XVI. Süleyman'in asip kesmeleri ve benzerî marifetleri:

Tahta çikar çikmaz Süleyman'in ilk isi, mevcudiyetinden korktugu kisileri ortadan yok etmek olur. Bu yok ettiklerinin basinda Adoniya gelir. Oysa ki Adoniya, biraz önce belirttigimiz gibi, büyük bir olgunlukla Süleyman'in kiral olmasina razi olmus, karisiklik çikarmadan tahti ona birakmistir. Bu itibarla öldürülmesi için ortada bir sebeb yoktur.

Adoniya, bu olan bitenlerden muhtemlen haberi yoktur; nitekim Bat-seba'ya basvurur ve Sunemli Abisag'in kendisine es olarak verilmesine araci olmasini diler. Biraz önce gördügümüz gibi Abisag, Davud'un koynuna sokulan kizlardan biridir. Daka baska bir deyimle Adoniya, büyük babasi Davud'un koyun koyuna yattigi (fakat kudretsizlik nedeniyle cinsî münasebtte bulunamadigi) kadinla, yani Abisag ile, evlenmek hevesindedir.

Bat-seba bu dilegi hos karsilar ve ogluna, yani Süleyman'a durumu anlatir; ondan evlilige razi olmasini ister. Fakat Süleyman bunu duyunca öfkelenir, küplere biner ve böyle bir ise araci oldu diye anasini haslar. Fakat öfkesini alamaz ve Abisag ile evlenmek arzusundan baska bir günahi olmayan Adoniya'yi öldürtür. Daha sonra, Adoniya'nin kirallik hevesine yardimci oldu diye Yaob'i yok eder. Az geçmeden Simei'nin kafasini kestirtir (1 Kirallar, Bap 2: 12-46)

Simdi artik ülkeyi yönetmek kolaylasmistir. Fakat tipki babasi ve atalari gibi kurnazliklar siyasetini izlemekten geri kalmaz. Bunu saglamak maksadiyle her seyden önce Misir hükümdari ile iyi iliskiler kurmak ister ve onun kizi ile evlenir. (I Kirallar, Bap 3: 1). Daha sonra, bir yandan Israillilerin milliyetçi duygularini kabartmak ve onlari Tanri'nin "seçkin" milleti seklinde tanitmak sûretiyle, ve diger yandan kendisinin ne kadar büyük bir insan oldugunu, ne kadar hikmet sahibi bulundugunu, ne kadar akilli bir kiral oldugunu anlatmak için hikâyeler uydurur. Bu uydurdugu hikâyelerden biri söyle:

Bir gece rü'yasinda Tanri'yi görür; Tanri ona: "Dile benden ne dilersen" diye sorar. Süleyman da Tanri'ya söyle der: "Ve simdi, ey Allahim Rab, kulunu babam Davudun yerine kiral ettin; ve ben ancak küçük bir çocugum; çikmayi ve girmeyi bilmem. Ve kulun seçtigin kavmin ortasindadir, çoklukça hesap edilemez ve sayilamaz büyük bir kavm. Imdi kavmina hükmetmek için kuluna anlayisli yürek ver ki, iyi ile kötünün arasini ayirt edeyim; çünkü senin bu büyük kavmina kim hükmedebilir?" (1 Kirallar, Bap: 3: 7-9).

Süleyman'in bu konusmasi güyâ Tanri'nin pek hosuna gider; çünkü Süleyman kendisi için ondan ne zenginlik, ne varlik, ne kadin ne saglik, ne uzun bir ömür, hiç bir sey istememis, sadece ve sadece halkini iyi bir sekilde yönetmek için hikmet, basiret, anlayis, ve fazilet istemistir. Bu nedenle Tanri ona söyle yanit verir: "Madem ki sen bu seyi istedin, ve kendin için çok günler istemedin, ve kendin için zenginlik istemedin, düsmanlarinin canini da istemedin, ancak dogruyu ayirt etmek üzere kendin için anlayis istedin; iste senin sözüne göre yaptim; iste sana hikmetli ve anlayisli yürek verdim; Söyle ki, senden evvel senin gibi kimse olmamistir ve senden sonra senin gibisi çikmayacaktir. Ve sana dilemedigin seyi de verdim, hem zenginlik, hem de izzet; söyle ki, bütün günlerinde kirallar arasinda senin gibisi olmiyacaktir. Ve kanunlarimi ve emirflerimi tutmak için baban Davudun yürüdügü gibi sen de yollarimda yürürsen, o zaman ömrünü uzatirim:. (1 Kirallar, Bap 3: 11-15).

Bunun üzerine Süleyman uyanir ve anlar ki bu bir rüyadir. Fakat rüya gerçeklesir ve Tanri Süleyman'a hikmet, zenginlik, söhret, azamet ve özellikle bol sayida kadin ve cariye verir. Tanri'nin verdigi hikmet sayesinde Süleyman kisa bir zamanda âdil bir hükümdar olarak taninir. Onun bu söhreti daha sonraki yüzyillar içerisinde sürecek ve her yerde iyi adâlet dagitimi vesilesiyle "Süleymanin adâleti gibi" seklindeki sözler ata sözleri haline gelecektir.

Süleyman'in adâleti (!) konusunda “Kutsal” kitap (Tevrat) su hikâyeye yer verir: Günlerden bir gün iki fahise kadin Süleyman'a basvururlar ve ayni evde oturduklarini, ayni zamanda çocuk sahibi olduklarini ve fakat çocuklardan birinin öldügünü, ve kalan çocugun kime âit oldugu hususunda aralarinda anlasmazlik çiktigini söylerler; anlasmazligin giderilmesini dilerler. Süleyman: "Bana bir kiliç getirin" der ve getirilen kilici adamlarindan birine vererek: "Sag kalan bu çocugu ikiye bölün ve yarisini (kadinlardan) birine, ve yarisini ötekine verin" der. Kadinlardan biri: "Aman efendim, sag olan çocugu ona verin, aman onu öldürmeyin" der. Öteki kadin ise: "Ne benim ne senin olsun, ikiye bölün" diye istekte bulunur. Bunun üzerine Süleyman, çocugun birinci kadina verilmesini ve çünkü çocugun öldürülmesine gönlü razi olmadigini ve bu nedenle asil ananin o oldugunu bildirir. Bütün Israil bunu isitince Süleyman'dan korkarlar çünkü Tanri'nin ona, halka hükmedebilmesi için, hikmet verdigini düsünürler (I kirallar Bap 3: 16-28).

Basit ve kültürsüz halk yiginlarinin kolaylikla kanacagi bu tür uydurma hikâyelerden gayri Süleyman, Tanri'ya evler, kasaneler, ibadet yerleri yapar ve adaklar adar. Fakat asil ustaligi Tanri'ya yaranarak halk lehine ihsanlar ve vaadlar almak konusundadadir. Bunlardan bir kaç örnek olmak üzere Tevrat’da yazilanlardan su örneklere göz atalim:

"Ya Rab, Israilin Allahi, ne yukarida gökte ve ne asagida yerde senin gibi Allah yoktur; sen bütün yürekleriyle önünde yürüyen kullarinla ahdi ve inayeti tutarsin; sen babam Davud kuluna vadettigini tuttun... Ve simdi ey Israilin Allahi, niyaz ederim, babam Davud kuluna söyledigin söz dogru çiksin... Kavmin Israil sana karsi suç ettikleri için düsman önünde vuruldugu zaman tekrar sana dönüp ismini ikrar ederlerse; ve bu evde sana dua ve feryat ederlerse, o zaman gökte isit ve kavmin Israilin suçunu bagisla ve babalarina verdigin diyara onlari tekrar getir..." (I Kirallar, Bap 8: 23-65)

Bu yalavarilar, bu dualar ve bu övgüler yaninda Tanri'ya mezbahlar, evler, mabedler yaptirtmaga devam eder. Tevrat’in bildirmesine göre Tanri, bu tur övgülere ve gösterilere fazlasiyle ihtiyaci duymus olmali ki Süleyman'in yaptiklarindan hosnud olur ve onunla tekrar söylesmek ve vaadlerini hatirlatmak ister. Bu nedenle ona Gibeon diyarinda ikinci kez görünür ve söyle der:

"Önümde yaptigin duani ve yalvarisini isittim; ismimi ebediyen oraya koymak için yaptigin bu evi takdis ettim; ve gözlerim ve yüregim daima orada olacaktir. Ve sen, bütün sana emrettiklerime göre yapmak için, baban Davudun yürüdügü gibi önümde yürek bütünlügü ve dogrulukla yürürsen ve hükümlerimi ve kanunlarimi tutarsan, o zaman Israil tahti üzerinde senden bir erkek eksik olmiyacaktir, diye baban Davuda vadettigim gibi Israil üzerinde senin kiralliginin tahtini ebediyen pekistiririm.. Fakat siz ve çocuklariniz, ardimdan yürümekten dönerseniz ve... gidip baska ilahlara kulluk ederseniz ve onlara tapinirsaniz, o zaman Israili kendilerine verdigim diyardan söküp atacagim..." (1 Kirallar, Bap 9: 3-10).

Görülüyor ki, “Kutsal” kitabin bildirmesine göre Tanri, Süleyman'i ve halkini, bir takim vadlerle kendisine taptirma hevsindedir. Nitekim Süleyman, bu sayede san ve söhretce ve zenginlikçe ve hikmetçe dünyanin bütün kirallarindan üstün olur; yer yüzünün her yönünden kirallar ona arabalarla hediyeler, altinlar, gümüsler gönderirler; gelip onu ziyâret ederler. Ünlü Seba kiraliccesi bile altin ve degerli taslar yüklü develerle ve çok büyük bir alayla Yerusalim'e gelir ve onunla konusur; ona hayran kalir ( 1 Kirallar, Bap 10: 1-11).