Fakat her ne hikmetse Tanri, Habil'in takdimesini kabul ettigi halde Kain'in verdiklerini kabul etmez (Tekvin, Bap 4: 1-5).
Kain pek hakli olarak buna bozulur ve çehresini asar. Tanri ona söyle der: "Niçin öfkelendin? ve niçin çehreni astin. Eger iyi davranirsan sen yükseltilmeyecek misin? ve eger iyi davranmazsan günah kapida pusuya yatmistir; ve onun gözü sendedir; fakat sen ona üstün ol".
Bunu söylemekle Tanri hem bir yandan Kain'i suskun bir köle durumuna sokmak ve hem de iki kardesi birbirine düsürmek ister gibidir.
Bu duyduklarini Kain, gider kardesi Habil'e söyler ve kirda bulunduklari bir sirada onu öldürür (Tekvin, Bap 4: 5- 8).
Görülüyor ki Tanri iki kardes arasina kiskançlik ve düsmanlik salmis ve bu yüzden Kain, Habil'i öldürmüstür. Eger Tanri ayni seyleri Habil'e yapmis olsaydi, bu sefer muhtemelen Habil Kain'i öldürmüs olacakti.
Her gizli seyi bildigini söylemekten geri kalmayan Tanri, iki kardes arasinda olan bitenlerden sanki haberi yokmus gibi, Kain'e sorar: "Kardesin Habil nerede?". Kain: "Bilmiyorum, kerdesimin bekçisimiyim?" diye yanit verir. Buna karsilik Tanri: "Ne yaptin? Kardesinin kaninin sesi topraktan bana bagiriyor. Ve simdi sen toprak tarafindan ihanet edildin" der (Tekvin, Bap 4: 9-12). Bununla beraber Tanri, Kain'in baskalari tarafindan öldürülmesini önlemek için gereken tedbirleri alir. Daha sonra Kain'in çocuklari olur. Bu arada Adem 130 yasinda iken karisi ile tekrar bulusup ondan yeni bir ogul edinir; adini Sit koyar. Sit'in babasi olduktan sonra Adem'in ömrü uzar; uzadikça ogullari ve kizlari olur. Nihâyet 930 yasinda ölür.
Böylece Adem’in zürriyeti yavas yavas çogalir. Fakat ne var ki insanlarin kötülügü Tanri'yi tedirgin eder ve yeryüzüne Adem'i getirmis olduguna nadim olur. Bu nedenle, insanlar, hayvanlar, kuslar vs... olmak üzere yeryüzüne koydugu bütün varliklari yer yüzü ile birlikte yok etmege karar verir. Fakat Lamek'in oglu Nuh kendisine sadik göründügü için bu isi onunla birlikte yapmagi tasarlar. Nuh'un üç oglu vardir ki adlari Sam, Yafet, ve Ham'dir. Tanri Nuh'a bir gemi yapmasini, gemiye karisini, ve ogullarini, ogullarinin karilarini, ve ayrica da canli beden ne varsa (hayvan, kus vs...) disi ve erkek olmak üzere her cinsten ikiser adet almasini, ve yeryüzü üzerine sular tufani getirdigi zaman bu gemi ile denize açilmasini emreder. Nuh, Tanri'nin emrettigi gibi yapar. Bundan sonra Tanri yeryüzünü sular tufanina bogar ve yeryüzünde bulunan bütün insanlari, hayvanlari ve canlilari yok eder. Böylece yeryüzünde sadece Nuh ve Nuh'un gemiye aldiklari kalmis olur. Bundan sonra Tanri tufani sona erdirir ve Nuh'a, yanindakilerle ve bütün canlilarla birlikte gemiden çikmasini emreder (Tekvin, Bap 6: 13-22; Bap 7: 1-24; Bap 8: 1-22).
Nuh, sükran borcu olarak Tanri'ya temiz hayvanlardan kurbanlar keserek takdimelerde bulunur. Bu Tanri'yi pek hosnud eder ve pismanlik duyarak kendi kendisine söyle and içer: "Adamin yüzünden artik topragi tekrar lânetlemiyecegim... ve artik her yasiyan seyi , ettigim gibi, tekrar vurmiyacagim. Yerin bütün günlerinin devaminca, ekme, biçme, soguk ve sicak, yaz ve kis, gündüz ve gece kesilmeyecektir" (Tekvin, Bap 8: 21-22). Ve sonra Nuh'u ve ogullarini mubarek kilip onlara: "Semereli olun ve çogalin ve yeryüzünü doldurun" der (Tekvin, Bap 9: 1-29).
Tufandan sonra Nuh'un ogullarinin çocuklari olur; bunlar ve bunlarin çocuklari daha sonra yeryüzüne dagilacaklar ve cesitli milletleri olusturacaklardir. Sam, sami irkinin, Yafet dogu dünyasindaki irklarin (bu arada Türklerin) ve Ham ise siyah irkin atasi olacaktir; Ham'in oglunun adi Kenân'dir.
Nuh çiftçilikle mesgul olur. Fakat günün birinde fazla sarap içtigi için sarhos olur ve çadirinin içinde çiplak dolasmaga baslar. Ham, babasinin çiplak sekilde bulundugunu görünce durumu kardeslerine haber verir. Kardesleri Sam ile Yafet bir esvap alirlar ve geri geri gidip esvapi babalarinin sirtina koyarlar; geri geri giderek bu isi yaptiklari için babalarinin çiplakligini görmemislerdir. Daha sonra Nuh sarap'tan vazgeçer; ayik oldugu zaman Ham'in yaptigini ögrenir; kendisini çiplak olarak gördügünü anladigi için her ne hikmetse ona karsi düsmanlik besler. Ve sanki kendisini çipak sekilde gördügü için Ham büyük bir günah islemis gibi ona lânetler okur. Lânetlemesini sadece ona degil fakat onun zürriyeti için, hattâ onun hiç suçu olmiyan oglu Kenân'in adini anarak yapar. Söyle der: "Kenân lânetli olsun; kardeslerine kullar kulu olacaktir..." (Tekvin , Bap 9: 25). Bununla yetinmez ve fakat diger iki ogluna, Sam ile Yafet'e, magfiretler dilerken Kenân'in onlara kul olmasi için ayrica lânetlemede bulunur. Söyle der: "Sam'in Allahi mubarek olsun ve Kenân ona kul olsun. Allah Yafet'e genislik versin ve Sam'in çadirlarinda otursun, ve Kenân ona kul olsun" diye dua'lar eder (Tekvin, Bap 9: 20-27).
Görüldügü gibi Nuh, ogullarindan birini, yani Ham'i ve daha dogrusu onun oglu Kenân'i, keyfî olara, hiç yere lânetlemistir. Ve güyâ onun lânetlemesi yüzündendir kölelik kurulusu yerlesmis ve siyah irk, diger irklar tarafindan köle olarak kulanilmistir.
Nuh 950 yil yasadiktan sonra ölür.
Nuh'un oglu olan Sam'in bir çok ogullari ve kizlari olur. Bu ogullarindan biri Terah 'dir. Terah 'in çocuklarindan birinin adi Abrama'dir ki daha sonra Tanri, bu adi Abraham (Ibrahim) olarak degistirecektir.