XI) Musa'nin ölümünden sonra Tanri, Israilogullarinin basina Yesu'u getirir ve onu Ürdün ve Lübnan topraklarina saldirtip halklari kiliçtan geçirttirir: Çünkü buralarin fethini daha önce Musa'ya söz vermistir.

Tevrat'ta yazilanlara göre Israil’de, Tanri'nin yüzyüzende bildigi "peygamberler" arasinda Musa'dan daha büyük çapta biri çikmamistir (Tesniye, Bap 34: 12).

Ve iste bu sevgili "peygamber”i Musa’ya Tanri, günlerden bir gün, hangi ülkelerin ve topraklarin fethedilecegini bildirir. Bu fethedilecek olan yerler "süt ve bal" diyari diye bilinen yerlerdir ki bütün Gilead’i, bütün Naftali’yi ve Efraim ve Manasse diyarini ve güneyde Eriha deresinin bütün havzalarini kapsamaktadir. Tanri ona söyle der: "Ibrahime, Ishaka ve Yakuba: -'Senin zürriyetine verecgim'- diye and ettigim diyar budur; ben onu gözlerinle sana gösterdim, fakat oraya geçmiyeceksin" (Tesniye, Bap 34: 4-5).

Musa 120 yasina geldigi zaman Tanri onun canini alir ve Moab diyarinda bir yere onu gömdürür. Tevrat'in söylemesine göre "bugüne kadar kimse onun kabrini bilmez (bulamamistir)" (Tesniye, Bap 34: 6).

Musa'nin ölümünden sonra Tanri, onun hizmetçisi Nun oglu Yesu' a söyle der: "Kulum Musa öldü, ve simdi kalk, sen ve bütün bu kavm... Israilogullarina vermekte oldugum diyara bu Erdenden geçin. Musaya söyledigim gibi ayaginizin tabaninin basacagi her yeri size verdim. Siniriniz çölden ve bu Lübnandan büyük irmaga, Firat irmagina kadar, Hittîlerin bütün diyari ve gün batisina dogru büyük denize kadar olacaktir. Hayatinin bütün günlerince kimse sana karsi duramayacak; nasil Musa ile beraber oldumsa seninle de öyle olacagim..." (Yesu, Bap 1: 1-5)

Ancak Tanri'nin bir sarti vardir ki o da Yesu ile kavminin Kitab'a sadik kalmasi ve Tanri emirlerine uymasidir (Yesu, Bap 1: 7-10)

Bunun üzerine Yesu iki adamini casusluk yapmak üzere Eriha'ya gönderir (Yesu, Bap 2: 1-2). Casuslar Eriha (Jerico) ülkesine geldiklerinde Rahab adindaki bir fahisenin evine siginirlar. Ancak ne var ki Eriha kiralina bu casuslarin geldikleri haber verilir. Bunun üzerine kiral, casuslarin yakalatilmalarini emreder ve adamlarini fahise Rahab'in evine gönderir. Fakat Rahab casuslari gizli bir yere gizlemistir; evini arastirmak için gelen adamlara yalan söyler; Kiral'in adamlari da ona inanirlar ve çikip giderler. Onlar gittikten sonra Rahab casuslara durumu bildirir ve onlari selâmetler; fakat selâmetlerken söyle der: "Ve simdi, rica ederim. Rabbin hakki için bana and edin, madem ki size inayetle davrandim, siz de babamin evine inayetle davranacaksiniz ve bana sadakat nisanesi verin ve babami, anami ve kardeslerimi ve kizkardeslerimi ve onlara ait olanlarin hepsini sag birakacaksiniz" (Yesu, Bap 2: 12-13)

Bunun üzerine casuslar: "Eger bu isimizi açiga çikarmazsaniz, sizin yerinize bizim canimiz feda oldun; ve vaki olacak ki, Rab bize bu diyari verdigi zaman sana inayetle ve sadakatla davranacagiz" (Yesu, Bap 2: 14) diye kadina teminat verirler ve sehrin kusatilmasi ve ele geçirilmesi sirasinda ailesi efradiyle birlikte evde kalmasini, sokaga çikmamasini tenbih ederler. Daha sonra arastirmalarini yapip Yesu'nun yanina dönerek gördüklerini anlatirlar (Yesu, Bap 2: 15-24) .

Yesu ordusu ile birlikte sefere çikar ve Tanri'nin yardimiyle ürdün topraklarindan geçer: Tanri nasil ki vaktiyle Kizildenizi kurutarak Musa'ya ve Israilogullarina yardimci oldu ise, simdi de Ürdün sularini kurutarak Yesu'a yardimci olmustur (Yesu, Bap 3: 1-17; Bap 4: 13, 23-24). Ürdün'ün dogusunda, Erden'in ötelrinde bulunan Amorî'lerin bütün kirallari ve deniz yaninda olan Kenanlilarin kirallari, olan bitenleri ve mucize olaylarini duyduklari için dehsete düserler ve Israil ogullarindan korkmaga baslarlar (Yesu, Bap 5: 1 ve d.)

Ordu Eriha diyarina yaklasirken Tanri Yesu'a emir verir ve ordusundaki insanlari ikinci kez sünnet ettirmesini ister. Çünkü Misir'dan çikis tarihinden sonra Israil ogullarindan bir çogunun sünetsiz olduklari anlasilmistir. Tanri'nin emriyle orduda hiç kimse sünetsiz kalmamis olur (Yesu, Bap 5: 2-8)

Bu is bittikten sonra Yesu, Eriha sehrini kusatir; kus uçurtmaz; hiç kimse sehre giremez ve hiç kimse de sehirden çikamaz. Kusatma'nin baslamasiyle Tanri Yesu'a: "Bak, Eriha'yi ve kiralini ve cesur yigitleri senin eline verdim. Ve siz, bütün cenk adamlari, çepçevre bir kere sehri dolasacaksiniz" (Yesu, Bap 6: 2) der ve yapilmasi gereken seyleri bildirir. Bu talimata göre kusatma 6 gün sürecek ve yedinci gün saldiriya geçilecektir (Yesü, Bap 6: 3-8).

Yesu Tanri'nin emri geregince yapar ve 7ci gün saldiriya geçilmek üzere orduya su emri verir: "... Ve sehir ve onda olanin hepsi Rabbe tahsis edilecek, yalniz fahise Rahab ve kendisiyle beraber evde olanlarin hepsi yasayacak, çünkü gönderdigimiz ulaklari sakladi... Bütün gümüs ve altin ve tunç ve demir esya (Tanri'nin hazinesine âit olacaktir)". (Yesu, Bap 6: 16-20)

Bunun üzerine ordu saldiriya geçer ve sehri alir: "Ve erkek ve kadin, genç ve ihtiyar, öküz ve koyun, ve esek, ve sehirde olanlarin hepsini kiliçtan geçirip tamamen yok (ederler) ..." (Yesu, Bap 6: 19-21).

Bu isler bittikten sonra Yesu, sanki yapilan vahset yeterli degilmis gibi, evvelce casus olarak gönderdigi iki adami saklayan fahise'yi ve ailesini çagirtip agirlar, ve sonra sehrin bastan asagi yakilip yikilmasini emreder (Yesu, Bap 6: 22-24).

Emir geregince askerler: "sehri ve onda olanin hepsini atese verdiler; yalniz gümüsü ve altini ve tunç ve demir esyayi Rabbin evinin hazinesine koydular" (Yesu, Bap 6: 24)

Bu da olduktan sonra Yesu, hiç kimsenin Eriha sehrini yeniden bina etmemesi için su lânetlemeyi yapar: "Bu sehri, Erihayi, kalkip bina eden adam Rabbin önünde lânetli olsun" . Hem de öylesine bir lânetleme yapmistir ki, sehri bina etmeye kalkisacak olanlarin çocuklari öleceklerdir (Yesu, Bap 6: 26)

Ve iste "Kutsal" kitap, bütün bu islerin Tanri'nin yardimiyle tamamlanmis oldugunu ve böylece Yesu'nun söhretinin bütün ülkeyi sardigini hatirlatarak sunu ekler: "Ve Rab, Yesu ile beraberdi, ve onun söhreti bütün diyara yayildi" (Yesu, Bap 6: 27)

Evet böyle diyor "Kutsal" kitap!

Eriha ülkesinin fethinden, halkinin kiliçtan geçirilmesinden ve tüm varliginin çapul edilmesinden sonra sira Ay ülkesine gelmistir. Tanri Yesu'ya, bu ülkeyi de, tipki Eriha diyarina yaptigi gibi, kökünden yok etmesi ve halkini kiliçtan geçirmesi için emir verir; söyle der: "Korkma ve yilginliga düsme; bütün cenk adamlarini kendi yanina al ve kalk Aya çik; iste Ay kiralini ve kavmini ve sehrini ve memleketini senin eline verdim; ve Aya ve kiralina, Erihaya ve onun kiralina yaptigin gibi yapacaksin; ancak mallarini ve hayvanlarini kendiniz için çapul edeceksiniz; sehre karsi arka tarafindan pusu kur" (Yesu, Bap 8: 1-2).

Yesu Tanri'nin emrettigi gibi yapar ve otuz bin askerini sefere hazirlar ve onlara savas taktigini açiklar: "Iste, sehre karsi, arka tarafinda pusuda yatacaksiniz; sehirden çok uzaga gitmeyin, ve hepiniz hazir durun; ve ben ve yanimda olan bütün kavm sehre yaklasacagiz. Ve vaki olacak ki... bize karsi çiktiklari zaman onlarin önünde kaçacagiz; ve biz onlari sehirden ayirincaya kadar ardimizdan kovaliyacaklar... ve siz pusudan kalkacaksiniz ve sehri alacaksiniz; çünkü Allahiniz Rab onu elinize verecek. Ve vaki olacak ki, sehri ele geçirdiginiz zaman, sehre ates salacaksiniz; Rabbin sözüne göre yapacaksiniz..." (Yesu, Bap 8: 4-8).

Bu taktige uygun olarak Ay sehri fetholunur ve sehirdeki 12 bin kisilik halk, kadin erkek, genç ihtiyar tüm olarak kiliçtan geçirilir. Ay kirali bir agaca asilarak öldürülür; cesedi sehrin kapisinin önüne gömülür; üzerine taslar yigilir. Sehir'de varlik olarak ne varsa her sey yagma edilir. Tanri'ya takdimeler sunulur, kurbanlar kesilir. Bu olaylari izlemek üzere toplanmis olan Israil halkina "kutsal" kitabin hükümleri ve Tanri'nin sözleri okunur (Yesu, Bap 8: 10-35).

Böylece Tanri, Israil ogullarina kendisini begendirmis ve saydirtmis olur.



Yesu'nun Eliha ve Ay ülkelerine yaptigini duyan diger bir çok ülkeler dehsete düserler ve Israil ogullarindan gelebilecek muhtemel bir saldiriya karsi koyabilmek için aralarinda anlasmak isterler. Bununla beraber Gideon halki, farkli bir taktik kullanmak sûretiyle kurtulus yolu arar. Gideon, o çevredeki kiralliklarin en büyüklerinden biridir ve halkinin yigitligiyle taninmistir. Uygulamak istedikleri hileli taktik sudur: Kendilerini çok uzak diyarlarda yasiyormus gibi gösterip Israil ile baris anlasmasi yapmak üzere Yesu'a temsilci göndermek.

Nitekim aralarindan seçtikleri temsilcilere eski ve yipranmis elbiseler ve çariklar giydirirler; yanlarina yipranmis torbalar tasiyan esekler, küflü ekmekler verirler. Bu temsilciler Gilgal denen mevkide ordugah kurmus olan Yesu'a giderek söyle derler: "Biz uzak bir memleketten geldik; ve simdi bizimle bir ahit kesin". Onlari dinleyen Yesu sorar: "Siz kimsiniz ve nereden geliyorsunuz?". Onlar cevaben söyle derler: "(Biz) senin Allahin Rabbin adi için kullarin çok uzak bir memleketten geldik; çünkü onun haberini ve Misirda yaptigi bütün seyleri ve Erden ötesinde olan Amorîlerin iki kiralina... yaptigi seyleri isittik, Ve ihtiyarlarimiz ve memleketimizin bütün ahalisi bize söyleyip dediler: -'Yol için elinize azik alin ve onlari karsilamak için gidin ve onlara diyin: Biz sizin kullariniz, ve simdi bizimle ahit kesin-. Yaniniza gelmek için çiktigimiz gün bu ekmegimizi azik olarak evlerimizden sicak almistik; fakat simdi, iste, kurumus ve küflenmistir; ve doldurdugumuz bu sarap tulumlari yeni idiler, ve iste yirtildilar ve yol çok uzun oldugu için esvaplarimiz ve çariklarimiz eskidi" (Yesu, Bap 9: 6-14). Bu sözler üzerine Yesu onlara inanir ve baris yapmak üzere ahitlesir (Yesu, Bap 9: 15).

Söylemege gerek yoktur ki Gideon temsilcileri yalan ve hileye basvurmuslardir; çünkü Gideon ülkesi Israil'lilerin bulundugu yerden uzak degil fakat pek yakindir. Ancak Gideon temsilcilerini bu yola basvurduklari için kinamak dogru olmaz, çünkü canlarini kurtarmak için baskaca yapabilecekleri bir sey yoktu. Öte yandan hile ve yalan yoluna basvuran sadece onlar degil fakat asil Israillilerdi; elde etmek istedikleri seyleri hep bu yoldan saglamagi gelenek edinmislerdi. Bu itibarla Gideon halkini böyle bir yola saptilar diye suçlu saymak güçtür.

Fakat Yesu bu görüste degildir. Nitekim az zaman sonra Gideon'lularin uzak diyarlarda degil fakat hemen civarda oturduklarini kesfeder. Çünkü göç edipte üç günlük bir yürüyüsten sonra kendisini onlarin ülkesinde bulunca, yalan söylediklerini anlar ve neden dolayi yalan söylediklerini sorar. Gideon'lular, yaptiklari isten dolayi nâdim olurlar, özür dilerler ve kaderlerine razi olacaklarini bildirirler; söyle derler: "Senin Allahin ... bütün memlekti size vermek, ve memleketin bütün ahalisini önünüzden helak etmek için kulu Musa'ya nasil emir verdigini senin kullarina kuvvetle bildirildiginden dolayi, sizin yüzünüzden canlarimiz için çok korktuk ve bu seyi yaptik. Ve simdi iste senin elindeyiz; yapilmasi gözünde dogru ve iyi olani bize yap" (Yesu, Bap 9: 24-25).

Kuskusuz ki böylesine samimî ve hakli bir nedene dayali davranis üzerine, "merhametli" bir Tanri'nin elçisi olarak, Yesu'nun, yapacagi sey, Gideonlulari bagislamak olmaliydi. Fakat yine kuskusuz ki Yesu, böyle bir büyüklügü ve asâleti gösterebilecek bir kimse degildi. Her ne kadar onlari kiliçtan geçirmemekle beraber her birini ebediyen köle haline sokar.

Onlari Kiliçtan geçirmemesinin nedeni onlarla ahit yapmis olmasidir; onlari öldürttügü takdirde Tanri'yi öfkelendirmekten çekinir; aslinda onlari köle olarak kullanmanin muhtemelen kendisi ve Israil'liler için daha kazançli olacagini düsünmüs olmalidir ki onlara söyle der: "Ve simdi lânetlisiniz, ve Allahimin evi için sizden odun kesen ve su çeken köleler eksik olmiyacaktir" (Yesu, Bap 9: 23). Böylece Gideon halki, o tarihten sonra Israil'lilere odun kesen ve su çeken köleler haline girmis olur (Yesu, Bap 9: 27).