IX) Musa'nin Tevrat’da tanimladigi Tanri kendi sevgili kavmini (Israil ogullarini) haksizliklara ve hatta hirsizliklara yöneltirken suçsuz ve günahsiz halklari (örnegin Misir halkini) yerden yere vurur:

Tevrat'i kaleme alanlarin baslica marifetlerinden bir de Tanri'yi, her ne kadar "merhametli", "hosgörülü", "olumlu" imis gibi göstermekle beraber, aslinda son derece gaddar, kindar, keyfî ve özellikle Israil ogullarindan gayri milletlere karsi düsman nitelikte bir Yaratan seklinde tanimlamak olmustur. Tevrat'da, Musa ile Firavun arasinda geçen olaylar ve Israilo gullari'nin Misir'dan çikislarini anlatan sayfalar bunu kanitlayan nice örneklerdendir ki kisaca özetlenmege deger.

Yukarda belirttigimiz gibi Yakub'un ogullari, kizkardeslerinin intikamini almak üzere Hamor ülkesindeki bütün erkekleri kiliçtan geçirip kadinlari ve mallari alip götürdükten sonra (Tekvin, Bap 34: 1-31) Tanri Yakub'a görünür ve: "Kalk, Beytele çik ve orada otur... Ve orada Allah'a bir mezbah yap" der (Tekvin, Bap 35: 1).

Yakub Tanri'nin dedigi gibi yapar. Daha sonra Tanri tekrar Yakub'a görünür ve ona adini degistirtigini bildirir ve: " Artik adin Yakub çagirilmayacak, fakat adin Israil olacaktir... Ben kâdir Allah'im, semereli ol ve çogal; senden bir millet ve milletler cumhuru olacak ve senin sulbünden kirallar çikacak, ve Ibrahim'e ve Ishak'a verdigim diyari sana verecegim, ve senden sonra diyari senin zürriyetine verecegim": diye onunla sözlesir. Yakub bu yere Beyt'el adini verir (Tekvin, Bap 35: 10-15).

Adinin Israil''e çevrilmesi Yakub'u hem sevindirir ve hem de gururlandirir, çünkü "Israil" sözcügü "Tanri'ya deger veren, Tanriyla is gören" anlamindadir.

Israil'in gerek Lea ve Rahel adli karilarindan ve gerek onlarin cariyeleriyle olan cinsî münasebetlerinden dogma on iki oglu vardir 1. Bu on iki oglu içerisinde en ziyade Yusuf'a düskündür, çünkü o, ihtiyarliginin ogludur. Bundan dolayidir ki kardesleri Yusuf'u kiskanirlar ve onu öldürmeyi düsünürler. Yusuf'u bir kuyuya atarlar; fakat tam o sirada oradan bir kervan geçmektedir. kervani görünce Yusuf'u kuyudan çikarip kervancilara satarlar. Kervancilar Yusuf'u, Misir'da Firavun'un bir memuru olan Potifar'a satarlar (Tekvin, Bap 37: 12-36; Bap 39:1).

Tanri hep Yusuf'la beraberdir ve yaptigi her seyde ona basari verir. Yusuf yüzünden Potifar'in evine bereket yagdirir. Potifar'in çok güzel bir karisi vardir ve Yusuf'a göz koymustur, çünkü Yusuf çok yakisikli bir delikanlidir. Kadin kendisiyle yatmasi için ona teklifte bulunur, fakat Yusuf efendisine ihânet etmemek için yüz vermez; teklifi geri çevirir. Günlerden bir gün kadin, evde hiç kimsenin bulunmadigini görerek Yusuf'a yanasir ve "Benimle yat" diye israr eder. Buna ragmen Yusuf onunla yatmaz ve kaçmak ister; kadin onun esvabini arkasindan tutar, fakat Yusuf kaçip kurtulmak isterken esvab kadinin elinde kalir. Kocasi eve geldiginda kadin Yusuf'u sikâyet eder; Yusuf'un kendisiyle yatmak istedigini fakat buna razi olmayip haykirmaga basladigini ve bunun üzerine Yusuf'un esvabini birakip kaçtigini anlatir. Potifar Yusuf'a kizar ve onu zindana attirir (Tekvin, 39: 2-23)

Ancak vaki olur ki Yusuf, zindan da Firavun'un iki memuru ile tanisir. Bunlar Firavun'a karsi isledikleri suç nedeniyle zindandadirlar. Bir gece, gördükleri rü'ya'yi Yusuf'a anlatirlar , o da onlara bu rü'yâ'lari tabir eder ve onlardan birinin zindandan çikartilacagini söyler. Tabir ettigi gibi, bunlardan biri zindandan kurtulur ve yine Firavun’un memurlarindan biri olur.

Aradan iki yil geçtikten sonra bir gün Firavun, görmüs oldugu rü'ya'nin tabir edilmesini istediginde, zindandan kurtulmus olan memuru ona, bu konuda Yusuf'a danismasini tavsiye eder. Firavun’un emriyle Yusuf zindandan çikartilip getirirlir. Firavun, Yusuf'un tabirini begenir ve onu kendisine yardimci yapar (Tekvin, Bap 42 ve Bap 45). Yusuf sayesinde Misir ülkesi kitliktan kurtulur; Firavun ona büyük payeler verir, onu basvezir yapar.

Fakat Yusuf'un babasi Israil ve kardesleri, kitlik içerisinde bocalamaktadirlar. Her ne hikmetse Tanri Israil'e yardimci olmamistir; onunla sözlesme yaptigi halde, onu en çok sevdigi insan bildigi halde, çocuklariyle birlikte onu açlik içerisinde birakmistir.

Birakmasi nedeni de her halde onu ve ogullarini Yusuf'a muhtaç duruma sokup Yusuf araciligi ile bolluga kavusturma planlari kurmus olmasindandir. Çünkü Tevrat, bu tür oyunlari oynamakta Tanri’nin pek usta oldugunu ortaya vurmaktadir. Söyleki:

Israil Misir'da bolluk oldugunu duymustur; fakat oglu Yusuf'un orada, Firavun'un veziri olarak büyük bir mevkie sahip oldugundan haberi yoktur. Neden Tanri onu bu haberden yoksun kilmistir bilinmez.

Bu haber üzerine Israil, kendi ogullarina Misir'da bolluk oldugunu ve oraya gidip bugday edinmelerini söyler. Ogullari Misir'a giderler. Yusuf onlari tanir ve olan bitenleri anlatir ve söyle der: "Ben Yusuf'um. Babam hala yasiyor mu? ... Misir'a sattiginiz kardesiniz Yusuf benim. Ve simdi beni buraya sattiginiza kederlenmeyin... Çünkü Allah hayati korumak için .... sizi büyük kurtulusla yasatmak için beni önünüzden gönderdi... Beni buraya gönderen siz degilsiniz, ancak Allah'tir. Ve beni Firavun'a baba ve bütün evine efendi ve bütün Misir diyarina hükümdar kildi" der ve acele babalarinin yanina dönüp, her seyi ona anlatmalarini ister (Tekvin, Bap 45: 1-16).

Daha baska bir deyimle kardeslerine sunu bildirir ki, vaktiyle kendisini kuyuya atmalari, ve kuyudan çikarip kervancilara satmalari, hep Tanri’nin ayarladigi olaylardan ibarettir; her seyi yapan ve yaptirtan Tanri’dir.

Yusuf’un yukardaki sekilde konustugunu ögrenen Firavun, derhal kendisine emredere babasini ve kardeslerini Misir'a getirtmesini söyler. Yusuf Firavun’un emrettigi gibi yapar. Böylece Israil, kendisine âit olan her seyle beraber Misir'a göç eder ve orada yerlesir. Son nefesini bu mutluluk içerisinde verir; onu Kenân diyârina götürüp gömerler.

Görülüyor ki Tevrat'in bildirmesine göre Yusuf'un kardeslerini kendisine düsman yapan, ve Yusuf'u kuyuya attirdiktan sonra geçen kervancilara sattiran, sonra efendisinin karisini ona sarkintilik yaptirtan ve bu yüzden Yusuf'un zindana atilmasina sebeb olan hep Tanri'dir; ve Tanri, bütün bunlari sirf Yusuf'un Misir Firavunu'nun veziri olmasini, yüksek payelere erismesi ve bu sayede babasini ve kardeslerini Misir'a getirtebilmesini saglamak için yapmistir!.

Evet ama her seye kâdir olan bir Tanri'nin, bu tür kötülüklere basvurmadan Yusuf'un babasini ve kardeslerini nîmetlere kavusturmasi mümkün degil miydi acaba?

Her ne hal ise Yusuf yüz on yil yasar; ölecegini anladigi zaman kardeslerine: "Ben ölüyorum, fakat Allah mutlaka sizi arayacaktir ve bu diyardan sizi Ibrahim'e ve Ishak'a ve Yakub'a (Israil'e) yemin ettigi diyara çikaracaktir" der ve ölür (Tekvin, Bap 46-50).

Onun ölümünden sonra Israilogullari Misir'a yararli ve semereli olurlar; türeyip çogalirlar. Ulke onlarla dolar tasar. Fakat aradan yillar geçtikten sonra Misir'in basina, Yusuf'un adini hiç duymamis olan bir hükümdar geçer. Israilogullarinin sayica arttigini gördügü için bunun tehlikeli olabilecegini düsünür ve onlari memleketten kaçirtmak için üzerlerine angarya memurlari gönderir ve onlara eziyet verdirtir. Fakat ne kadar eziyet verdirtirse verditsin Israil ogullarinin sayisi gittikçe artar. Bundan endiseye düsen Firavun, Misirli ebelere emir vererek Ibrani karilarinin doguracaklari erkek çocuklari öldürmelerini ister. Ancak ne var ki ebeler, Allah'tan korktuklari için, emri yerine getirmezler. Bu kez Firavun, bütün kavmina: "Her dogan erkek çocugu irmaga atacaksiniz; ve her kizi sag birakacaksiniz" diye emir verir (Tevrat, Çikis, Bap 1)

Bu emrin uygulanmaga basladigi sirada Levi âilesine mensub bir kari-koca'nin güzel bir çocuklari olur. Onu üç ay boyunca onu gizlerler. Daha fazla gizleyemeyeceklerini anladiklari an sazdan bir sepete koyup irmaga salarlar. O sirada irmakta yikanmakta olan Firavun'un kizi sepeti görür; sudan çikartir ve içindeki çocugu Ibranilerden birinin çocugu oldugunu farkederek acir ve yanina alir.

Bütün bu olan-bitenleri, sepetteki çocugun kizkardesi izlemistir. Derhal Firavun'un kizina giderek: "Senin için Ibrani kadinlarindan emzikli bir kadin çagirayim mi?" diye sorar. "Evet çagir" yanitini alinca gider ve çocugun anasini alip getirir. Çocuk bu kadina, yani anasina teslim edilir ve onun tarafindan büyütülür; sona Firavun'un kizina iâde edilir. Firavun'un kizi onu kendisine çocuk edinir ve ona "Musa" (Ibranice'de Mose) adini verir ki, Misirlilarin dilinde "Sudan çikarilmis kimse" demektir.

Musa büyüyüpte sokaklarda dolasir oldugu günlerden birinde bir Misirli'nin, Ibranî'lerden birini dövmekte oldugunu görür. Etrafina bakinip kimse bulunmadigini anlayinca Misirli'yi vurup öldürür ve sonra kuma gömer.

Ertesi gün yine sokakta dolasirken bu kez iki Ibrânî'nin birbirleriyle kavga ettiklerini görür ve onlari ayirmaga çalisir. Fakat onlardan birinin: "Kim seni üzerimize... hâkim koydu? Misirliyi öldürdügün gibi beni de öldürmek fikrinde misin?" diyerek karsilik verdigini görünce korkuya kapilir; çünkü isledigi cinâyetin etraftan isitileceginden endise eder. Nitekim Firavun olayi duyar ve Musa'nin öldürulmesi için arama emri çikarir. Bu yüzdem Musa, Midyan diyarina kaçar (Tevrat, Tekvin, Bap 2: 11-16). Orada evlenir, çocuklar edinir.

Bu arada Misir kirali ölmüs yerine gelen Israil ogullarina karsi baskiyi ve eziyeti arttirmistir. O kadar ki Israil ogullarinin feryadi göklere çikar, Tanri'ya ulasir. Tanri öylesine zayif bir hafizaya sahip olmali ki, daha önce Ibrahim'le, Ishak'la ve Yakub'la (Israil ile) yapmis oldugu ahidleri ve onlarin zürriyetlerini yücelticegine, mutluluga eristirecegine dâir vermis oldugu sözleri unutmustur. Ve iste simdi Israil ogullarinin iniltilerini isitince ahdini hatirlar ve Misirlilardan öç almak için kurnaz planlar hazirlar (Tevrat, Çikis, Bap 2: 23).

Bu kurnaz plan, Musa'yi araci yaparak Misir'a felâketler yagdirmak ve Israil ogularini Misir'dan kurtarip kendi öz vatanalarina kavusturmak seklinde uygulanacaktir. Bunu saglamak ûzere Tanri, her seyden önce Musa ile görüsmek ister ve ona Horeb'de, yâni "Allah'in dagi" diye bilinen yerde görünür ve söyle der: "Ben babanin Allahi, Ibrahim'in Allahi, Ishak'in Allahi ve Yakub'un Allahiyim... Misirda olan kavminin sikintisini gördüm ve (Firavun'un) angarya memurlari yüzünden onlarin feryadini isittim... Onlari Misirlilarin elinden kurtarmak için ve onlari o diyardan iyi ve genis ve ... süt ve bal akan diyara, Kenân'lilarin ve Hitti'lerin..... yerine çikarmak için indim. Israil ogullarinin feryadi bana eristi... Ve simdi gel, benim kavmim Israil ogullarini Misir'dan çikarmak için seni Firavun'a göndereyim... Ben seninle olacagim ve benim seni gönderdigime senin için isâret su olacak: sen kavmi Misir'dan çikardigin zaman, bu dag üzerinde Allah'a ibâdet edeceksiniz" (Tevrat, Çikis, Bap 3: 1-12)

Bunu söyledikten sonra Musa'ya, yapmasi gereken seyleri belletir: Israil ogullarina kendisini nasil kabul ettirecegini ve Firavun'a neler söyliyecegini ögretir. Firavuna çikis izni vermeyecegini, onun kalbini katilastiracagini fakat en sonunda Israi logullarini kurtulusa çikacaklarini ekler. Fakat bununla da kalmaz bir de kendi kavmi'nin, yâni Israil ogullarinin, Misir'dan çikarken Misirlilara âit ne var ne yoksa her seyi çalip götürmeleri için de su emri verir: "Sen ve Israil ihtiyarlari Misir kiralina gideceksiniz ve ona (sunu) diyeceksiniz: -'Ibranilerin Allahi Yahova bize rast geldi; ve simdi rica ederiz, çölde üç günlük yol gidelim, tâ ki Allahimiz Yehova'ya kurban keselim'-. Ben bilirim ki Misir Kirali... gitmek için size izin verecektir. Ve elimi uzatacagim ve Misir'i... harikalarimla vuracagim ve sizi ondan sonra saliverecektir... Ve vaki olacak ki, gittiginiz zaman, eli bos gitmeyeceksiniz, fakat her kadin komsusundan ve evinde olan misafirden gümüs seyler ve altin seyler ve esvablar isteyecek; ve ogullafinizi ve kizlarinizi onlarla süsleyeceksiniz ve Misirlilari soyacaksiniz". (Çikis, Bap 3: 18-22).

Görüldügü gibi Yahudi Tanrisi, kendi “sevgili” kavmini, kendi insanlarini, hirsizliga, soygunculuga yöneltmektedir.

Ahlâkilikle pek bagdasmayan bu "güzel" tavsiyeyi Musa dikkatlice dinler. Bununla beraber Israil ogullarini kendisine inandirmanin kolay olmadigini düsünerek Tanri'ya söyle der: "Fakat iste bana inanmayacaklar ve sözümü dinlemeyecekler ve -'Rab sana görünmedi-' diyecekler". Tanri Musa'nin bu endisesini hakli bulur ve kendisine mucîzeler yaratma gücünü verecegini bildirerek: "Elindeki degnegi yere at" der. Musa degnegi yere atar; atmasiyle birlikte degnek yilan oluverir. Tanri yine Musa'ya: "Elini uzat (yilani) kuyrugundan tut" der. Musa yilani kuyrugundan tutar: yilan yine degnek haline girer. Tanri Musa'ya: "Elini koynuna sok" der; Musa öyle yapar ve eli cüzzamli olur. Tanri : "Tekrar sok çikar" der, bu kez eli iyilesir, yine teni gibi olur. Tanri kendisine, eger kavmi bu mucîzelere inanmayacak olursa, bu takdirde irmagin suyundan alip karaya dökmesini ve döktügü an suyun kan haline gelecegini bildirir.

Musa, bunlari yeterli bulmaz. Ister ki insanlari cezbedecek sekilde guzel konusma yeterliligine sahib olsun. Tanri'ya, güzel konusma yeteneginden yoksun bulundugunu söyler, söyle der: "Ben söz adami degilim, dilim agir bir adamim". Tanri Musa'ya bunun da çaresini bulacagini, kendisine kardesi Harun'u yardimci verecegini bildirerek söyle der: "Ben senin agzinla ve (kardesinin) agzi ile beraber olacagim, ve yapacaginiz seyi size ögretecegim" (Tevrat, Çikis, Bap 4: 1-17)

Her türlü mucîzeyi yaratmaya kâdir bir Tanri, neden acaba Musa'yi güzel konusur hâle getirmezde ona yardimci olsun diye kardesini verir? Bilinmez.

Musa Tanri'nin kendisine söylediklerini yerine getirmek üzere yola çikar. Yolda Tanri yine ona görünür ve söyle der: "Misira gittigin zaman, senin eline verdigim bütün hârikalari Firavunun önünde yapmaga dikkat et. Fakat ben onun yüregini sertlestirecegim ve (bu yüzden o senin kavmini) salivermiyecektir"

Görülüyor ki Tevrat'in söylemesine göre Tanri, Firavunu kötü bir davranisa zorlamaga kararlidir. Musa'yi, bir takim mucîzelerle kendi kavmini "inanir" duruma getirme yoluna soktugu halde, Firavunu, mucîzelere ragmen "inanmaz" durumda kilmaga, ya da inansa dahi kati yüreklilige dogrultmaga çalismaktadir. (Çikis, Bap 4: 1-17, 21)

Musa Tanri'nin dedigi gibi yapar; kavminin gözleri önünde alâmetleri siralar ve Tanri'nin onlara yardimci olacagini anlatir. Bunun üzerine kavmi Musa'ya inanir ve baslarini igip secde ederler (Çikis, Bap 4: 18-31).

Bundan sonra Musa ile Harun, beraberce Firavunun yanina giderler ve Israil ogullarini salivermesi için Tanri'nin söylediklerini naklederler. Fakat Firavun, Tanri'yi (Yehova'yi) tanimadigini ve Israil ogullarini salmayacagini söyler; üstelik memurlarina emir vererek Israil ogullarini daha agir islere sürer. (Çikis, Bap 5: 1-22).

Bunun üzerine Musa umutsuzluga düser ve Tanri'ya seslenerek: "Ya Rab! Niçin bu kavma kötü muamele ettin? Niçin beni gönderdin? Çünkü senin adinla Firavuna söylemek için geldigim zamandan beri bu kavma kötü davrandi; ve sen kend kavmini asla kurtarmadin" der (Çikis, Bap 5: 22-23)

Fakat Tanri kendisine sabirli olmasini hatirlatir ve:"Firavuna yapacagimi simdi göreceksin... Israilogullarina söyle: Ben (Tanri'yim) ve sizi Misirlilarin yükü altindan çikaracagim... sizi büyük hükümlerle azâd edecegim" diyerek verdigi emri uygulamaga devam etmesini ister. Bununla beraber: "Ben Firavunun yüregini katilastiracagim ... v eFiravun sizi dinlemeyecek, elimi Misir üzerine koyacagim ve (kavmim) Israilogullarini Misir diyarindan büyük hükümlerle çikaracagim" diye ekler (Çikis, Bap 7: 1-6)

Musa ve Harun Tanri'nin emri geregince yaparlar, ve degnekle irmaga vururlar; vurduklari an irmak kana dönüsür ve kokar, baliklar ölür, Misirlilar irmaktan su içemeyip aç kalirlar. Fakat buna ragmen Firavun aldiris etmez, çünkü Tanri yüregini katilastirmistir (Çikis, Bap 7: 20-25).

Bunun üzerine Tanri yine Musa'yi karsisina alir ve Firavun'un yanina girip Israil ogullarini salivermesi için dilekte bulunmasini, salmayacak olursa tehdit yoluna gitmesini söyler. Musa dedigi gibi yapar. Fakat Firavun, Tanri'nin tas gibi yaptigi yüregi nedeniyle, istenileni yapmaz. Musa degnegiyle irmaklar, kanallar, havuzlar üzerine vurur ve o an Misir diyarini kurbagalar kaplar. Firavun telasa kapilir ve derhal Musa'yi çagirtarak Tanri'dan yalvarida bulunmasini ve kendisini ve ülkesini kurbaga felâketinden kurtarmasini ve bu yapilacak olursa Israil ogullarini serbest birakacagini bildirir. Dedigi gibi yapilir fakat Firavun, kurbagalardan kurtuldugu an sözünden döner ve Israil ogullarini salmaz. Çünkü Tanri yüregini katilastirmistir; yapabilecegi baskaca bir sey yoktur (Çikis, Bap 8: 1-15).

Bunun üzerine Tanri Musa'ya yeniden emreder ve Misir üzerine tekrar felâket yagdirmasini ister. Musa yine degnegini kullanir ve bu kez Misir diyarini tatarciklar sarar. Misirli sihirbazlar memleketi tatarciklardan kurtarmaga çalisirlar, fakat basarili olamazlar; Firavun'a gidip bu iste Tanri'nin parmagi oldugunu söylerlerse de Firavun onlari dinlemez, çünkü Tanri yüregini katilastirmistir (Çikis, Bap 8: 16-20)

Musa bu kez, yine Tanri'nin isâretiyle bütün Misir'a at sinekleri yagdirtir. Firavun ve âilesi ve tüm Misir halki, at sinekleri yüzünden perisan olurlar. Firavun Musa'yi çagirtarak Tanri'dan bu felâkete bir son vermesi için yalvarmasini ve Israilogullarini salacagini söyler. Musa onun dedigi gibi yapar fakat Tanri at sineklerini kaldirir. Fakat bunu yaparken Firavun'un yüregini de katilastirdigi için Firavun verdigi sözü tutmaz ve Israilogullarini salmaz (Çikis, Bap 8: 20-32)

Tanri yukardakine benzer felâketleri yagdirma isine devam eder, fakat her kez ayni sonuç saglanmis olur. Ve Tanri yine Musa'ya der: "Firavun'un yanina gir, çünkü ben onun yüregini ve kullarinin yüregini katilastirdim, tâ ki benim bu alâmetlerimi onlarin arasinda göstereyim ve sen de ogluna ve oglunun ogluna Misir'da isledigim seyleri ve... alâmetlerimi hikâye edesiniz ve (benim) Rab oldugumu bilesiniz" der ve bu kez Misir diyarina çekirge yagdirtacagini bildirir. Musa Tanri'nin dedigi gibi yapar ve Misir halki çekirge felâketine ugrar, fakat Firavun Israil ogullarini salmaz, çünkü Tanri yüregini katilastirmistir (Çikis, Bap 10: 3-11).

Ve Tanri, Misir diyari üzerindeki bu oyununu bu minval üzere sürdürürken, yâni bir yandan Firavun'a, Israilo gullarini salivermesi için, felâketler musallat edip diger yandan Firavun'un yüregini katilastirmak sûretiyle Israil ogullarinin özgürlüge kavusmalarini önlerken, nihâyet Musa'yi, Misirlilara karsi soygunculuga hazirlamak üzere söyle der: "Artik Firavun'un ... ve Misir'in üzerine bir belâ daha getirecegim; ondan sonra sizi buradan saliverecektir... Simdi kavmin kulaklarina söyle ve her adam komsusundan ve her kadin kendi komsusundan gümüs seyler ve altin seyler istesin". Bunu söylerken istenilen seylerin kolaylikla elde edilebilmesini saglamak maksadiyle "Misirlilarin gözünde kavma lûtuf verir" (Çikis, Bap 11: 1-3). Daha baska bir deyimle, planladigi soyguna bizzat kendisinin de katilacagini anlatmis olur.

Planin uygulanmasi söyle olacaktir: Gece yarisi sularinda Tanri, Misir'daki bütün ilk dogan insanlari ve hayvanlari öldürtecektir. Bu nedenle bütün Misir diyarinda misli görülmemis bir feryad kopacak ve bu arada Israil ogullari sivisacaklardir. Sivisirlarken Misir'da insandan hayvana kadar hiç bir yaratik agzini bile açamayacaktir. Fakat Israilogullari yedi gün boyunca mayasiz ekmek yemege hazir olmalilardir (Çikis, Bap 11: 4-9; ve Bap 12: 1-29).

Ve bir gece yarisi vaki olur ki Tanri, Misir'da, Firavun'un ilkinden, zindandaki esirin ilkine kadar bütün ilk dogan kisileri ve hayvanlarin ilk doganlarini vurur. Misir'da büyük bir feryad olur.

Bütün bunlar olurken Tanri Musa ile Harun'u huzuruna çagirir ve onlara, Israil ogullari ile konusup kendisine ibâdet etmelerini saglamalarini ve sonra her seyi alip kaçmalarini söyler. Söyledigi gibi olur ve Israil ogullari Misirlilardan gümüs, altin ve esvab ne varsa her seyi isterler ve Misirlilar da istenilen her seyi onlara verirler: çünkü Tanri "Misirlilar gözünde kavma lûtuf" vermistir, yani Misirlialri çömert ruhlu kilmistir. Böylece Israilogullari, Tanri ile isbirligi halinde, günahsiz Misir halkini soymus olurlar (Çikis, Bap 12: 29-36).

Ve Misir'daki 430 yillik bir ikâmetten sonra Israilogullari, bütün bu çaldiklari esyalar, koyunlar ve sigirlarla Misir'dan çikarlar ve baslarinda Tanri (Rab) oldugu halde yola koyulurlar (Çikis. Bap 12: 37-51)

Fakat Tanri bununla yetinmez; Israil ogullarina kendi büyüklügünü ve azâmetini biraz daha belli etmek ister ve Firavun'un ve Misirlilarin yüregini yine katilastirir ve onlari Israilogullarinin pesinden gelmege kiskirtir. Çünkü bu sûretle Misirlilari yeni bir felâkete ugratacaktir. Nitekim Musa'ya denizleri yardirtir ve bu sayede Israil ogullarinin oradan geçmesini saglar. Israil ogullari geçtikten sonra Musa'ya: "Elini deniz üzerine uzat, tâ ki sular Misirlilar üzerine dönsün" der. Musa öyle yapar ve geriden gelmekte olan Misirlilar telef olurlar.

Tanri'nin bu maharet ve marifetleri karsisinda Israil ogullari artik Tanri'dan korkarlar ve bir kez daha Musa'ya inanirlar (Çikis, Bap 14: 17-31).

Iki ay gibi uzun bir zaman yol yürüdükten sonra Isaril ogullari Sin çölüne varirlar. Fakat artik iyice yorulmus ve acikmislardir. Bu nedenle sikâyete baslarlar. Musa bu sikâyetleri Tanri'ya nakleder; Tanri onlara yiyecek-icecek verir. Yine yola devam olunur Misir diyarindan çikislarinin üçüncü ayinda Sina çölüne ulasirlar ve orada konaklarlar.

Tanri Musa'yi çagirtir ve ona, Israil ogullari için yapmis oldugu iyilikleri ve onlari Misir'dan nasil kurtarmis oldugunu tekrarlar ve bunlari gidip Israil ogullarina hatirlatmasini Musa’dan ister (Çikis, Bap 13-19)

Musa halki toplar ve Tanri'nin kendisine söylediklerini anlatir. Tanri Musa'yi tekrar çagirir ve üç gün sonra Sina dagi'nin üzerine inecegini ve halki kendi adina takdis etmesini bildirir. Üçüncü gün gökyüzünde gürlemeler olur, simsekler çakar: Tanri Sina dagina iner; Musa'yi çagirir ve halk tarafindan görülmek istemedigini söyler. Söyle der: "In ve kavme tenbih et, sakin görmek için Rab tarafina siniri geçmesinler... Kavim Sina dagina çikamaz... Daga sinir koy. Sen ve seninle beraber Harun (beni görmek üzere dagin basina çikacaksiniz; fakat kahinlerle kavim Rabbe çikmak için gecmesinler..." (Çikis, Bap 19: 16-25).

Israil ogullarini bu kadar çok seven ve onlari kendi kavmi olarak kabul eden bir Tanri, acaba neden onlara görünmekten kaçinmistir? Bilinmez.

Fakat esasen Israil ogullari da Tanri'dan öylesine korkmuslardir ki eger onu görmeye tesebbüs edecek olurlarsa Tanri'nin kendilerini öldürecegini düsünmüslerdir. Bundan dolayidir ki Musa'ya: "Bizimle sen söyles ve dinleyelim; fakat Allah bizimle söylesmesin, tâ ki ölmiyelim" derler (Çikis, Bap 20: 18-22). Bunun üzerine Musa, Tanri'dan aldigi emirleri ve uyulmak gereken hükümleri Israil ogullarina bildirir (Çikis, Bap 20: 1-17; Bap 21 - 24)

*

Simdi hikâyemizin bu noktasinda yine birazcik duralim ve Tevrat'in birinci Kitabi diye bilinen Tekvin 'le ikinci kitabi diye bilinen Çikis adli kitaplarda yer alan yukardaki olaylari inceleyelim. Gördügümüz sudur ki Tevrat'in tanimladigi Tanri, kendisini Israil ogullarina begendirmek ve kabul ettirmek, ve nihayet onlar tarafindan tapilir hale gelmek cabasindadir. Bunu saglayabilmek için her türlü insafsizliga, her türlü haksizliga ve gaddarliga ve hattâ kandirmalara basvurmaktan kaçinmamaktadir. O kadar ki Yakub'un ogullarini birbirlerine düsman yapmistir; Israilogullarini Misir'a getirdikten sonra Firavun'larin kötü niyetleri yuzünden günahsiz Misir halkini yerden yere vurmustur, vs....

Bütün bunlari okurken kendi kendinize: "Neden acaba Tanri, günahsiz Misir halkini yukardaki sekilde eziyetlere sokar da Firavun'u yola getirmez; getirmek söyle dursun fakat yüregini katilastirir ve bu yüzden Israil ogullari, yani Tanri'nin 'sevgili kavmi', azâb çeker? Ve neden dolayi onlar azâb çektiler diye intikamini Firavun ile birlikte onun suçsuz ve günahsiz halkindan alir?" diye soracaksinizdir.

Ancak her seyden önce sunu bilmemiz gerekir ki "Kutsal" sayilan kitaplarda yazilanlara karsi soru sormak, yine bu kitaplarin bildirmesine göre, büyük suçtur.

Bununla beraber sunu belirtmekten geri kalamayacagiz ki Tevrat'da yazilanlari, "yüce", "âdil", "rahim" ve "dikhakçi" olmak gereken bir Tanri'nin agzindan çikmis seyler olarak kabul etmek güçtür.

Kusku edilemez ki Tanri'yi, Tevrat'in benimsedigi tanimlara sokan ve keyfî, gaddar vs kiliklarda kilanlar, Tevrat'i kaleme alanlardir. Nitekim Tevrat'da yer alan kitaplarin çesitli kisiler tarafindan ve çesitli zamanlarda kaleme alindigi, bilimsel olarak, yani akilci yoldan anlasilmis bulunmaktadir2.

Fakat su muhakkak ki, kimin tarafindan kaleme alinirsa alinsin, bu kitaplar, Israil ogullari diye bilinen toplulugu pesinden sürükleyen, onlara liderlik eden kisilerin amaç ve çikarlarina hizmet edecek sekilde hazirlanmistir. Bundan dolayidir ki bu kitaplardaki Tanri anlayisi, taninmis nice yazarlarin belirttiklerine göre, "seytan" zekâli bir Tanri anlayisini yansitmaktan ileri geçememistir 3.

1 Ogullarin adlari söyle: Ruben, Simeon, Levi, Yahuda, Issakar, zebulun, Yusuf, Benyamin, Dan, Naftali, Gad, Aser (Bkz. Tekvin, Bap 35: 23-26)

2 Bu konuda Bkz. Thomas Paine, The Age of Reason, (Citadel Press, New Jersey, 1974, sh. 58-63' 105-108).

3 ibid. sh. 6