B) Davud, sehvetinin itisine karsi gelemeyip en yakin arkadasinin karisina, Bat-seba'ya, asik olur ve onunla zinâ eder:
Davud'un, kendisine çok yakin bildigi bir arkadasi vardir; adi Hittî Uriya’ dir. Uriya, çok güzel bir kadin olan Bat-seba ile evlidir ve onunla mutlu bir hayat sürmektedir. Oturduklari ev, Kiral sarayinin yakinlarinda bir yerdedir. Uriya, sik sik ordu ile birlikte savasa gittigi için çogu zaman Bat-seba evde yanlizdir.
Günlerden bir gün Davud, saray'in daminda dolasirken Bat-seba'yi evinin bahçesinde yikanirken görür. Çiplak kadinin güzelligine vurulur ve adamlarini gönderip kadinin kim oldugunu ögrenmelerini emreder. Ögrenir ki kadin, en yakin arkadasi Uriya'nin karisi Bat-seba'dir.
Böyle oldugu halde kadini sarayina getirtir ve onunla zina eder ve kadini gebe birakir. Bunu yaparken Tevrat'daki: "Komsunun karisina tama etmeyeceksin" (Çikis, Bap 20: 17) seklindeki hükme aldiris etmemis, Tanri emrini çignemistir.
Olay'in Tevrat’da anlatilisi söyle: "Ve aksamlayin vaki oldu ki Davud yatagindan kalkti ve kiral evinin dami üzerinde geziniyordu; ve yikanmakta olan bir kadini damdan gördü; ve kadinin bakilisi çok güzeldi. ve Davud (adamlarini) gönderip kadin hakkinda sorusturdu. Ve biri dedi: -'Bu kadin Hittî Uriya'nin karisi... Bat -seba(dir). Ve Davud ulaklar gönderip onu getirtti; ve kadin onun yanina geldi, ve murdarligindan tathir edilmis oldugundan Davud onunla yatti; ve kadin evine döndü. Ve kadin gebe kaldi ve gönderip Davud'a bildirdi ve -'Ben gebe kaldim'- dedi..." (2 Samuel, Bap 11: 2-6)
Kadinin kocasi Hittî Uriya, biraz önce dedigimiz gibi, Davud'un yakin bir arkadasidir ve yukardaki olayin olustugu siralarda cenketmek üzere cephededir. Kuskusuz son derece olgun bir kimse olmalidir ki cepheden dönüsünde karisinin Davud'la yattigini ögrenmesine ragmen gidipte Davud'a serzeniste bulunmaz. Ancak karisiyle artik bir arada yapamayacagini anladigindan evine dönmez. Davud kendisine: "Sen yoldan gelmedin mi? Niçin evine inmedin" diye sordugunda söyle yanit verir: "Efendim! Yoab’la efendimin kullari kirlarda konmuslarken, yemek ve içmek ve karimla yatmak için ben evime mi ineyim?.. ben bu seyi yapamam"
Görülüyor ki Uriya, ihânet gördügü Yoab'i kendisine efendi bilerek onunla birlikte olmaktan mutluluk duydugunu ifade etmektedir.
Davud güyâ onu karisina döndürmek için ugrasir; hattâ bir aralik onunla birlikte yer içer ve onu sarhos eder ve karisinin yanina dönmesini ister; fakat ikna edemez;l Uriya evine, karisinin yanina dönmez (2 Samuel Bap 11: 10-13).
Aslinda Davud'un da diledigi budur, çünkü iyice vuruldugu Bat-seba'yi kendisine kari olarak almak kararindadir. Bunu saglamanin en rahat yolu Uriya'yi ortadan yok etmektir. Nasil olsa Tanri, kötülük yapsa bile kendisinden inâyetini geri almayacagini söyledigine göre ( 2 Samuel 7: 15), Uriya'yi yok etmek gibi bir kötülügü yapmakta sakinca görmez. Düsündügü sey savasin en kizistigi bir aninda Uriya'yi cephe'ye gönderip orada savasirken ölmesini saglamaktir. Bu düsündügünü cephe komutani Yoab'a bildirmek üzere bir mektup hazirlar. Mektupta söyle der: "Uriya'yi siddetli cenkte ön diziye koyun, ve onun yanindan çekilin ki, vurulsun da ölsün" (2 Samuel Bap 11: 15)
Ve Davud, öylesine vicdan sizlamasindan uzaktir ki, bu yazdigi mektubu, huzuruna çagirttigi Uriya'nin eline verir ve onunla Yoab'a gönderir. Zavalli Uriya, hiçbir seyden habersiz olarak mektubu alir ve Yoab'a götürür. Ve Yoab (ki biraz önce belirttigimiz gibi Uriya'nin "efendim" diye sayginlik ve baglilik duydugu bir kimsedir), Davud'un verdigi emir geregince yapar ve sehri kusatma altinda tutarken, Uriya'yi, cephe’de karsi tarafin en güçlü bulundugu bir yere koyar; Uriya orada vurulup ölür (2 Samuel, Bap 11: 17)
Uriya'nin ölümü haberini Yoab en kisa zamanda Davud'a iletir; Davud, muhtemelen Yoab'i teselli maksadiyle kendisine su yaniti gönderir: Bu (yaptigin is) gözünde kötü görünmesin; çünkü kiliç bazen bunu, bazen sunu yer, sehre karsi cengini siddetlendirip onu yik" (2 Samuel, Bap 11: 25).
Uriya'nin karisi Bat-seba, haberi duyunca kocasi için dövünür ve yas tutmaga baslar. Davud sabirla bekler ve kadinin yasi geçince adamlarini gönderip onu evine getirtir ve onunla evlenir. Az zaman sonra ondan bir oglu dünyaya gelir.
Davud'un yaptigi sey Tanri'nin gözüne kötü görünmüstür (2 Samuel 11: 26-27). Ancak ne var ki bu "Yüce!" ve "Kudretli!" ve "Haksever!" Tanri, kendi kendine ahd etmistir ki Davud ne kötülük ederse etsin, ondan inâyetini geri almayacaktir. Sunu da iyi bilmektedir Davud'un simdi Uriya’ya yaptiklarini, O da, Tanri olarak, Davud'un lehine olmak üzere fazlasiyle yapmistir ve örnegin Davud'un efendisi Saul'un karilarini Davud'un koynuna sokmustur.
Bununla beraber Tanri, Natan adindaki elçisi araciligiyle Davud'u azarlamak üzere sunlari söylemekten kendini alamaz: "Ben seni Israil üzerine kiral olarak meshettim ve ben seni Saul'un elinden kurtardim ve efendinin evini sana ve efendinin karilarini koynuna verdim. ve Israille Yahuda evini sana verdim; ve eger bu az gelse idi sana daha neler neler verirdim. Niçin Rabbin gözünde kötü olani yaparak onun sözünü hor gördün? Hittî Uriyayi kiliçla vurdun, ve karisini kendine kari olarak aldin, ve Uriyayi Ammon ogullarinin kilici ile vurdun..." (2 Samuel Bap 12: 7-10)
Bunu söyledikten sonra Davud'a verecegi cezanin ne oldugunu açiklar: Davud'u öldürmeyecektir, fakat onun karilarini herkesin önünde baska erkeklere zinâ ettirecek ve ayrica da Bat-seba'dan olan oglunu yok edecektir. Bu düsündüklerini Davud'a söyle bildirir:
"Iste, kendi evinden sana karsi kötülük çikaracagim; ve senin gözlerinin önünde karilarini alip komsuna verecegim, ve bu günesin gözü önünde o senin karilarinla yatacak. Çünkü sen gizlice yaptin, fakat ben bu seyi bütün Israilin karsisinda, ve günesin karsisinda yapacagim" (2 Samuel Bap 12: 11-12)
Dikkat edilecek olursa Tanri, aslinda asil suçlu olan Davud'tan ziyâde, hiç suçu olmayan karilarini cezalandirma hevesindedir; çünkü yapmak istedigi sey bu kadinlari alip yabanci bir erkegin (daha dogrusu arzu etmedikleri bir erkegin) koynuna sokmaktan baska bir sey degildir.
Öte yandan Bat-seba'dan olan oglunu öldürmek istemesi de Davud'tan ziyâde çougun anasini, yani Bat-seba'yi üzmege yeterli bir seydir. Fakat “Kutsal” Kitab yazarlarinin kendi kafalarindan ortaya vurduklari Tanri'dan, daha baska nasil bir davranis bekleyebilir siniz?
Tanri'nin yukardaki sekilde konusmasi üzerine Davud: "Rabbe karsi suç ettim" der. Ve sanki Tanri, Davud'un bu sekilde konusmasini dört gözle bekliyormus gibi öç almaktan vaz geçer ve Davud'un günahlarini sildigini söyler. Fakat yine de Bat-seba'dan olan oglunu öldürecegini Natan araciligiyle Davud'a bildirir (2 Samuel, Bap 12: 14). Bildirdigi gibi olur ve çocuk Tanri'nin vurusu ile hastalanir, ve yedi gün sonra ölür. Çocugun hastaligi sirasinda oruç tutan ve yataktan çikmayan Davud, oglunun ölüm haberini alir almaz oruc tutmayi keser, yikanip yag sürer, esvablarini giyer ve bol miktar yiyecek içecek getirilmesini emreder ve oturup bu nefis yemekleri güzelce yer. Kendisine sorarlar:"Bu yaptigin sey nedir? çocuk sagken onun için oruç tuttun ve agladin; ve çocuk ölünce, kalktin ve ekmek yedin?"
Davud onlara söyle yanit verir:"Çocuk henüz sagken oruç tuttum ve agladim, çünkü: -'Kimbilir , belki Rab bana lûtfeder de çocuk yasar-' dedim. Fakat simdi öldü, niçin oruç tutayim? artik onu geri getirebilir miyim? Ben ona gidecegim, fakat o bana dönmeyecektir" (2 Samuel Bap 12: 22-23)
Görülüyor ki bu sözleriyle Davut, çocugunun hastaligi sirasinda oruç tutup aglamak sûretiyle Tanri'yi âdeta kandirmga çalismis oldugunu açiga vurmustur; çocuk öldükten sonra bu kurnazliginin artik beyhude oldugunu görmekle de kandirma taktigine son vermis ve kendi kendisine ziyafetler çekmistir. Oysa ki çocuguna düskün, çocugunu seven bir baba asil öldükten sonra üzüntü duyar, ya da hiç degilse midesine hâkim olur. Nitekim Davud'un karisi Bat-seba, oglunun ölmesinden dolayi üzüntüden kurtulamamistir. Davud Bat-seba'yi teselli eder ve o gece onunla yatarak kadini gebe birakir. Bu gebeligin sonucu olarak Bat-seba dünyaya bir oglan dogurur ve adini Süleyman koyar.